İçeriğe geç
29 Eylül 2026, Salı

Melikgazi Türbesi (1140)

DANİŞMENDLİ ESERLERİ

· 4 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
Melikgazi Türbesi (1140)
Paylaş

Şâkirdleri taş yonarlar yonup üstâda sunarlar

Çalabın ismin anarlar ol taşın her pâresinde

Reklam

Kayseri Pınarbaşı yolunun 84. Km’sinde tuğladan yapılmış çok güzel mimarili bir yapıdır. Bu XII. yüzyıl Selçuklu türbesi, kare bir plân üzerine kurulmuştur. Altta cesed odası ve üstte de sanduka odası olmak üzere iki katlıdır. Alt kat taşla kaplânmış iç yüz ve tonozlar ise tuğla ile yıldız şeklinde örülmüştür. Sanduka odasında duvarlar düz olmakla beraber dış cephede tuğla ile geometrik şekiller meydana gelmiştir. Bu geometrik şekiller dört yüzde de değişik tarzdadır. Türbenin üst kısmı içten dört küçük kemerle çatılmış ve balıksırtı tarzında daireler şeklinde tuğla kaplamalıdır. Türbenin kapısına asma basamaklarla çıkılmaktadır. Sanduka odasından ceset odasına tahta merdivenle inilmektedir. Bu delik sonradan açılmıştır. Sanduka odasının doğu ve batı duvarlarında küçük birer hava penceresi vardır. Türbede bir kitâbe mevcut değildir. Dulkadır- oğullarından Alaüddevle’nin H/906 (1501) tarihli vakfiyesinde belirtildiğine göre, Melikgazi Türbesi yanında Melikgazi’nin hatırasına tekke ve mescid yaptırdığı anlaşılmaktadır.

Etrafı 1789’da bir taş duvarla çevrilen türbenin, çevresinde birçok mezarlar bulunuyormuş. Son restorasyon esnasında bunlar kaldırılmış, sanduka odasında beş adet temsili tabut bulunmaktadır. Alt katta ise büyükçe bir tabut içinde Melikgazi’ye ait olduğu kuvvetle tahmin edilen mumya mevcuttur. 1915-16 yıllarında türbeyi ziyaret etmiş olan Halil Edhem Bey; “Bu sanduka gayet muntazam surette geçme ağaçtan yapılmış olup, uzun zaman içinde cilâlı bir hale gelmiştir. İçinde tahnit edilmiş ve balmumu gibi sarı renk almış bir ceset yatmaktadır ki, Melik Gazi’nin cesedi imiş.” Demektedir[1]. Bizim 2018 yılında yaptığımız incelemede mumyanın dişlerinin dökük olduğunu ve sağ elinin ise bileğinden kopmuş ve kaybolmuş olduğunu gördük. Maalesefyakın zamanlarda, baş kısmı dikkatsiz bir ziyaretçi veya türbedar tarafından ateş düşürülerek yanmış ve zarar görmüştü.

İlgili Haberler

 Ayrıca yedi adet tabut ve küçük bir sanduka da kesik bir baş mumyası bulunmaktadır. Bu baş hakkında halk şöyle bir hikâye anlatmaktadır: “Türbenin kuzeyinde bulunan kale Bizanslılardan fethedilirken kale içinde bulunan bir papazın Müslümanlığı seçerek Melikgazi’ye bilgiler sızdırdığı anlaşıldığından derhal başı kesilmiş ve sonradan da bu kesikbaş Melikgazi türbesine mumyalanarak konulmuş.”Nitekim bu farklılığı teyit etmek üzere geçtiğimiz senelerde bu mumyalar üzerinde araştırmalar yaparken diğer mumyaların kafatası (endeksi) ölçüleri brakisefal (yuvarlak kafa) ölçülere uygun olduğu halde bu baş mumyasının dolikisefal (uzun kafalı) olduğunu tespit etmiştik.

Sandukalarda yazı yoktur. Duvarlar dâhilen defalarca boyanmıştır. Ayakucuna rastlayan duvarda 1903-1904 yıllarında Sivas valisi olan Reşit Akif Paşa’nın güzel yazıları yer almakta imiş[2].

Reklam

Var mıdır bilmem cihanda böyle berk endaz-ı feyz

Gökten inmiş hake konmuş bir melek, Gazi gibi

Çar etraf mezar-ı pakine baktıkça hep

Görünür çeşmanıma yer yer felek Gazi gibi

Ben de rûmâlim der’inde Vali-i Sivas iken

Ey Reşid ol zat-ı Pakin mahremi râzi gibi (30/Haziran/1319)

( Cihanda böyle parıldayıcı ilim-irfan varmıdır?

Gökten inmiş, toprağa konmuş bir melek, Gazi gibi

Temiz mezarının dörtbir yanına baktıkça hep

Gözlerime yer yer görünür felek Gazi gibi

Ben de Sivas Valisi iken kapına yüz sürdüm

Ey Reşid, o temiz zatın sırdaşı gibi)

Melik Gazi Türbesinin İçi

Bugün duvarlarda bazı ayetler ve resimler mevcuttur.

Türbenin ne içindeki sandukalarda ne de kapısında Melikgazi’ye ait bir kitâbe yoktur. Batı tarafında sonradan başka bir binadan alınıp getirildiği anlaşılan kitâbe parçaları bulunmaktadır.

Birinci parça; “.......Fi eyyam .......İzzeddünya Ved’din Keykavus bin Keyhüsrev”

İkinci parça  ; “İntikale Fi Şehr-i Cumad/el-evvel-i senete sitte ve erbain ve Sittemiete (646)” sene tarihli bir mezar taşı parçasıdır.

Dördüncü parça; “Hazihi (Böyledir) Kabr/ül merhumeti Mısır Hatun/ila rahmetillAhî teala/ Bint-i Süleyman Beğ”

Bu mezar taşı parçasının tarih kısmı yok ise de Dulkadıroğlu Süleyman Beğ’in kızı Mısır Hatun’un[3] kabri olması muhtemeldir.


[1] Halil Edhem Bey, Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası, 1 Haziran 1331, sayı: 32 s. 453-454
[2] Edhem, A.G.E. s. 453
[3] Bilindiği gibi Süleyman Bey’in Annesinin adı da Mısır(Hatice) Hatun idi. Bu hatun, Kayseri Şehri’nin, kocası Dulkadıroğlu Nasreddin Mehmed’e verilmesi için Baybars’a elçi olarak gitmişti. Kudüs’te Harem-i Şerif’in kuzey duvarında kendi namına olarak H/836 da ta’mir ettirdiği “El, Gadiriye” Medresesinin kitâbesinde de ismi geçiyor. Bu bilgileri Van Berhem’den alarak açıklayan Halil Edhem kitâbenin çok bozuk olduğunu bildiriyor.(Toem, s. 456, c. 5)


Bu bilgiler, Halit Erkiletlioğlu tarafından yazılan Geniş Kayseri Tarihi kitabından, yazarın izni ile alınmıştır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. (www.kayserim.net)..
Geniş Kayseri Tarihi Kaynakça

Haber:

Kaynak: Kayserim.net

Melikgazi / Kayseri

Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.