Kayserim.net | Kent Vizyonu - Yaşam Rehberi
Üye Ol

Roma Şehri Dönemi

Kappadokia, M.S. 17 tarihinden itibaren Roma’nın bir eyaleti olarak tarih sahnesine
çıkmıştır. Germanicus bu tarihte Kappadokia’yı Roma’ya bağlı bir il olarak teşkilâtlandırmış ve Roma’da ölen Archelaos’un bölgesi olan Klikya bölümünü Suriye iline eklemiştir.
 Kuzeyde Samsun (Amisos) dan Doğuya doğru Karadeniz (Pontus Euxenus), Doğuda Fırat ve Büyük Ermenistan, Güneyde Toros dağları, Batıda Galatia ve Pamphylia ile sınırlı bir eyaletin baş şehri daima Kaisareia olmuştur.
 Kaisareia, “Konion” denilen eyalet genel meclis tarafından idare edilir ve en büyük idarî amir olan Roma’dan gelen bir memur bu meclise başkanlık ederdi. Önceleri bu memurların tek vazifesi maliye işleri iken, M.S. 72 yılından itibaren atlı sınıfından “İmparatorluk Valisi” sıfatı ile idareciler tayin edilmiştir. Roma İmparatorları zamanında Kaisaeria’de geçen önemli olaylar şöyledir:

 

 1-Tiberius (M.S. 14-37)
 Bu dönemde Kaisaeria’da büyük bir zelzelenin olduğu, belki buna bağlı olarak eskiden beri Kappadokia’da krallarının Roma’ya ödedikleri vergilerin azaltıldığını kaynaklardan öğreniyoruz.
 2-Nero (M.S. 54-68)
 Kappadokia Valiliğine Paetus (M.S. 61-62 ) tayin edilmiştir.
 3-Vespasian (M.S. 69-79)
 Yeni idarî düzenlemeler yaptı M.S. 74 yılında Doğu Anadolu ve Kappadokia’yı Gallatia iliyle geniş çaplı bir yol ile birleştirdi. Bu bölgeyi Fırat yörelerinden gelen barbarların saldırısından korumak için iki Roma Legionunu buraya yerleştirdi.
 Kappadokia eyaleti “Proproetor” rütbesinde Pompeius Collega isimli bir valiyi gönderdiğini üzerinde П PΣΦβΣUTnS  (İmparator Valisi ) ibaresi yazılı sikkeden anlıyoruz.
4-Titus (M.S. 79-81)
Bu zamanlarda eyaletin Valisi olan Aulus Ceasennis, Galatia ve Kappadokia yollarını
yaptırmıştır.
5-Nevra (M.S. 69-98)
Roma   kolonia     öneminde   eyaletler   imparatorluğa   tam   bağlı   olmayıp   bir   takım
özerkliklere sahipti. Nitekim Kaisareia da “Konion” denilen bir meclis tarafından iç işlerinde özerk bir şekilde idare ediliyordu. Bu durumu İmparator Nevra’nın Kaisareia’da basılan ve üzerinde (Halkın Hürriyeti) yazılı sikke çok iyi bir şekilde ifade etmektedir.
6-Traian (M.S. 98-117)
 Bu devirde Kappadokia, Roma’lıların Part’lara karşı sınır bölgesinin merkezi olmuş bu sebeple askeri yollar ve köprüler yapılmıştır (M.S. 107-114). Traian, M.S. 114 yılında Gallatia-Kappadokia çift eyaletini yeniden ayırıp, her ikisinin başına birer vali tayin etmiştir. Bu ayrımdan sonra Pontus Gallaticius, Pontus Polemon İanus ve Ermeni Krallığı, Kappadokia eyaleti sınırları içinde kalmıştır.
 Krallık zamanından itibaren bir darphaneye sahip olan Kaisareia’da İmparatorun 6. Konsüllüğü sırasında (M.S. 112-117) çok fazla sikke kesilmiş olması İmparatorluğun doğudaki genişleme politikasına finans sağlama maksadını gütmesinden olsa gerekir.  Ancak bu sebepten dolayı Roma yönetiminin ciddî bir enflasyona sürüklendiği bilinmektedir.
 
