İçeriğe geç
29 Eylül 2026, Salı

Mustafa Kemal Paşa’nın Kayseri’ye İlk Defa Gelişi  1919

Sivas Kongresi’nde “Heyet-i Temsiliye” merkezinin Ankara’ya nakledilmesi ve orada toplantı yapılması kararlaştırıldı. Bunun üzerine Mustafa Kemal ve...

· 7 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
Mustafa Kemal Paşa’nın Kayseri’ye İlk Defa Gelişi  1919
Paylaş

Sivas Kongresi’nde “Heyet-i Temsiliye” merkezinin Ankara’ya nakledilmesi ve orada toplantı yapılması kararlaştırıldı. Bunun üzerine Mustafa Kemal ve arkadaşları Sivas’tan Ankara’ya gitmek üzere üç araba ile yola koyuldular.

Heyet-i Temsiliye’nin Kayseri’yi ziyareti daha önce Kayseri’ye gönderilen Ali Fuat Paşa’nın buradaki temasları ile plânlandı. Bu konuda, bütün cemiyetler, teşkilâtlar, gereken hassasiyeti gösterdiler. Ali Fuat Paşanın 5 Aralıkta Kayseri’den ayrılmasından sonra, Heyet-i Temsiliyeyi karşılama hazırlıkları başladı.

Reklam

            19 Aralık 1919 Cuma günü akşamüstü ancak iki araba olarak Kayseri’ye gelebildiler. Yolda kalan üçüncü arabada bulunan Mazhar Müfit Kansu, hatıratında bu yolculuğu şöyle anlatıyor[1]:”Sivas’tan hareketimizden sonra, bir köprübaşına geldik, doğru gidilirse bu yol Tokat ve Amasya’ya gidiyordu. Sola dönerek köprü geçilecek olursa bu da Kayseri yolu idi. Tabii biz sola saptık, bir müddet sonra ismi hatırıma gelmeyen bir köye geldik

            Köyden harekâtımızdan sonra, bir dağın kenarından geçen şose üzerinden oldukça zahmetle dağı aştık. Nihayet kar ve buzdan çok eziyet çekerek 19-Aralık-1919 Cuma günü Kayseri’ye yaklaşmakta idik.

İlgili Haberler

            Geceyi geçirdiğimiz kasabadan ayrıldıktan sonra bizim otomobilin lastiği patladı. Patlayan iç lastikti, yedeği yerini koyuncaya kadar diğer otomobiller bizi geçerek yollarına devam ettiler. Ta’mirden sonra sürati artırarak arkadaşlara yetişmek istedik. Yarım saat geçmeden iç lastik yine patladı. Son yedeği de koyduk. Ne çare kiaksilik bir kere kendini göstermişti. Bu da yarım saat sonra patladı. Şoförün ifadesine göre, bu yedekler büyük geliyormuş, onun için kıvrılarak patlamakta imiş amma, başka iç lastik kalmamıştı.

            Şoför, lastik yerine paçavra gibi bulabildiği şeyleri doldurdu, harekâtımız ağırlaştı, nihayet arkadaşlara yetişmek ümidinden vazgeçtik. Akşam oluyor, Kayseri’ye yaklaştıkça kar daha ziyaleşiyordu; nihayet karla örtülü yolu da kaybettik. Geçen otomobillerin izinden istifade ediyorduk. Fakat şiddetli yağan kar, izleri kapatmıştı. Bilmem nasıl oldu bir kar yığınına saplândık ve durduk. Hüsrev Bey, ben, Yüzbaşı Bedri Bey ve şoför o kadar uğraştığımız halde, otomobili kardan çıkaramadık.

Reklam

            Ortalık kararmaya başlamıştı, kısa bir müzakereden sonra olduğumuz yerde kalmaktan başka çare bulamadık. Kayseri’ye varan arkadaşlar elbette bize muavenet(yardım) için bir çareye tevessül edeceklerdi(başvuracaklardı). Bu cihetle olduğumuz yerde beklemekten başka yapacak bir tedbir yoktu. Yalnız gece karpit lambalarını yakarak olduğumuz yeri göstermek istedik ve bu soğukta ve karda bir kurt hücumuna maruz kalmamak için Bedri Bey makineli tüfeği hazır hale getirdi. Biz de tüfeklerimizi ele alarak, otomobilin etrafında uyuşuk ayaklarımızı harekete geçirmek üzere dolaşıp duruyorduk.

