İçeriğe geç
30 Eylül 2026, Çarşamba

Fahrettin Altun: Suriye Suriyelilerindir

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, "Biz şuna inanıyoruz, Suriye Suriyelilerindir.Suriye üzerinde yapılacak siyasi, coğrafi ve etnik mühendislik girişimlerini dün kabul etmediğimiz gibi bugün de kabul etmiyoruz yarın da kabul etmeyeceğiz." dedi.

· 5 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
Fahrettin Altun: Suriye Suriyelilerindir
Paylaş

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Rixos Tersane İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi 2024'ün (Stratcom Summit 2024) açılışında yaptığı konuşmada, Stratcom'un stratejik iletişim alanında küresel çekim merkezine dönüştüğünü ve dünyadaki stratejik iletişimin duayenlerinin buluşma noktalarından biri haline geldiğini söyledi.

Forumun bu yılki temasının "İletişimde Yapay Zeka: Eğilimler, Tuzaklar ve Dönüşüm" olduğuna işaret eden Altun, yapay zekanın günümüzün iletişim eko-sisteminin yadsınamaz bir gerçeği olduğunu, forumda bunun üzerinde duracaklarını ve analiz edeceklerini kaydetti.

Reklam

Yapay zeka teknolojilerine yapılan yatırımların günden güne arttığını belirten Altun, küresel teknoloji şirketleri, start-uplar, üniversiteler ve hükümetlerin yapay zeka çalışmalarına milyarlarca dolarlık fonlar ayırdığını kaydetti.

Yapay zeka yatırımlarının 200 milyar dolara yaklaştığını ve bu yatırımların günden güne arttığına dikkati çeken Altun, sağlıktan finansa, eğitimden e-ticarete, mal üretiminden askeri alanlara ve medya-iletişime kadar birçok sahada yapay zeka çalışmalarının hız kazandığını anlattı.

İlgili Haberler

Altun, iletişim ve medya sektörüne bakıldığı zaman yapay zekanın büyük veri analizinde, kullanıcı deneyimlerinin ölçülmesinde ve içerik üretimi konularında yoğun olarak kullanılmaya başladığını kaydederek, şöyle devam etti:

"Bu sürecin içerisinde kullanıcılar da var. Kullanıcılar da giderek aktifleşiyor. Yapay zeka modelleri ve yapay zeka ajanları marifetiyle sürecin içerisinde kullanıcılar doğrudan rol almaya başladı. Yapay zeka tarafından üretilen sentetik içeriklerin internet üzerindeki varlığı da günden güne artıyor ve bu içeriklerle sentetik kimlikler, hatta sentetik medyalar, mecralar oluşturuluyor. Yapılan araştırmalar 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde 500 milyondan fazla insanın, yapay zeka tabanlı uygulamaları aktif olarak kullandığını ortaya koyuyor. Yine 2024 yılı itibarıyla tüm dijital içeriklerin yaklaşık yüzde 15'inin yapay zeka tarafından üretildiğini görüyoruz, ki bu veri de son derece çarpıcı bir veri olarak karşımızda bulunuyor."

Reklam

Bugün, sadece iletişim ve bilişim alanında değil, hayatın her alanını muhasara altına alan bir yapay zeka teknolojisiyle ve bunun getirdiği dönüşümlerle karşı karşıya olduklarına işaret eden Altun, elbette ki her büyük dönüşüm ve yol ayrımının sancılı olduğunu kaydetti.

Altun, yapay zekayla birlikte tanıklık ettikleri sistem dönüşümlerinin bir yandan toplumsal alanda yeniden yapılandırmaları beraberinde getirdiğini, öte yandan derin bir huzursuzluk ve hatta kaosa yol açabildiğini, en azından huzursuzluk ve kaos duygusunu yükselttiğini dile getirdi.

Hiç kuşkusuz her teknolojik yenilik gibi yapay zekanın da bünyesinde fırsatları, meydan okumaları, riskleri, tehditleri barındırdığını belirten Altun, bu fırsatlardan insanlığın hayrına çıktılar üretmek ve riskleri de insanlık olarak yönetmek zorunda olduklarını kaydetti.

Altun, toplumsal süreçlerden bağımsız bir teknolojiden söz edilemeyeceğini, her yeni icadın, her bilimsel gelişmenin toplumsal gerçekliklerden neşet ettiğini dile getirdi.