M.S. 2. Yüzyılın ilk yarısında  Batlamyus tarafından yapılmış Anadolu haritası
 
7-Hadrian (M.S. 117-138)
 M.S. 129 senesi ikinci yarısında doğu sınırından kalkarak Meliten’edeki Malatya legionu denetlemek için Kappadokia’ya gelen Hadrian’ın Kaisareia’ya da uğradığı üzerine “XII Legio Fulminite” yazan sikkeden tahmin edilmektedir.
 Tyche (Fortuna) tapınağının da bu devirde yapıldığı zannedilmektedir.
8- Septimus Severus (M.S. 193-211)
 Severius ve Niger arasındaki çatışmada Kappadokia yeni Askeri olaylara sahne olmuştur. Severius’un  Mesopotamia politikası icabı askeri önemi artmış olan Kaisareia’ya bir Roma garnizonu yerleştirilmiştir.
 Bu zamanda yeni tapınaklar yaptırılmıştır. Altı sütunlu imparator tapınağı ile Tyche tapınağının paralar üzerinde resimleri vardır.
 Yine bu dönemde bir imparator kültü kurulmuş ve bu inanış bir dağ kültü ile birleştirilmiştir. Ayrıca Kaisareia stationu yapılmış veya eskisi geliştirilerek batının önemli şehirlerinde olduğu gibi yarışmaların merkezi haline getirilmiştir, bütün eyaletten gelen yarışmacıları katıldığı “Koinoc” denilen şenlikler en çok Carracalla ve kardeşi Geta adlarına düzenlenirdi. İlim adamlarının ve sanatçıların bu merkezde toplanmaları ve şenlikler düzenlemeleri Roma’da olduğu gibi mutlaka Julia Domna’nın gayretleri ile olmakta idi. Bu şenlikler Koinc Filedelfia veya Severia Filedelfia denilirdi. Halkın Latinleştirilme hareketi böylece devam etmişse de yerli halk önceleri Grekleşmeye karşı koyduğu gibi şimdi de Latinleşme hareketine karşı koymuştur.
 Kaisereia’nın  bu dönemde ticarî bakımdan da ön plânda olduğu Symrna (İzmir) ile müşterek basılan “Omonia” sikkelerinden anlıyoruz. Bu iki kent arasındaki ekonomik birliği belirtmek üzere “homonoia=birlik” damgası vurulan ve ön yüzünde Septimius Severus, Julia Domna ve Caracalla portrelerini taşıyan ve sikkelerde bazen Smyrna (İzmir), bazen Kaisareia adının önde yazılmasına bakılarak İzmir veya Kaisarei’da basıldığı anlaşılmaktadır. Kaisareia’da basılan sikkelerde şehrin amblemi olan Argios (Erciyes) dağı, sulhun sembolü olan palmiyeler arasına konulurdu. Şehrin ismi ise Eusebia veya Kaisareia olarak yazılırdı.
 Kaisareia’ya yine Septimus Severus zamanında başlayarak Neokoros’luk ünvanı verilmiş ve bu daha sonra ikileştirilmiştir. İkinci Neokorosluk ünvanı ise Gordianus Pius sikkelerinde sık rastlanır ki bunun Severus Alexander zamanında verilmiş olduğu iddia edilmektedir.
 
Omonia sikkesinin
 
 YÜZÜ : AVK.......CΣOVHPOC
DİĞER YÜZÜ: CMVPNAIΩKAICAPΣ


        
                
            Elagabalus’un (M.S.218-222) Kayseri’de Basılmış Sikkesi
                                    Sunak Üzerinde Erciyes

9-İmparator Severus Alexander (M.S. 222-235)
 Bu imparator döneminde, ikinci İmparator kültünün kurularak dağ kültü ile bireştirildiği Kayseri, Sasani Kralı ARTAKSERKES tarafından bütün Kappadokia ile beraber ele geçirilmiş fakat bu işgal uzun sürmemiş ve Roma ile barış yapılarak çekilmişlerdir.


