İçeriğe geç
15 Ekim 2026, Perşembe
Canlı Canlı Yayın İzle
Köşe Yazısı

ALTINDA GİDİŞAT NEREYE?

Değerli okurlar merhaba, Altın yatırımcısının gözü kulağı uzunca bir süredir ekranlarda. Kimisi elindeki üç kuruş birikimi koruma derdinde, kimisi pi...

· 3 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
SMMM/ Bağımsız Denetçi
Paylaş

 Değerli okurlar merhaba, Altın yatırımcısının gözü kulağı uzunca bir süredir ekranlarda. Kimisi elindeki üç kuruş birikimi koruma derdinde, kimisi piyasada yankılanan "zirve" dedikodusunun peşinde. Bugünlerde Kapalıçarşıda da  küresel finans merkezlerinde de  aynı soruya cevap aranıyor; Altında gidişat nereye?

Şu sıralar piyasalarda kısa vadeli değişimler yaşanıyor sebebi de aslında piyasa belirleyicisi diye tabir ettiğimiz bir takım verilerin estirdiği sert rüzgarlar. ABD'den gelen beklenti üstü istihdam verileri de bunlardan bir tanesi, açıklanan verilerin ardından FED cephesinin faizleri daha ne kadar yukarıda tutacağı senaryoları, ons altını 4.400 dolar sınırının altında, gram altında ise 6.840 lira seviyelerine doğru hafifçe gerilemeye neden oldu.

Reklam

 Peki finansal okuryazar olarak bu durumu nasıl okumak lazım? Eğer kısa vadeli bir yatırım aracı olarak düşünüyorsanız kar satışı yapılabilir. Yakın geçmişte yerli yatırımcının bir kısmının, altının ulaştığı  tarihi seviyelerden oldukça karlı satışlar yaparak, yatırımlarını, gayrimenkul veya otomobile yönelttiğini de hepimiz zaten biliyoruz.

Şimdi bir de büyük resmi görmeye ve okumaya çalışalım; Yani altını günlük yada kısa vadeli yatırım aracı olarak değil, olması gerektiği gibi orta ve uzun vadede yatırım aracı olarak neden görmemiz gerekiyor?

İlgili Haberler

Çünkü altının aslında, faizden değil “güvensizlikten” besleniyor. Bu güvensizlik dünyanın geleceğine duyulan güvensizlikten başka bir şey değil.  Bu durum sadece bizimle alakalı değil; Polonya’dan Çin’e kadar dünyanın neredeyse bütün merkez bankalarının yaptıkları dev alımlarla kasalarını altınla dolduruyor.  Ne kadarlık bir alımdan mı bahsediyoruz? Merkez bankalarının yılın ikinci çeyreğinde yaptıkları alım miktarı 289 ton.. Ve bu alımların devam etmesi de kaçınılmaz. Sebebi çok basit aslında Rezerv para diye tabir ettiğimiz doların geleceğine ve küresel finansal sistemin istikrarına güven her geçen gün azalıyor da ondan.

Peki, yatırımcılar olarak ne yapmak lazım? Şimdi bir çok okuyucum paramız yok altın alacak diye hayıflanıyor olabilir. Ve fakat, ülkemizde sanırım küçük küçük para biriktirme çabasında olan ve nasıl hareket edeceğini bilemeyip, ekranlardan kafası karışan bir çok kişi var. Bu nedenle analizlerden yola çıkarak önümüzdeki günlerde altının seyrini etkileyecek verilere kısaca bir gözatalım. Bunlardan ilki eylül ayı içerisindeki ABD enflasyon verileri ve tabiki merkez bankalarının faiz kararları olacak bu veriler piyasayı bir miktar etkileyebilir. Ortalama 4.300 - 4.500 dolar bandında gidiş gelişler görebiliriz. Orta ve uzun vadede ise ortak tahminlerin 4.900-5.000 dolarları, gram altında ise 7.400 TL seviyelerini gösterdiğini söyleyebiliriz. Yani şunu demek yanlış olmaz risk ve enflasyon kaygısı devam ettiği sürece bilinen en güveli limanın terki biraz zor görünüyor.

Reklam

Özetle; günlük düşüş ve yükseliş hareketleriyle altın için olumsuz yorum yapmak doğru bir yaklaşım olmaz. Çünkü bu fiyat hareketlerini küresel anlamda bir denge arayışı olarak görmemiz daha akılcı bir yaklaşım olacaktır kanaatindeyim.

Hepinize umut dolu bir ülke ve mutlu yarınlar diliyorum.

Süheyla Gökçek

SMMM/Bağımsız Denetçi

Kaynak: Kayserim.net

Kayseri

Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Kayseri haberlerini Google Haberler'de takip edin

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Kayseri haberleri →

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.