Teknolojinin özne, insanın nesne olduğu bir anlayışın tarih ve toplum karşıtı bir teknolojik determinizm ürettiğine ve bunun sorunlu bir yaklaşım olduğuna işaret eden Altun, bu anlayışın iki formunun olduğunu, bunlardan birincisinin "teknofobi", ikincisinin ise "teknofili" olduğunu söyledi.

Altun, her iki anlayışın da teknoloji-toplum, teknoloji-kültür ve teknoloji-insan ilişkilerini açıklamaktan uzak olduğunu belirterek, "teknofobi" ve "teknofili" anlayışları yerine insanlığın tarihsel birikimini, kültürel zenginliğini, toplumsal varoluşunu ve entelektüel müktesebatını merkeze koyarak, cesur ve fakat ihtiyatlı bir yaklaşımla yapay zeka teknolojilerini ele almaları gerektiğini ifade etti.

Bu sürecin ciddi meydan okumaları beraberinde getirdiğini belirten Altun, yapay zeka başta olmak üzere, iletişim teknolojilerinde meydana gelen baş döndürücü gelişmelerin sadece bilginin üretimini ve dolaşım hızını etkilemediğini, aynı zamanda sistematik dezenformasyonları ve mezenformasyon bombardımanını da derinleştirdiğini dile getirdi.

Altun, bütün insanlığı tehdit eden dezenformasyon yağmurunun, demokrasi krizlerine, bireysel özgürlüklerin kısıtlanmasına, toplumsal korku ikliminin yükselmesine, bilgi kirliliğine, siyasal, toplumsal kutuplaşmalara ve nefret söylemlerinin yükselmesine neden olduğunu söyledi.

Dahası dezenformasyonun bir hakikat krizini beraberinde getirdiğini belirten Altun, hakikat krizinin temelinde, yalanın sıradanlaşması ve hakikatin önemsizleşmesinin yer aldığını dile getirdi.

"Daha etkili dezenformatif içerikler üretiliyor"
Bu krizin mevcut yapay zeka teknolojileriyle daha da derinleştiğini vurgulayan Altun, şunları kaydetti:

"Bugün artık, sadece tek tuşla anında sentetik olarak tanımlanan içerikler oluşturulabiliyor ve bu içerikler sosyal ağlar üzerinden hızla yayılıyor. Deepfake teknolojisi sayesinde, video ve ses kayıtları kolaylıkla gerçeğe yakın şekilde manipüle edilebiliyor, daha etkili dezenformatif içerikler üretiliyor. Yapay zeka eliyle üretilen yalan ve dezenformatif içerikler, ulusal düzlemde olduğu kadar uluslararası düzlemde de toplumlar arasındaki kutuplaşmayı derinleştiriyor, körüklüyor. Bunu fırsat bilen, tabiri caizse dijital nefret merkezleri, ırkçılık, yabancı karşıtlığı, İslam düşmanlığı, nefret söylemi gibi yıkıcı fikirlerle topluma yayıyor, bu fikirlerle toplumlar ifsat edilmeye çalışılıyor."

Yapay zeka teknolojilerinin, mevcut haliyle, ne yazık ki haklının değil güçlünün çıkarlarına göre konumlandırıldığını dile getiren Altun, "Yapay zeka teknolojileri, sınıflar ve uluslararasındaki adaletsizliği, küresel adaletsizliği artırıyor. Oysa ki günümüzdeki bilişsel teknolojik ilerlemeler küçük bir grubun, imtiyazlı bir grup girişimcinin, yatırımcının zenginleşmesine yahut küresel sömürü ilişkilerinin kökleştirmesine hizmet etmemeli. Onun yerine insanların, toplumların, kültürlerin özgürleşmesine, kökleşmesine hizmet etmeli. Biz buna inanıyoruz ve diyoruz ki gelin hep birlikte bu platformlar vesilesiyle el birliğiyle çalışalım." ifadelerini kullandı.

Altun, bugün dünyanın, bütün insanlığın çok ciddi krizlerle, meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu belirterek, "Savaşlardan düzensiz göçlere, küresel terörizmden soykırım girişimlerine, iklim değişikliğinden gıda krizlerine kadar son derece karmaşık sorunlar yumağıyla karşı karşıyayız. Şu da çok açık ki, bizim küresel sorunlar karşısında küresel işbirliklerine ihtiyacımız var. Biz, Türkiye olarak küresel sorunlar karşısında küresel işbirlikleri geliştirme arayışındayız, çabamız bu yönde. Bu çerçevede tüm müttefiklerimizle birlikte yeni İşbirliği alanları inşa etmek için yoğun bir çaba sarf ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Haber:

Kaynak: Kayserim.net

Kayseri

Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.