 10-İmparator Gordianus III (M.S.238-244) 
 Bu imparator zamanında doğuda Pers tehlikesi devam etmiş ve buna karşılık şehir surları yaptırılmıştır. Gerçi bu surların Ariobarzanes veya Roma İmparator’u Caesar’ın emriyle M.Aurelius tarafından yaptırılmış olduğu iddiaları da olmakla beraber Gordian III ve karısı Trankullina adına bastırılan sikkelerde surların yapılış veya onarımı ile ilgili ifadeler vardır.

                               Gordianus III’ ün Bronz Sikkesi:
                                       (ENTIX: SURLA ÇEVRİLİ
                                             KAI: KAYSERİ
                                            BNE: 2.NEOKROSLUK
                                            ETA: 4 YIL) 

Yani  Gordianus’un 4. Hükümdarlık yılında (241) basılmış olan bu sikkeye dayanarak şehrin M.S.241 yılında surlarla çevrilmiş olduğu kabul edilmektedir. 

11-İmparator Valerian (M.S. 253-260)
Bu İmparator  zamanında Pers tehlikesi devam etmiş ve nüfusu 400.000 kişi olan Kaisareia, Pers kralı Şapur tarafından işgâl edilmiştir. Fakat Valerian’ın Kappadokia üzerine yürümesi üzerine Şapur tarafından yakalanarak esir edilen (M.S.260 yılının haziran ayı) Valerian, zincire vurularak aşağılanmıştır.
Şapur esir imparatoru da yanına alarak önce Antakya’yı ele geçirmiş yağmalamış, yıkmış ve yakmıştır. Halkı ya öldürmüş veya köle etmiştir. Tarsus ve diğer birçok şehir aynı akibete uğradıktan sonra Kappadokia eyaletinin başşehri Kaisereia kuşatıldı. Buradaki kumandan Demosthenes ve halk, şehri yiğitçe müdafaa ettilerse de harp esiri bir hekimin düşmanca işkence altında surun zayıf noktalarını ifşa etmesi üzerine gece baskını ile şehir alındı. Binlerce şehirli en acımasız işkencelerle öldürüldü. Bunların cesetleri derin vadileri dolduruyordu. Şapur, talan ettiği bütün malları ve hazineleri alarak İran’a döndü. (M.S.260) Şehri kahramanca savunan Demosthenes ise birkaç adamı ile kaçarak canını kurtara bildi  .Valerian ise, esareti bitmeden öldü. Hangi yıl? nerede? nasıl ? öldüğü bilinmiyor.
M.S. 254 ve 267 de Got’ların iki defa Kappadokia’ya hücum etmesinden başka M.S. 262 veya 270 yıllarında Palmyra Kraliçesi Zenobia, Kappadokia’nın tamamı ile Gallatia’yı ele geçirerek İznik önlerine kadar ilerlemiştir.
 Arka arkaya gelen bu işgaller ve o sıralarda vuku bulan zelzele, büyük ve güzel bir şehir olan Kaisareia’nın yakılıp yıkılmasına sebep olmuşsa da şehir hiçbir zaman terk edilmemiş ve yıkılan yapıların yerlerine yenilerini yaparak Kaisareia çok geçmeden yeniden kalkınmıştır.  Ancak bu tarihten sonra şehir “Eskişehir” tepelerinden kuzeydeki ovaya doğru yayılmaya başlamıştır.
Şapur’un seferinden sonra yaklaşık olarak yüz yıla yakın bir süre Kaisareia’nın tarihi hakkında bilgi veren kaynaklar bilinmemektedir.
Kaisareia M.S. üçüncü yüzyılın başlarında Kappadokia’nın baş şehri olmakla beraber Hıristiyan dininin de ilmî merkezi hüviyetinde idi. Bu sırada Kayseri-piskoposu Fermilian isimli birisi idi ve Hıristiyan dünyasında Filistine giden ilk Hacı olarak bilinmektedir.
Ayrıca 3. yüzyıl sonlarında Aleksander adında Filistin’e hac eden bir Kappadokia piskoposundan haberdarız. 
Bu asırda Perslerin istilâları sebebi ile rahatsız olan Hıristiyanlar’ın şehrin dışındaki ücra köylerde toplandıkları anlaşılmaktadır.
 
