İçeriğe geç
30 Eylül 2026, Çarşamba

Vali Muammer Bey’in Kayseri’de Ölümü 1928

1909 ve 1922 yıllarında iki dönem Kayseri mutasarrıflığı yapan, Kayseri’de sayısız esere imza atan, ilk Türk basımevinin kuruluşunda ve Kayseri basını...

· 8 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
Vali Muammer Bey’in Kayseri’de Ölümü 1928
Paylaş

1909 ve 1922 yıllarında iki dönem Kayseri mutasarrıflığı yapan, Kayseri’de sayısız esere imza atan, ilk Türk basımevinin kuruluşunda ve Kayseri basınının doğuşunda unutulmaz hizmeti ve emeği bulunan Ahmet Muammer Bey, 1874 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babası, tanınmış adliyecilerimizden Nazillili Mehmet Sami Bey’dir. Ahmet Muammer, dört yaşında iken Üsküdar’da ilköğrenimine başlamıştır. Babasının Rumeli şehirlerine atanması üzerine orta öğrenimine Üsküp’te yapmıştır. Bu sırada Kur’ân-ı Kerîm’i hatmeylemiştir. Daha sonra Gümülcine’de İdadîye girmiş, İstanbul’a dönüşünde Vefa İdadîsi’ne yazılmıştır. Buradan diploma aldıktan sonra 1896 yılı yarışmasında beş – altı yüz öğrenci arasında parlak bir dereceyle “Mekteb-i Mülkiye”ye giriş sınavını kazanmıştır. 1899’da Mülkiye’yi bitirmiş ve ayın yıl içinde Sivas Maiyet Memurluğuna atanmıştır.

Üç yıllık stajı sırasında dört valinin yanında çalışmıştır. En çok birlikte bulunduğu vali, âyandan Reşit Âkif Paşa olmuştur. Muammer Bey’in zekâsını ve hassasiyetini ilk kez takdir eden de Âkif Paşa’dır.

Reklam

Genç yönetici, kaymakam vekili olarak 1902 yılında Hafik ve Aziziye’de yararlı işler yapmış, il merkezindeki çeşitli komisyonlarda değişik görevlerde bulunmuştur. Stajdan sonra yeni kurulan Kangal İlçesi Kaymakamlığına atanmıştır. Bu mücadele adamının acılarla dolu hayatı Kangal Kaymakamı iken yanında bulunan küçük kardeşi Dr. Mahmut Fethi Bey’in orada, beklenmedik yaşta ölmüş olması ile başlar. Daha sonra 1906 yılında Sivas’ta dört çocuğunu öksüz bırakarak dünyaya gözlerini yuman eşinin kaybı, acılarını derinleştirmiştir.[1]

 Kangal’dan sırasıyla 1904’te Niksar ve 1905’te Aziziye (Pınarbaşı) kaymakamlıklarına atanmıştır. Niksar’da pek az kalmış ise de Kangal’da bulunduğu sürece bir hükümet konağı ile bir okul yaptırmıştır. Ayrıca kasabanın sokaklarını düzene koyarak hizmete açmıştır. Buradaki resmî hayatı, bölgenin dirlik ve düzenliği konusunda göğüs kabartıcı başarılarla doludur. Aziziye’de zarif ve büyük bir cami ile iki okul yaptırmıştır. Çağlayan çevresinde halkın dinlenmesine ve eğlenmesine elverişli bahçe yaptırmış, kasaba içinde birçok caddeler açtırmıştır.

İlgili Haberler

Daha sonra isteği üzerine 1907’de Rumeli bölgesinde bulunan Vodin ilçesine kaymakam olmuş, toplum yapısındaki yeni siyasal gelişmeler arasında burada da başarıyla çalışmıştır. Bulgar ve Rum komitelerinin çıkardığı olaylar bu sayede azalmış ve çarpışmalar seyrekleşmiştir.

Bu arada Sivaslılar çok sevdiği kaymakamlarından vazgeçmemiş, Muammer Bey’in yeniden Sivas ilçelerine gönderilmesini Dâhiliye Nezaretinden durmadan istemeye başlamışlardır. O sırada kendisi de Anadolu’ya dönmek istiyordu. Çünkü Rumeli’de kuruluş ve çalışmalarına katıldığı İttihat ve Terakki Fırkasının Anadolu’da da kökleşmesi ve ilkelerinin yayılması gerekiyordu. Böylece günden güne gelişmekte olan olaylar 1908 Meşrutiyeti’nin ilânından sonra Aziziyelileri sevgili kaymakamlarına yeniden kavuşturmuştur. (O sırada Aziziye Sivas’a bağlı idi.)

