Gezici Radar

Gezici Radar bozkırın içindeki cennet Sivas’ın Gürün ilçesinde

 

Gökpınar Gölü tabii güzelliği bakımından Gürün’ün olduğu kadar ülkemizin de nadide yerlerinden biridir. İlçe merkezine 10 kilometre uzaklıktadır. Suyu tatlı, berrak ve temizdir. Öyle ki bazı kısımların derinliği 17-20 metreyi bulduğu halde içine atılan küçük bir cismin tabana kadar çöküşü ve tabandaki duruşu, net olarak izlenebilmektedir. Gölün diğer bir özelliği, güneşin açısına göre ton değiştirmesidir. Gölün rengi mavi-gök renginden olduğu için bu ad verilmiştir.
Halk arasında Gökpınar’ın oluşumu ile ilgili olarak iki efsane anlatılmaktadır. Birincisine göre, “Bir çoban sürüsüyle birlikte gölün bulunduğu arazide dinlenirken birden su kaynıyor. Çoban ve koyunları birden suya kapılıp gidiyor. İkincisine göre ise, “Çoban ve sürüsü şiddetli susuzluk çekmektedir. Oraya yakın bir çevrede su kaynağı yoktur. Çoban çaresiz bir şekilde ‘Ya Rabbi su’ diye inler ve elindeki asasını yere vurur. Bir süre sonra asanın değdiği yerden su kaynamaya başlar. Çoban ve koyunlar kana kana sularını içerler. Çıkan bu su, orada bir göl halini alır.” Gölün suyu berrak ve gök mavisi olduğu için yöre halkı göle “Gökpınar” ismini verir.
Sivas’ın merkeze 137 km uzaklıkta ilçelerinde bir tanesi olan Gürün, Mavi suların üzerindeki muhteşem bir tekne turundan sonra gölün hemen dışındaki Gökpınar kamp ve mesire alanında yeşilliğin ve mavi suların berraklığında bütün haftanın yorgunluğunu atabileceğiniz muhteşem bir yer.
Gürünün verimli topraklarında yetişen ürünlerin yer aldığı sebze halindeyiz. Gürün’ün doğal ve lezzetli kaysı, gün kurusu, dut pekmezinin tadına baktıktan sonra anadolu’nun en eski camilerinden biri ola Ulu Camideyiz.
Sivas Ulu Camii’nin, 1955 onarımı sırasında toprak hafriyatında bulunan kitâbelerinden birinde Selçuklu Sultanı II. Kılıcarslan’ın oğlu Sivas Meliki Kutbüddin Melikşah zamanında Kızılarslan b. İbrâhim tarafından 593’te (1197) inşa ettirildiği belirtilmektedir. Ancak erken dönem Anadolu Türk mimarisi uzmanları, mimari özelliklerinden hareketle caminin Dânişmendliler tarafından XII. yüzyılın daha erken bir diliminde yapıldığını kabul etmektedirler. Sivas Ulu Camii, âhenkli oranları ve yalınlığı ile insanı etkileyen harim mekânı açısından, gerekse Anadolu’daki en erken tarihli avlu ve son cemaat yeri uygulamalarından birine sahip olması bakımından mimari tarihimizde önemli bir yere sahiptir.

M.Ö. 2 binli yıllarda Hititler’in yaptığı ve apartman görünümüne sahip kaya mağaraları hayranlık uyandırıyor. Hititler sonrası birçok medeniyete ev sahipliği yapan mağaralar, kısa bir zaman öncesine kadar da yöre halkı tarafından yiyecek saklamak için soğuk hava deposu olarak kullanılıyordu.
Tepeleri aşıp bir vadinin içinde akan yeşilliği gördüğümde Gürün’e vardığımızı anladım. Uzaktan çok etkileyici görünüyordu. Sapsarı toprakların içinde yemyeşil bir şehir hem de akıp gidiyor. Şuğul Vadisi’ne vardık, bizi muhteşem bir manzara karşıladı. İki büyük kaya kütlesi sanki bıçakla ayrılmışçasına ortasında masmavi bir dere akıyor. Yeşil, mavi ve kahverengi oluşturduğu bir harmoni uygun bir zamanda suyun doğduğu ilk kaynaklara kadar doğa yürüyüşü yapılabilir buralarda. Bu keyifli yolculuğumuzda bize eşlik eden tüm takipçilerimize iyi seyirler..

İlgili Haberler

Başa dön tuşu