 12- İmparator Julianus Apostata (M.S.361-363)
 Roma hakimiyeti Anadolu’da devam ederken Kappadokia eyaletinin başkenti olan Kaisaria 4. yüzyılda en parlak devrini yaşamaktadır. M.S. 345 yılının ikinci yarısında Roma İmparator’u Constantius’un emri ile müstakbel Roma İmparatoru JULİANUS, Kaisareia’ya sürgün gönderilir. Bu sürgün yerinin “Fundus Macelli” (İmparatorluk Çiftliği veya Makali Köyü )  ismi ile anılan bir yer olduğu bilinmektedir. Macellum, Argaios’un (Erciyes) verimli yamaçlarında ve Kasareia’dan birkaç saatlik uzaklıkta bahçesinde havuzu olan, yeşilllik ve ormanlarla çevrili bir saraydı. Burada prensler ikâmet ederdi. Macellum’un yeri konusunda şüphe olmakla beraber, bugünkü Sakar Çiftliği, Hisarcık, Talas, Keykubat, veya Zincidere gibi bir yerde olabileceği ve buradan 7 kilometre uzaklıktaki Ermiş Mamas’ın (Mar Mama Kilisesi)  mezrasına kadar uzandığı sanılmaktadır. Julianus, içinde hamamlar ve kaynaklar bulunan bu çiftlikte altı yıl boyunca üvey kardeşi Gallus’la birlikte yaşamıştır. Tevrat ve İncil’i incelemiş ve kendisine ters düşen yerlerini açıklamaya çalışmıştır. Bu tarihte Kaisareia’da bulunan Arian Piskoposu Georgius’un felsefe ve güzel söz söyleme sanatını anlatan kitaplarla dolu çok zengin kitaplığından oldukça istifade etmiştir. Fakat düşük karakterli bir papazın uygunsuz davranışlarından dolayı Hıristiyanlık’dan nefret eder hale gelmiştir.
 Roma İmparatoru Constanius doğuya sefere giderken bu sürgünde bulunan iki prensin durumlarını kendi gözleriyle görmek için Kaisareia’ya uğramıştır. Nihayet M.S. 351 yılının ilk aylarında Roma tahtının boşalması üzerine kardeşi Gallus, Macellum’den saraya çağrılınca Julianus’da beraberinde Kaisareia’dan ayrılmış böylece sürgün hayatı sona ermiştir.
 Julianus imparator olunca hiç sevmediği Basileios’a(Büyük Basileios) yazdığı bir mektupta; “Ben Kaisaria şehrine yürümekte iken senin bana 2000 altın yollamanı emrediyorum. Bu sırada ben henüz büyük yolda olacağım ve en kısa zamanda Perslere karşı savaşa girişeceğim. Eğer bana boyun eğmezsen bütün Kaisareia şehrini yakacağım, bütün eski ve güzel binaları tahrip edeceğim, tapınak ve heykelleri yeniden onaracağım. (Julianus, putperest olduğu için Basileios’u Hıristiyanlık yapılarını yıkıp, putperestlik tapınaklarını onarmakla korkutmaktadır), ki bütün dünyayı Roma İmparatoruna boyun eğdiğine ve O’na hiçbir zaman isyân edilmemesi gerektiğine inandıracağım” der.
 Nitekim Aralık 361 tarihinde imparator olan Julianus Apostata(M.S. 361-363) bir sene sonra, yani 362 senesinde Antiochia’ya giderken uğradığı ve hiç sevmediği Kaisareia’daki Zeus ve Apollan tapınakları ile Fortuna tapınağının Hıristiyanlar tarafından tahrip edildiğini görünce, sinirlenerek şehirdeki bütün kiliseleri yıktırttı ve Kappadokia’nın baş şehri Kaiseria’yı şehir listesinden silip, Kaiseria adını kaldırarak yeniden Mazaka’ya değiştirdiğini,  şehir ve çevresindeki kiliselerin mal ve paralarının işkence ile ortaya çıkartılmasını, rahip sınıfının askere alınmasını ve bütün Hıristiyanların köylüler gibi vergi ödemesini emrettiğini görüyoruz.  
 Bundan sonra Kayseri’de fazla oyalanmayarak Tyana’ya geçti.26 Haziran 363 de Pers savaşlarında öldürüldü .
  Bu dönemlerde Kaisareia, Grek-Ermenistan coğrafyasında etkili bir lık merkezi olma özelliğini devam ettiriyordu. Ermeni milletini paganizmden çevirerek  yapan (M.S. 288-301) Krikor Lusavoriç’i yetiştirmiş ve Lusavoriç’ten sonra da Ermeni cemaatinin dinî reislerinin atamasında daima söz sahibi olmuştu. Nitekim Lusavoriç’ten sonra onun oğulları I.Arisdages (M.S. 326-333) ve I. Vırtanes (M.S. 333-341) Vırtanes’in oğlu I.Husig (M.S. 341-347) ve yine aynı soydan gelen Aziz Nerses (M.S. 353-363) hep Kaisareia’da ilâhiyat tahsili yaptıktan sonra yine Kaisareia başpiskoposunun onayı alınarak Ermeni gatoğigosu olmuşlardı .
  