Reklam

            Muammer Bey’in Kayseri mutasarrıflığına tayini 5000 kuruş maaşla 26 Ağustos 1909 tarihinde olmuştur. Bu Kayseri’deki birinci görevi sırasında şimdiki Gültepe Parkı’nın tesisi, Talas yolunun ağaçlandırılması, şehir içindeki mezarlıkların kaldırılması-ki her caminin etrafı mezarlık haline gelmişti- Talas yolu üzerinde şehrin merkezine ve hükümet konağına yakın bulunan debağhanelerin (deri işlenen işlikler) kaldırılması gibi o zamana göre cesaret isteyen işleri gerçekleştirmiş ancak uygulamalar bazı kişilerin menfaatine dokunduğu için Muammer Bey Dâhiliye Nezareti’ne ve Saray’a şikâyet edilmişti. 1910 yılının Ekim ayında Sivas Valisi Mehmet Emin Bey’den bir telgraf geldi. Kayseri Mutasarrıfı Muammer Bey’in Amasya Mutasarrıflığına atandığı bildiriliyordu. Bu haber şehirde telâş uyandırdı. Kayseri halkının Osmanlı devletinde ilk defa bir yöneticinin tayininin durdurulması için Setenönü meydanında miting düzenlediği görüldü. Ahmet Hilmi Kalaç’ın yönettiği bu gösteri sonucunda; “Kayseri mutasarrıfı Muammer Bey’in, imar ve terakkiî memlekete masruf olan mesaisinin daha semereli ve neticeli olması için ve akim bırakılmaması için bir müddet daha Kayseri’de ibkası “ hususu Saray’a, Meclis-i MebusanRiyaseti’ne ve Dâhiliye Nezareti’ne çekilen telgraflarla bildirildi. Bu teşebbüsten iki gün sonra, 25 ekim 1910 tarihli emirle Muammer Bey Kayseri’deki görevinde bırakıldı.

            Muammer Bey bu tarihten sonra Kayseri’de 18 ilkokul, 1 kız ortaokulu (İnas rüştiyesi), 1 öğretmen okulu (darülmuallimin), Develi’de 6, İncesu’da 2 ve Talas’ta da 1 ilkokul yaptırtmıştır. İstanbul ve Sivas caddelerini düzelttirmiş, tahsilli gençlerden kurduğu tiyatro ekibi ile temsiller verdirmiş ve hatta bu temsillere dönemin şöhretli din bilginlerinden Hacı Vahdi Efendi, Kızıklı Hoca, Küçük Hafız ve Kara Molla gibi topluma etkili önderleri de davet ederek muhtemel bir direnişe mani olmuştur. Erciyes Gazetesini yayınına öncülük etmiş, imtiyaz sahibi ve müdürlüğünü Yunus Bekir’e başyazarliğını da Ahmet Hilmi Kalaç’a yaptırtmıştır.

Bu inkilâpçı vali, ayrıca “Osmanlı- İslâm Suhulet Şirketi” ismi ile kurdurduğu şirketle o zamana kadar Rum ve Ermenilerin ellerinde bulunan ticarî tekeli kırdırmıştır.

1911 yılının 13 Haziranında Adana Valiliğine atanan Muammer Bey, daha göreve başladığı gün, bu verimli ilimizin ilerlemesi ve kalkınması konularını incelemeye başlamıştır. Kendisinden önceki Adana Valisi, ünlü Dördüncü Ordu Komutanı ve Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın ele aldığı işleri tamamlamaya çalışırken bir yandan da yeni yeni iş alanlarına el attığını görüyoruz. Ne var ki Adana’da daha bir yılını tamamlamadan 1912 yılı Ocak ayı içerisinde Konya Valiliğine atandığı bildirilmiştir.

Bu sıralarda Kâmil Paşa kabinesi iktidarda bulunmakta ve İttihat ve Terakkî Fırkası ile Hürriyet ve İhtilâf Fırkası arasındaki mücadele daha çok kişisel br kıyım şekline dönüşmüştür. Hükümet memurların ve ileri gelen yöneticilerin İttihat ve Terâkki Cemiyetinden ayrılmaları için Sadrazam Kâmil Paşa’nın emriyle vilâyetlere tamimler göndermektedir. Kozan Mutasarrıfı da bu tamime uyarak İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden ayrıldığını şöyle bir telgrafla Adana Valisi Muammer Bey’e bildirir. “İdare memurları minare değil, bir nevî kavak gibidir. Kabinenin siyaset rüzgârına tâbi olarak cemiyetten çekildiğimi arz ederim.”

