II. Kılıçarslan Döneminde Kayseri
İyi idareciliği, heybet ve adaleti ile tanınan II. Kılıçarslan, Anadolu birliğini sağlamak amacı ile zorlu mücadeleler yaptı. En büyük ra...
İyi idareciliği, heybet ve adaleti ile tanınan II. Kılıçarslan, Anadolu birliğini sağlamak amacı ile zorlu mücadeleler yaptı. En büyük rakiplerinden olan Danişmendli Yağıbasan’ın 4 Ağustos 1164’te ölmesi ile 1165 tarihinden itibaren Darende, Delük bölgesini ve 1169 tarihinde de Kayseri ve Zamantı bölgesini Zünnun’dan aldı.
1171 de Malatya’yı kuşatarak 12 000 Hıristiyan köylüyü Kayseri’ye götürdü.Ayrıca ŞAhînşah ve Danişmendli Zünnun’un eyaletlerinden de kendi eyaletine Hıristiyan iskânı yaptı. Sonra 12000 Hıristiyanı geri verdi.[1] Böylece hem iyi bir iskân siyaseti uygulamış ve hem de devrin bağımlı devletlerini ortadan kaldırarak merkezî otoriteyi kurmuş oldu.
Malazgirt zaferinden bir asır sonra 1176 yılında Myriokephalon (Kumdanlı) zaferi ile Bizans’ın Anadolu hayallerini sona erdiren, İslâm dünyasını Haçlılara karşı yeniden canlandıran bu büyük sultan, yaşlılığından kaynaklanan büyük bir siyasî hataya düşerek memleketi 11 oğluna (veya 12 oğluna) paylaştırdı. (H/586-M/1190). Bu arada Kayseri de Nureddin Sultanşah’ın hissesine düştü. Bir rivayete göre, Sivas- Aksaray Meliki Kutbeddin Melikşah, babası Kılıçarslan’ı tamamıyla tesiri altına aldıktan ve veziri İhtiyareddin Hasan’ı (Bu vezir Kılıçarslan’a Melikşah’a inanmamasını ve ondan sakınmasını telkin ediyordu) öldürdükten sonra, Kayseri’yi kardeşi Nureddin Sultanşah’dan almak üzere babasını da yanına alarak, Kayseri’yi kuşatmış ise de Kayseri’liler kapıyı açmadıklarından içeri girememiştir. Bu sırada babaları Kılıçarslan, bir yolunu bularak Kutbeddin Melikşah’tan kaçıp Kayseri Kalesi içinde bulunan Nureddin’e sığındı. Bunu üzerine Kutbeddin kuşatmadan vazgeçip Aksaray, Konya taraflarını zaptetmiştir. Sultan Kılıçarslan ise bu hadiseden sonra artık oturacak yer bulamamış bir oğlundan diğerine giderek ömrünü tamamlamaya çalışmıştır. Sonunda Burgulu (Uluborlu) Meliki olan küçük oğlu Keyhüsrev babasına karşı iyi davranış gösterince ona sığınıp, birlikte Konya’yı Kutbeddin’den almışlar ve Kılıçarslan orada da ölmüştür. (M/1193)
İkinci rivayete göre de, Kılıçarslan ülkesini bölüştürdükten sonra pişman olup, bütün topraklarını büyük oğlu Kutbettin’in adına yeniden birleştirmeyi tasarlayınca, diğer oğulları babalarına karşı isyan etmişler bu suretle babalarının onlar üzerindeki etkisi tamamiyle sona ermiştir.
İlgili Haberler
Fakat yalnız Gıyaseddin Keyhüsrev’den iyi davranış gören Sultan, onunla beraber savaş hazırlıklarını tamamlamış, Kayseri’ye veya Aksaray’a yürümüşler ve kaleyi kuşatmışlardır. Ancak II. Kılıçarslan bu sırada hastalanarak “Kasaba” civarında ölmüştür.[2] Gıyaseddin ise babasının ölümü üzerine kuşatmayı bırakarak Konya’ya dönmüştür. Bundan sonra Aksaray ve Sivas Meliki Kutbeddin, bir gezinti sırasında Kayseri’ye uğramış gibi yapmış, kardeşi Melik Nureddin’i öldürerek başını adamlarının önüne atmış ve kaleyi ele geçirmek istemiştir. Kayseri’liler bu oldubittiye şiddetle karşı çıkmışlar fakat sonra bazı şartlarla durumu kabûl edip şehri teslim etmişlerdir. Şehrin ileri gelenlerinden ve Melik Nureddin Sultanşah’ın emirlerinden İhtiyareddin Hasan ismindeki nüfuz Sahîbi, iyiliksever bir zatın yine Kutbeddin tarafından öldürülerek yola atılması ve köpeklerin etini yemeye başlamaları Kayseri halkının Kutbeddin’e karşı çıkmalarına sebep olmuş bunun üzerine Kutbeddinde adı geçen emirin naaşını kendi yaptırdığı medresesinin içine gömdürmüştür (Hoca Hasan Medresesi) .