 13- İmparator Valens ( M.S. 364-378)
 Önceki imparator Julianus Apostata’nın çok tuttuğu eski kumandan Procopius Kappadokia eyaletinde bulunan büyük çiftliğinde gizleniyordu. Jülianus’un ölümü üzerine Valens başa geçince onu çiftliğinde tevkif ettirmek istedi ise de Procopius buradan kaçarak İstanbul’a geldi. Sağda solda bir müddet gizlendi. Valens’in İran sınırındaki durumu yerinde incelemek üzere Suriye eyaletine gitmiş olduğu bir sırada, 365 yılı sonunda Procopius imparator olarak tanındı. Bu sırada Kaisareia’da bulunan ve ayaklanmayı burada öğrenen Valens, canının korkusuna düşüp imparatorluğu bırakmaya niyetlendi ise de kumandanları buna mani oldular. Procopius’un kuvvetleri üzerine yürüyüp onları dağıttılar ve Procopius’u esir aldılar. Valens, Procopius’un başını kestirdi. (M.S. 366 yılı başı)
 Valens, 371 yılında Kappadokia eyaletini ikiye ayırmış ve Kaisareia da “Kappadokia Prima” denilen kuzey kısmının Metropolisi (Başşehri) olarak kalmıştır.
 365 yılında toplanan Aşdişad Konsili• kararlarından sonra 369-370 yıllarında  Kayseri’ye bir hastane yapıldığı kaynaklarda belirtiliyor. Bu hastanede cerrahi ve enfeksiyon hastalıklar konusunda uzmanlaşmış hekimler bulunuyordu. Kanonakir denilen kurallara göre bu hastaneden vergi alınmadığı gibi aksine burası için ayrıca vergi toplanıyordu. Hastalığı tespit edilen kişilerin ise evlenmeleri fuhuş yapmaları ve hatta çocuk aldırmaları yasaklanmıştı .
 Bu tarihlerde Aziz Basileios, geleneksel olarak Ermenistan patriklerini takdis etme ayrıcalığına sahip olan Kaisareia başpiskoposu olarak bulunuyordu. Ermeni kralı Bab’ın bu geleneğin dışına çıkarak Şahag’ı patrik olarak atamasına itiraz etmesi ile Ermeni kilisesi ile Grek kilisesi arasındaki ilk kopuş başlamış oldu  .
 Bundan sonra Kaisareia Roma İmparatorluğunun toprağı olarak bu devletin kaderini paylaşmıştır.  