Muammer Bey, Kozan mutasarrıfına ait bu telgrafı, Dâhiliye Nezareti’ne sunarken; “Minare olmadığından dolayı cemiyetten çekildiğini bildiren Kozan Mutasarrıfı’nın telyazısı ilişiktedir. Ben, Adana Valisi Muammer, kavak ağacı gibi her yele karşı eğilemediğimden valilikten istifa ettiğimi arzederim” diyerek İstanbul’a gider ve “İttihat ve Terakki Merkez-i Umumî Âzası“ sıfatıyla siyasal hayata girer. Bu sırada Balkan Savaşı çıkmış, Muammer Bey de politikayı bırakarak gönüllü asker kimliğiyle savaş boylarına gitmiştir. Konya Tümeni’nde görev alarak Kırkkilise (Kırklareli) de, Üsküpdere, Vize ve Çongara çarpışmalarına katılmıştır.

Sadrazam Kâmil Paşa zamanında 23 Ocak 1913’te Binbaşı Enver Bey’in yönettiği Babıâli Baskını üzerine İttihat ve Terakki’nin yeniden işbaşına gelmesi sonunda Muammer Bey Sivas Valiliğine gönderilmiştir. 1913 yılı ilkbaharında Sivas’a gelen bu usta idareci, dört yıllık valiliği sırasında ilin her köşesinde maddî ve mânevî birçok eserler meydana getirmiştir. Vilâyet Matbaasında Kızılırmak adlı bir gazete çıkarmış, Sivas Sultanisi’nde tarih hocalığı yapmıştır. 1917 yılı Ocak ayında yeniden Konya Valiliğine atanmıştır. Ahmet Muammer Bey’in Sivas Valiliğinden Konya Valiliğine atanması Kayseri kamuoyunda da dikkatle takip edilmiş, o günlerde yayınlanan KAYSERİ gazetesinin 28 Kânunusani 1332 (1917) gündemli 87. sayısında bu haber ağdalı bir Osmanlıca üslûbla verilmiş ve son cümlesinde, şöyle denmiştir: “Müşarileyhima, faaliyet, liyakat, hasafet gibi meziyyat ile tezeyyün eden birer vücud-u kâmil ve fazıl olduklarından dest-i vatanperveranelerine aldıkları vilâyetiyn-i müşarileyhima umur-u mühimmesininhüsn-ü tedvir ve temininde tevfik-i ilâhinin kendilerine yaver olmasını kemâl-i ihlâs ile temenni ederiz.”

 Burada da gösterdiği başarılı hizmetlerden sonra Mütareke’deişgâl kuvvetlerine boyun eğen İstanbul Hükümeti’nin emriyle İstanbul’a çağrılmış ve bir süre Bekirağa Bölüğü’nde tutuklanmıştır (Şubat 1919). Daha sonra, aynı duruma düşürülen öteki Türk büyükleri ve aydınlarıyla birlikte İngilizler tarafından Malta Adası’na götürülmüştür.

1921 yılında Malta dönüşünden sonra Kurtuluş Savaşı sıralarında Muammer Bey’i, Ankara Hükümeti’nin emrinde ve yeniden Kayseri Mutasarrıfı olarak görüyoruz.İkinci kez geldiği Kayseri’de çok çalıştı Kayserilileri sevdi ve sevildi. Ancak Kayseri’deki bu ikinci hizmeti de çok sürmedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ikinci döneminde 1923 yılında Sivas’tan milletvekili seçildi.

Sivas Milletvekili iken Kayseri’ye gelen Muammer Bey, 16 Haziran 1924 günü, Kayseri Lisesinin ziyaretçi defterine şunları yazmıştır:

“Kayseri Lisesini bugün ziyaret ettim. Mektepte gördüğüm intizam ve nezafet beni memnun etti. Milletleri terakki ve teâliye sevk eden yol mekteplerden geçer. Mefkûre, gaye ile mektebi müteradif görürüm. Mektepsiz mefkûre temelsiz bir bina, gıdasız bir vücut gibidir. Yirmi seneye kariptir, muhtelif zamanlarda muhtelif sıfatlarla ziyaret ettiğim bu müesseseyi her defasında daha farklı buldum. Bugün daha şuurlu hareket ettiklerini görüyorum. Bu tekâmül benim ümidimdir. Gayemize vusul için daha çok yolumuz vardır. Çalışarak muvaffak olacağımızdan eminim. Hey’et-i talimiyeyi takdir ederken sailerinde muvaffak olmalarını temenni ederim.”