            Kayseri’ye vasıl olan (ulaşan) Mustafa Kemâl Paşa, İmamzâde Raşit Ağa’nın hanesine misafir edilmiş, ben ve Hüsrev Bey de bu evde kalacak surette hazırlık yapılmış, Rauf Bey, Nuh Efendi’nin( Nuh Naci Yazgan)  hanesinde ve diğer arkadaşlar da diğer zevatın hanelerine misafir edilmişler.

            Mustafa Kemâl Paşa “Arkadaşlarım gelmeden sofraya oturmam “ demiş. Derhal bir kamyon ile kâfi miktarda jandarma bizim imdadımıza çıkarılmış. Taşçızâde Mehmet Efendi’nin söylediğine göre, Paşa çok merak etmiş. Ozaman kamyon bulmak kolay iş değildi. Mehmet Efendi kamyonu Amerikan Koleji’nden almış. Her ne ise kamyonun gelmekte olduğunu gördük ve sevindik.

            Nihayet otomobili kamyona bağlıyarak kardan kurtardık ve Kayseri’ye hareket ettik, İmamzâde Raşit Ağa’nın hanesine geldiğimiz zaman gece yarısına bir saat vardı.

            Donacak bir haldeydik, Paşa’yı hazırlanmış sofraya oturmamış, gezinmekte bulduk. Merak ile:”Aman yahu, nerede kaldınız? Merak içindeyim “ dedi. Ben de:” Bizi bırakıp kaçtınız, olur mu?” dedim. “ Ne bileyim “ dedi.”arkadan yavaş yavaş geliyordunuz, kara saplândığınızı zannetmedim, neyse geçmiş olsun, bu havalarda bu kırık dökük otomobillerle bundan daha iyi seyahat mümkün olur mu?

            Biraz ısındık ve sofraya oturduk. Paşa’nın güzel hikâyeleriyle çektiklerimizi unutarak güle güle yemek yedik. Ertesi gün Kayseri’de kalacaktık; ziyaret edilecek yerler vardı.

            Gece yarısını geçmiş idi ki, yatak odalarımıza çekildik. Paşa sağdaki odada, ben karşıdaki odada, Hüsrev Bey de yanımdaki odada mükemmel ve çok rahat yapılmış yataklara kavuştuk. Odalar, yanan sobalarla mükemmel teshin edilmişti (ısıtılmıştı). Rahat uyuduk. Doğrusu Raşit Ağa’nın misafirperverliğini unutamıyorum.”

             Temsil Heyeti’ni karşılama ise onca soğuk ve ayaza rağmen Kayserililerce çok büyük bir ilgi ile gerçekleşti. Vakit akşam yakını idi. Kayseri halkı büyüklü küçüklü Çifte Kümbetler’e kadar yollara döküldü. 500-600 kadar atlı çok daha uzaklara, Kayırhan’akadar gitmişti.  Ayrıca Jandarma kumandanı Binbaşı Hayri Bey’le Yüzbaşı Ratıp Bey tarafından Kumalı’ya kadar yolun iki tarafında jandarma erleri ile koruyucu önlem alınmıştı. Mustafa Kemâl Paşa’nın yanında Dr.Refik Bey (Saydam), H.Rauf Bey (Orbay), Şeyh Fevzi Efendi, Hakkı Behiç, Alfred Rüstem Bey ve yaverleri Muzaffer (Kılıç) ile Cevat Abbas (Gürer) bulunuyordu. Heyette bulunması gereken ve hikâyesi yukarda anlatılan üçüncü arabadaki Mazhar Fuat(Kansu), Binbaşı Hüsrev Sami(Kızıldoğan) ve Yüzbaşı Bedri Bey tabii ki henüz gelememişlerdi.   Heyet, Sivas Caddesi’nde şehre yakın bir yerde (eski hayvan hastahanesi hizasında) eski bir Ford arabadan arabadan inerek yürümeye başladı. Halk kendilerini devamlı surette alkışlayarak;”Yaşa, Varol, Yolunda ölmeye hazırız, Paşam!” diye bağrışıyorlardı[2]. Heyet yolun iki tarafını doldurmuş bulunan halkı selâmlıyarak şimdiki stadyum yakınına geldiğinde Küçük Hacı isimli kişi tarafından bir deve kurban edildi.