B- BİZANS DÖNEMİ
M.S. 395 yılında imparator 1. Teodos’un ölürken Batı imparatorluğuna bir oğlu Honorius’a, Doğu imparatorluğunu diğer oğlu Arkadius’a bırakınca, Doğu Roma (Bizans) imparatorluğu fiilen doğmuş oldu. Kappadokia bölgesi de Bizans’ın hissesine düşen 7 piskoposluktan biri olarak varlığını sürdürdü. 
1-Prokopios(M.S.550)
 Prokopios’un anlattığı dönemde şehir henüz bugünkü yerinde değildi. Erciyes Dağı’nın eteklerinde bugünkü Battalaltı ve Esenyurt semtlerinin çevresindeydi. III. yüzyılda inşa edilen sur duvarları bakımsızlık nedeniyle oldukça yıpranmıştı. Roma döneminde kentin önemli bir merkez olması nedeniyle oldukça fazla nüfusu vardı. Bu nüfus nedeniyle eski şehir çok uzun sur duvarlarıyla çevrilmiştir.
Prokopios, şehrin bu durumunu belirttikten sonra, imparator Justinianus’un şehrin etrafında gerçek emniyeti sağlayan bir duvar yaptırdığını anlatır. Şehrin bu haliyle, hücum yapılsa bile kolaylıkla ele geçirilemeyeceğini de belirtir.
Yine bu dönemde surlardan başka kilise, sağlık yurdu, halk hamamları ve zengin şehirlerin bir göstergesi olan birçok yapının da yapıldığını ifade eden Prokopios, kentin bu haliyle Romalıların eyalet şehri diye adlandırdıkları metropolis haline geldiğini anlatır.
2-Kaiseria’nın Persler Tarafından Elegeçirilmesi
 M.S 574 senesinden itibaren şehrin ve bölgenin sıkıntıları başladı. Büyük aralıklarla tekrarlanan Pers saldırılarının en önemlisi Şahen komutasındaki Pers ordusunun Kaisareia önlerine kadar gelmesidir. Asıl hedefi Ermenileri yok etmek ve de Bizansa bir ders vermek olan Şahen, şehirde bulunan çok sayıdaki Ermeni’nin beyi olan Vasak Ardzıruni’yi esir aldı. Ardzıruni, Persler arasında büyüdüğü ve pek çok nakharar gibi tamamen İran eğitimi aldığı halde , Bizans ordusuna hizmet etmişti ve orada gösterdiği cesaretle Hüsrev’in komutanlarını zor durumlara sokmuştu. Bu Ermeni önderi Kaiseria kapıları önünde çarmıha gerilerek öldürüldü (M.S. 611). Persler ise, daha sonra Bizans ordularının dönmesi ile Kaisareia’yı terk etmek zorunda kaldılar.
 Ancak Küçük Asya’nın hakimiyetini elinde bulunduran Bizanslıları Pers saldırıları sık sık rahatsız etmekte idi. 610 yılında Bizans tahtına oturmuş bulunan İmp.Herakleios, bu işe kesin olarak son vermek ve Persleri Küçükasya’dan çıkarmak için Ermeni hudutları çevresinden bir dizi sefer başlattı ve Persleri arkadan çevirdi. 5 Nisan 622 tarihinde Konstantinopolis’ten gemiye binen imparator, Akdeniz sahillerinde karaya çıktı. Doğruca Kaiseria’ya gitti, oradan meşhur Persli Şahrvaraz komutasında yarımadanın kuzeybatısında faaliyet gösteren Pers ordusunun mevzilerini çember içine aldı. Böylece Persler Kappadokia ve Pontos’tan kesin olarak atılmıştı ki Avrupa’da başlayan Avar istilâsı yüzünden Konstantinopolis’e dönmek mecburiyeti doğdu  .( Bütün bu olayların olacağı önceden Kur’an-ı Kerim’in Rum suresinin 1-6. ayetlerinde anlatılmıştır.)
 3-Arap  İstilâsı
  642 yılından itibaren Arapların istilâları takip etmektedir.  Arap kumandanı Abdul Melik oğlu Hişam’ın M/726, sonra Hişam oğlu Seyyid’in (M/729) Hişam oğlu Süleyman’ın (M/732) deki seferleri ile Kayseri işgâl edilmiş, Bizans İmparatorluğu, Leon III.Döneminde (741) çok zor anlar geçirmiştir. Nihayet Leon III’ün Arapları Akroinon mevkiinde yenmesi ile Arap istilâsı bir müddet durdurulabilmiştir. (M/739)
 