1923 seçimlerinde Sivas milletvekilliği gibi birçok başarılı görevinden sonra karısından kaptığı verem hastalığı yüzünden bozulan sıhhati onu emekli olmaya zorladı. Dönem sonunda seçimi yenilenmediğinden 1927’de emekliye ayrılarak çok sevdiği Kayseri’ye yerleşti.

 Kayseri’de oturmak ve ve geriye kalan sayılı günlerini dostları arasında huzur içinde geçirmek istiyordu. Kayseri’nin Endürlüklü bir Turan Ağa’sı vardı. Deli Turan derlerdi. Ahbabıydı, dost adamdı Turan Ağa. Muammer Bey Erciyes’in göğsündeki bu temiz havalı köye yerleşti. Ama Muammer Bey’in başka sıkıntıları da vardı. İkinci eşinden boşanmış olduğu için yalnızdı ve üstelik çok ta yoksuldu. Ama gururu herhangi bir yardım teklifine de kapalıydı. Elinde bir paketle gelen ziyaretçileri kabul etmez ve terslerdi.

Hastalığının son günlerinde büyük bir samimiyetle gönül verdiği Türkiye Cumhuriyeti’nin lideri Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın Kayseri’ye gelişi ‘20 Eylül 1928) muhakkak ki onu çok heyacanlandırmıştır. Ancak maalesef Gazi Paşa’ya Endürlükte yatmakta olan bu vefakâr, cefakâr dava arkadaşından hiç kimsenin bahsetmemiş olduğu anlaşılmaktadır.

İşte bu büyük idealist, reformist ve devlet adamı Muammer Bey, Kayseri’nin Endürlük köyünde, sefalet içinde böylece ölüp gitti. 18 Teşrinisani (Kasım) 1928 tarihli Cumhuriyet gazetesi onun ölümünü bütün Türkiye’ye duyurdu.

Muammer Bey’i, vefat ettiği Endürlük köyünden itibaren Kayserililer eller üstünde şehre kadar taşıdılar. Büyük bir cenaze töreni düzenlendi ve onu o zamanın en büyük ve itibarlı kimselerinin gömülmesine izin verilen, Seyit Burhanettin Hazretlerinin Türbesi’nin avlusuna gömdüler.

Kendisini, kadirbilir Kayseri halkı hiç unutmamış ve mahallelerden birisine “Muammer Bey Mahallesi” adını vermiştir.

Yoğun meslek çalışmaları arasında Muammer Bey’in bilimsel konularla da ilgilendiğini görüyoruz. 1930 yılına kadar Mülkiye’de ders kitabı olarak okunan iki ciltlik “İtikadî Mezhepler Tarihi” adlı kitabı Şükrü Kaya, Muammer Bey’in yardımıyla hazırlamıştır.

         Bu idealist ve cefakâr adam, Kayseri ve Sivas’ta birçok devrim anlamında işin plânlayıcısı ve uygulayıcısı olmuş, kısa yaşamı hep çalışma ile geçmiş örnek bir Türk aydını ve devlet adamıdır.
[1] İlk eşi Faike Hanım 1915 yılında veremden ölmüştür. Bu hanımdan üç çocuğu kalmıştır. Kızı Kaya, oğulları Demir ile İskender’dir. Kaya Tolgar Hacettepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisi imiş. Muammer Bey’in ikinci eşi Dâhiliye Nezareti Teftiş Hey’eti Müdür-ü Umumisi Hamit Bey’in kızı Vedia Hanım’dır. Bundan da Turan adlı bir kızı olmuştur. Bu ad, o günlerin Turancılık akımının gücünü göstermesi bakımından canlı bir örnektir. Müskirat İnhisar Müdürü Zekâi Bey kardeşi idi. İkinci kardeşinin adı ise Sezai idi.


Bu bilgiler, Halit Erkiletlioğlu tarafından yazılan Geniş Kayseri Tarihi kitabından, yazarın izni ile alınmıştır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. (www.kayserim.net)..
Geniş Kayseri Tarihi Kaynakça

Haber:

Kaynak: Kayserim.net

Pınarbaşı / Kayseri

Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.