ENFLASYONUN SORUMLUSU HANGİ SAVAŞ?
Değerli okurlar merhaba, son günlerde ülke gündemimiz o kadar yoğun ve o kadar günlük değişiyor ki vatandaş olarak kendi sorunlarımızı bile düşüneme...
Değerli okurlar merhaba, son günlerde ülke gündemimiz o kadar yoğun ve o kadar günlük değişiyor ki vatandaş olarak kendi sorunlarımızı bile düşünemez olduk desek yeridir. Bilhassa bu hafta herkes için sanırım pür dikkat meclis takip ettiğimiz, birçoğumuzun kırmızı çizgisi olan, hepimizi çok yakından ilgilendiren kararların alındığı günler yaşadık. Tamda o günlerde yetkili kurumlardan da enflasyonla alakalı bir açıklama geldi. “Savaş olmasaydı yıllık enflasyonumuz yüzde 20 civarında olacaktı” denildi. Güzel. O zaman bir bakalım gerçekten savaş halinde olan ülkelerde durum neymiş.
İsrail’de yıllık enflasyon yüzde 1,6-1,9 bandında. Amerika’da yüzde 3,5. Rusya’da yüzde 6.
Ukrayna’da yüzde 7-8. Türkiye’de ise yüzde 31,75.
Savaşın fiyatları yukarı çektiği doğru. Enerji maliyetleri artar, lojistik bozulur, risk primi yükselir, bütçe açığı büyür. Bunlar bilinen şeyler. Ama aynı zamanda aktif savaş yürüten veya yakın zamanda yoğun çatışma yaşayan ülkelerin enflasyon rakamları ile Türkiye’nin rakamı arasındaki makas, “savaş yüzünden böyle” iddiasını epey zorluyor.
İlgili Haberler
Çünkü eğer savaş bu kadar belirleyici olsaydı, İsraillilerin, Amerikalıların, Rusların ve Ukraynalıların da en az bizim kadar, hatta daha fazla enflasyonla boğuşması gerekirdi. Oysa rakamlar tam tersini gösteriyor. Onlar savaşırken bile enflasyonu tek hanede, hatta bazılarında hedef aralığında tutmayı başarıyor. Biz ise barış döneminde bile yüzde 30’un altına inmekte zorlanıyoruz. . İnsan acaba bizde farkında olmadığımız bir savaşın içerisinde miyiz acaba demekten kendini alıkoyamıyor.
Bu tablo, enflasyonun asıl kaynaklarının daha ev içi olduğunu hatırlatıyor. Yıllarca süren gevşek para politikası, kırılgan döviz kuru, yüksek enflasyon beklentileri, fiyat katılıkları, vergi yükleri ve yapısal sorunlar… Savaş ve jeopolitik riskler üzerine tuz biber ekiyor olabilir. Ama tek başına bu farkı açıklamaya yetmiyor.
“Savaş olmasaydı yüzde 20 olurdu” demek, mevcut durumun sorumluluğunu dışarıya atmanın pratik bir yolu. Oysa gerçekçi bir teşhis, öncelikle içerideki hataları kabul etmekle başlar. Çünkü rakamlar konuşuyor: Savaşan ülkeler enflasyonu yönetirken, biz hâlâ “savaş olmasaydı” cümlesine sığınıyoruz. Bu açıklama bizi neden bu kadar ilgilendirip rahatsız ediyor? Çünkü ülkemizde yılbaşından bu yana artmayan asgari ücret ve sabit gelirli maaşları, sembolik emekli maaş artışı, buna karşılık olarak durmaksızın devam eden bir enflasyon, bu artışların altında adeta ezilen vatandaş var. Konuşulması gereken asıl savaş, enflasyonla vatandaş arasındaki savaştır.
Belki de asıl mesele savaş değil, enflasyonu disiplinli bir şekilde düşürme iradesidir.
Hepinize umut dolu bir Ülke ve mutlu yarınlar diliyorum.
Süheyla Gökçek
SMMM/Bağımsız Denetçi
Kaynak: Kayserim.net
Kayseri