4- İmparator Nikephoros Phokas (M.S. 963-969)
 Bizans-Arap mücadelesi yüzyıllarca sürmüştür. 10. Yüzyılda Araplar’a karşı sefer açan Bizans Kumandanı Nikephoros Phokas, Seyfed-Devle’nin merkezi Haleb’i düşürerek büyük bir zafer kazanmıştır. Bu sırada Bizans İmparatoru Romonos II.’nin ölmesi üzerine Phokas, Kayseri’de 12 Temmuz 963 imparator ilân edilmiş ve 14 Ağustos’da İstanbul’a girmiştir.
 Ancak Bizans devleti çeşitli saray entrikaları, mezheb kavgaları ve dış baskıların etkisiyle merkezi otoritesini kaybetti ve Anadolu topraklarını koruyamaz duruma geldi.
 Nikophoros Phokas imparator olunca zevk ve heyecanla dop dolu olarak İslâm’la savaşı kutsal bir vazife telâkki etti. Doğuda birçok fetihler yapıldı. Bizzat kral Nikophoros, İstanbul’dan çıkarak M-965 tarihinde Kayseri’ye kadar geldi. Burada Tarsuslu’lar bir elçi göndererek Onun tabiyetine girmek istediklerini söylediler. O, bu teklifi bölgede artık Arap himayesi kalmadığı için reddederek Tarsus’u zaptetti.   Bu fetihlerde ölen savaşçılar “Martyr” (Din yolunda ölüme katlanan) ilân edildiler. Fakat karısı Teoophano’nun kumandanı İonnes Çimiskes imparator oldu. Bu sırada İmparator Nikeohoros’un yeğeni ve Kurpalates Leon’un oğlu BARDAS PHOKOS, ailesinin yuvası olan Kayseri’de kendisini imparator ilân ettirdi ise de İonnes Çimiskes’in kayınbiraderi Bardas Skleros tarafından mağlup edilerek ailesi ile birlikte Khios adasında ki manastıra hapsedildi.
Bir müddet sonra yeniden siyasî nüfuz kazanan Bardas Phokos, imparatorun hadimi oldu. Skleros’u ezdi ve Phokas ailesinin yurdu olan Kayseri’ye yeniden geldi. Phokas ile Maleinoi aileleri Basileios II zamanında Bizans’ın en kudretli ve asil aileleri idi. Böylece Kayseri, o devirde önemli bir merkez olarak taht mücadelesine sahne olmuş idi. 