            Kendilerini karşılamaya bir İngiliz arabasıyla gelmiş bulunan ve Kuvay-ı Millîye hareketine sıcak bakmadığı bilinen Mutasarrıf Salih Lütfi Bey’e fazla itibar etmeyerek akşam namazı vaktinde belediye binasına girdiler. Sonra Mustafa Kemal Paşa, balkona çıkarak meydanda bekleyen halka hitaben bir konuşma yaptı. Konuşmadan sonra şiir okuyan bir çocuğu okşayarak “ Biz bu işe Allah’ın yardımı ile başladık. İnşallah memleketimizi kurtararak yarının gençliği olan sizlere emanet edeceğiz” dedi. Bu sırada Mustafa Kemal’in başında bir kalpak, ayağında kilot pantolon, çizme yerine uzun bir çorap ve üzerinde de açık renkli spor bir ceket bulunuyordu.

            İmamoğlu Raşit Ağa’nın evi o günün Kayseri’sinin yapısı ve mobilyası bakımından en iyi evi idi. Günümüzde “Atatürk Evi ve Müzesi” olarak tanzim edilen bu evde kalan Paşa, ikinci gün aylardır hasret kaldıkları tereyağ, kaymak, süt, bal ve yumurtalı pastırmadan oluşan bir kahvaltıdan sonra şehirde bir gezi yapmış, Asker’i kulübü, sonra bazı mektepleri ve Ermeni cemaatine ait bir mektep ile Kayseri’yi terk etmeye hazırlanan papazını görmüş, daha sonra  “ İhtiyat-ı Zabitan Cemiyeti”ni ziyaret etmiş ve orada şu konuşmayı yapmıştır. “Arkadaşlar, sizlerle arkadaşlığımız cephelerde, necip milletimizin şeref ve istiklâlini kurtarmak davası uğrunda teessüs etmiştir. Bu arkadaşlık, uğrunda çarpışılan dava kadar asil, necip ve binaenaleyh itimada lâyıktır. Şeref ve istiklâlimizi korumak için yeniden mücadeleye atılırken en başta sizin arkadaşlığınıza ve vatan aşkınıza güveniyorum. Kayserili İhtiyat zabitan arkadaşlarımın istiklâl mücadelesi uğrunda yaptıklarından ve yapmak istediklerinden tamamen ve memnuniyetle haberdar bulunuyorum.[3]” dedi. Onlar da “Emrinizdeyiz, canımızla, kanımızla sizinle beraberiz” dediler ve bina önünde bir de toplu halde fotograf çektirildi.

(Faruk Yaman Kol.)

            Paşa, daha sonra halk ve özellikle de hocalarla toplu halde görüşmek istedi. Başta Kızıklı Hacı Kasım Efendi olduğu halde ilmiye sınıfının ileri gelenleri, tüccar ve esnaftan bazıları Raşit Efendi Kütüphanesi’nde toplandılar. Kütüphaneye gelen Mustafa Kemal Paşa, hocaların teker teker ellerini sıktı onlara iltifat etti. Memleketin sıkıntılarını ve bunları önlemek için millete düşen vazifeleri anlattı.

             Nihayet 21-Kanun-u-evvel (aralık)- Pazar günü Saat’in yanında şehrin ileri gelenlerinin katıldığı ufak çapta bir uğurlama töreni yapıldı. Hareket saati tam dokuz olarak kararlaştırıldığı halde on dakikalık bir gecikme ile Mucur’a doğru hareket edildi. Gitmeden önce Temsilciler Heyeti adına Kayseri halkına bir teşekkür bildirisi yayınlandı. Kayserili atlılar başta Germirli Hacı olmak üzere Himmetdede’ye kadar heyete refakat ettiler. Himmetdede köyünden ayrıldıktan bir zaman sonra Kayserililer’in yolluk olarak verdikleri börekler, sucuklar, pastırmalar ve piliçler her otomobile dağıtılarak arabaların içinde öğle yemeği olarak yenildi. Paşa kendileri ile halen gelmekte olan atlılara artık dönmelerini söyledi ise de onlar Topaklı’ya kadar gelmeye devam ettiler ve burada Kırşehir atlılarına görevi devrederek geri döndüler. Heyet te Kırşehir, Balâ üzerinden Ankara’ya ulaştı.


[1] Kansu Mazhar Müfit, Erzurumdan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, TTK, Ankara,1968, s:489-491
[2]Kalaç, Ahmet Hilmi, Kendi Kitabım, Yeni Matbaa, 1960, s:158160
[3] Çelebi Ömer, Atatürk Kayseri’de s. 53


Bu bilgiler, Halit Erkiletlioğlu tarafından yazılan Geniş Kayseri Tarihi kitabından, yazarın izni ile alınmıştır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. (www.kayserim.net)..
Geniş Kayseri Tarihi Kaynakça

Haber:

Kaynak: Kayserim.net

Kayseri

Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.