Bu olayların, Kutbettin Melikşah’ın Kayseri’de kestirdiği bir gümüş sikkeden anlaşıldığına göre H/593 (M/1197) senesinde olduğu anlaşılmaktadır. Kutbeddin Melikşah, adı geçen sikkede “Ebul Feth” ünvanını kullanmıştır. Bu ünvanın Kayseri’nin kendisi tarafından fethi ile alakalı olduğu tahmin edilebilir.[3]
Kutbeddin Melikşah’ın Kayseri H-593 tarihli gümüş sikkesi
Sikkenin Bir Yüzünde:” Lâilâheillallah /Muhammed Resûl Allah/ El Nasır Lidin Allah/ Emir ül mü’minin”Ve etrafında: Kur’an-ı Kerim’in IX. Suresinin 33. Ayet’i yer almaktadır.
Diğer yüzünde ise:” Ersele bi-l Hak/ Ebu-l feth Melikşah/ bin Kılıçarslan Etrafında ise: Bismillah durube haza el dirhem bi Kayseriye sene selâse ve tis’in ve hamsimie” yazılıdır.
II. Kılıçarslan’ın oğlu, Kayseri Melik’i Nureddin Sultanşah zamanında yaptırıldığı anlaşılan Hoca Hasan Medresesi’nin H/589 (M/1193) tarihli kitâbesinde “Bu yapı Melik Nureddin Sultanşah’ın emriyle inşa edildi.” denilmektedir.[4] Kitâbede ayrıca “Ebu Bekir oğlu Hasan” olarak zikredilen zatın Hoca Hasan olduğunu İbnü-l Esir açıklamıştır.
Selçuk sülüsü ile beyaz kalker taşına yazılan 246x52 ebadındaki üç satırlık kitabenin tamamında: “BismillâhirrahmanirrAhîmTebareke’llezi in şae ceale leke hayren min zâlike” (Hayırlı bir eser yaptırana ne mutlu) Kur’an Furkan 10 ayeti ile; “bî emri’l-melik Nur-ed din dünya ved din Sultan Şah Halleda’llahü mülkehu Bina hazihi’l medreseti el abdil muhtac ilâ rahmet-i llâhi el Hesan bin Ebi Bekir vefakâhullAhî lehû ma kesebi zenbihî alâ min tasarrufi fihâ ve evkafiha bi gayri hak lânetu’llAhî ve melâiketi ve’n-nâsi ecmain. Ve men azlemu mimmen mene’a mesâcida’llAhî en yüzkerâ fîhâ semühü ve sea fî harabiha ülâike seneti tis’a semânin ve hamsemie ” yazılıdır. (Din ve dünyanın aydınlığı, mülkü, daim olsun Melik Nureddin Sultanşah’ın emri ile bu medrese Allah’ın rahmetine muhtaç kul Ebu Bekir oğlu Hasan tarafından yapıldı. 589 yılında suçunu bağışlatmak için Allah’a vakfetti. Haksız yere bu evkafa tasarruf edenlere Allah’ın melâikelerinin ve insanlarının hepsinin lâneti olsun Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasını engelleyip, o mescitleri yıkmaya çalışandan daha zalim kim olabilir[5].)
Kitâbede Nureddin Sultan Şah, ne babası II. Kılıçarslan’ı ve ne de kardeşi I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in adını zikretmemiştir. Çünkü babasının onbir kardeş arasında bölüştürdüğü Selçuklu ülkesinde kardeşler arasında kıyasıya saltanat mücadelesi devam etmekte ve Kılıçarslan da hâkimiyetini kaybetmiş bulunmaktadır.
Son onarımının 1908-9 yılında yaptırılarak dinî eğitim vermeye başlayan ve bugün yine harabeye dönen Düvenönü, Hoca Hasan Mahallesindeki medrese kurtarılmayı beklemektedir.
[1] Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, İst. 1982 s. 2013
[2] İbn. Haldun, Cilt:5, s. 168
[3] İbrahim Artuk, Orta ve Yeni Çağa Ait Sikke ve Nişanlar, Ank 20/26 Ekim 1961, s. 243-245
[4] Gabriel, s. 104
[5] Kayseri Müzesi İslâmî mezar taşları ve kitâbeleri deposunda 1481 numarada kayıtlı kitâbe (Bakara, 114)
Bu bilgiler, Halit Erkiletlioğlu tarafından yazılan Geniş Kayseri Tarihi kitabından, yazarın izni ile alınmıştır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. (www.kayserim.net)..
Geniş Kayseri Tarihi Kaynakça