ROMA VE BİZANS DÖNEMİNDE ŞEHRİN FİZİKÎ DURUMU
 Roma kolonial döneminde şehir sürekli aşağıya inmiş ve ovada kuzey istikametinde genişleyip yayılmıştır. Erciyes’in  alçak tepelerinin ovaya birleştiği yerin yakınına yapılmış olan Roma hamamı, devrinde şehrin merkez noktası durumuna gelmişti. M.S. 4.yüzyılda (M.S. 340-360 yılları) yapılmış olan Vasil Manastır ve Külliyesi daha da doğuya doğru genişlemiştir. Bu külliye ve manastır-öksüzler yurdu bu gün kalıntıları ayakta duran harabe halinde Emirağa mahallesinde yer alır. Kayseri’ye yapılan sürekli baskınlar neticesinde şehrin tahrip olmasıyla Hıristiyanlığın benimsenmesi eski antik şehri terk etmeyi ihtiyaç durumuna getirmiştir. Roma İmparatoru III. Gordianus döneminde imparatorun 4. tahta çıkış yılında yani M.S. 242 tarihinde şehrin etrafına geniş bir sur yapılmış ve bu önemli olay imparatorun karısı Trankulliana il müştereken bastırdığı bron sikkelerde “Entix”(=sur) kelimesi ile ebedileştirilmiştir.
 II.Justinian (M.S.527-565) şehre ovada VI. Asır ortalarında yeniden sur yaptırmış ve burada eski surların malzemeleri kullanılmıştır. İhtimal ki eski surların kuzey duvarlarından da faydalanmıştır.
 İlk surların günümüze kadar gelmiş olan Justinian surlarıyla aynısı olduğu ve dolayısıyla surların onun tarafından yapıldığını da ileri sürenler vardır. Bunu doğrulayıcı herhangi bir tarihi belge mevcut değildir. Metrepol Kaicarea sözü ilk defa M.Avrelius sikkelerinde kullanılmıştır.
 Kayseri, uzun bir tarihi geçmişe sahiptir ve bu geniş zaman içerisinde sık sık yıkılmış ve yeniden yapılmıştır. Her defasında bir önceki şehrin yapı malzemeleri değerlendirilmiştir.
 Şehir bir çok defalar yıkımlara uğramıştır. Mesela M.S.230 yılında Pers kralı Artakserkhes, daha sonra Şapur II, 241/273-254/267 yılları arasında Gotlar, 262 yılında Palmira kraliçesi Zenobia tarafından şehir işgal edilmiştir. M.S. 14-37 seneleri arasında yani Tiberius zamanında ve M.S. üçüncü yılda büyük zelzeleler olmuş ve şehir yıkılmıştır. Arazinin volkanik olması sebebi ile sık sık toprak kaymasına maruz kalması ve halkın bağ bahçe yapmak maksadı ile yaptığı değişiklikler antik şehirden günümüze pek az şeyi ulaştırabilmiştir.
 Kayseri M.S. üçüncü yüzyılın başlarında Kappadokia’nın başşehri olmakla beraber Hıristiyanlık dininin de ilmi merkezi hüviyetinde idi. Üçüncü yüzyılda Got ve Pers’ler istilâları sebebi ile rahatsız olan Hıristiyanların şehirler dışında ücra köylerde toplandıkları anlaşılmaktadır.
 Dördüncü yüzyılın başları ise Kayseri halkının Hıristiyanlaşarak manastır ve keşişliklerin geliştiği devirdir.

LÜTFEN DİKKAT:
www.kayserim.net üzerinde yayınlanan Geniş Kayseri Tarihi, Halit Erkiletlioğlu'na ait önemli bir eser olup, kaynak gösterilmeden kullanılmaması gerekmektedir.  Site üzerinden bu bilgilerin alınarak kullanılması halinde; bilginin Halit Erkiletlioğlu'nun "Geniş Kayseri Tarihi" eserinden alındığının belirtilmesi ve site adresinin bildirilmesi gerekmektedir.

kayseri,kayseri haber,güncel haber,kayseri iş rehberi,eleman ilanı,kayseri spor,kayseri sinema

Fevzi Çakmak Mh. Bozantı Cad. Atılım Apt. Altı No:96/D Kocasinan / KAYSERİ
E-Mail: editor[at]kayserim.net

Bu site en iyi 1024*768 ve üzeri çözünürlükte görüntülenir.

Bu Sitenin Tüm Haklari ATM MEDYA'ya aittir © 2002-2014

kayseri,kayseri haber,güncel haber,kayseri iş rehberi,eleman ilanı,kayseri spor,kayseri sinema