Türkiye Ekonomisinin Derin Fotoğrafı: Kapitalizmin Krizi, Savunma Sanayisi ve Asgari Ücret Gerçeği
Ekonomi Sohbetleri 2025’in Son Yayınında Gündemi Masaya Yatırdı. Kayseri Radar ve Radyo Radar ortak yayınında Halil İbrahim Öztürk ve Ömer Uzunoğlu’nun hazırlayıp sunduğu “Ekonomi Sohbetleri” programında, 2025 yılının son haftasında ekonomi, savunma sanayii, kapitalist sistemin çöküşü ve 2026 yılı beklentileri tüm yönleriyle ele alındı. Uzun ve detaylı değerlendirmelerin yapıldığı programda dikkat çeken başlıklar şöyle şekillendi:
Kapitalist Sistem Çıkmazda: 2025 Bir Kırılma Yılı Oldu
Ömer Uzunoğlu, 2025 yılı itibarıyla dünyada kapitalizmin temel sistemsel kriz içine girdiğini ve artık büyüme odaklı yapının kendi içinde çöküş sinyalleri verdiğini belirtti. Kapitalist sistemin “kanserli hücre” gibi büyümeye odaklandığını ifade eden Uzunoğlu, büyüme baskısının savaşları ve küresel dengesizlikleri tetiklediğini söyledi. Dünyadaki gücün Adriyatik’ten Pasifik’e kaydığına dikkat çeken Uzunoğlu, bu süreçte Türkiye’nin hem büyük fırsatlar hem de ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Savaşlar ve Güvensizlik Dalgası: Askeri Harcamalar Tırmanıyor
Programda dünya genelinde 2025 yılında askeri harcamaların 1,5 trilyon dolardan 3,5 trilyon dolara yükseldiği bilgisi verildi. Bu durumun büyük bir küresel çatışma riskini işaret ettiğini söyleyen Uzunoğlu, özellikle Avrupa ülkelerinin savunma yatırımlarında büyük artışa gittiğini, dünyanın yeni bir savaş eşiğine doğru sürüklendiğini ifade etti. Türkiye’nin savunma sanayisinde son 45 yılda büyük ilerlemeler kaydettiğini belirten Uzunoğlu, bu gelişmelere rağmen motor teknolojilerinde dışa bağımlılığın büyük bir stratejik risk oluşturduğunu dile getirdi.
İlgili Haberler
“Motoru Yapan Makine” Krizi: Gerçek Bağımsızlık Tartışması
Savunma sanayiinde yaşanan en temel eksikliğin “motoru yapan motoru” da dışarıdan almak zorunda kalmak olduğunu vurgulayan Uzunoğlu, yerli üretimin asıl hedefinin üretim teknolojilerini de millileştirmek olması gerektiğini söyledi. Kayseri’de faaliyet gösteren bir firma üzerinden örnek vererek, dışa bağımlı üretim sistemlerinin Türkiye’yi kritik anlarda savunmasız bırakabileceği uyarısında bulundu.
Ezop Hikayesiyle Anlatılan Gerçek: “Koşmak Zorundayız”
Ömer Uzunoğlu, savunma sanayisinde mutlak bağımsızlık ihtiyacını anlatırken Ezop’un kaplumbağa ve timsah hikayesini örnek verdi. “Timsah arkanızdaysa kaplumbağa bile koşmak zorundadır” diyerek Türkiye’nin bu alanda geri kalmasının sonuçlarının çok ağır olabileceğini vurguladı. Savunma sanayiinde bağımsızlık hedefinin sadece araç üretmekle değil, beyin ve komuta sistemlerini üretmekle sağlanabileceğini ifade etti.
Asgari Ücrette Memnuniyet Yok: Ne İşverene Ne Çalışana Yarıyor
2025 yılı sonunda açıklanan 28.075 TL’lik asgari ücretin, hem işveren hem de çalışan açısından yetersiz olduğu değerlendirmesi yapıldı. Ömer Uzunoğlu, bu ücretin açlık sınırının altında olduğunu belirtirken, işverenin de yüksek maliyet nedeniyle zorlandığını ifade etti. Çözüm önerisi olarak ise işverenin %16’lık kısmı karşılaması, kalan %34’lük artışın ise devlet tarafından sübvanse edilmesi gerektiğini söyledi. “Tepeciye (faizciye) 2 trilyon 741 milyar TL ödeme yapabilen bir devlet, bunu da yapabilir” dedi.
Zamlar Peş Peşe: Asgari Ücret Artışı Bahane Edilerek Etiketler Değişti
Asgari ücretin açıklanmasının hemen ardından büyük market zincirlerinde etiket fiyatlarının hızla artırıldığını gözlemlediğini paylaşan Uzunoğlu, bunu “fırsatçılık” olarak değerlendirdi. Ticaret Bakanlığı’nın bu tür haksız fiyat artışlarını denetlemesi gerektiğini, ancak denetimlerin dijitalleştirilerek daha etkili hale getirilmesi gerektiğini savundu.
Yerli Üretim ve Dijital Etiket Sistemi Önerisi
Marketlerde, konfeksiyon sektöründe ve tüm perakende alanlarda dijital etiket sistemine geçilmesi önerildi. Böylece devletin fiyat takibini gerçek zamanlı olarak yapabileceğini ve manuel denetime gerek kalmadan haksız zamların önlenebileceği belirtildi. Halil İbrahim Öztürk de bu öneriye destek vererek, denetim sisteminin teknolojik altyapıyla güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ahlaki Çöküş ve Ekonomik Eşitsizlik: Toplumsal Doku Alarm Veriyor
Programda en çok dikkat çeken bölümlerden biri, toplumda artan ahlaki çöküşe dair yapılan değerlendirmeler oldu. Ahlakın düşmesinin ekonomik bozulmanın hem sebebi hem sonucu olduğu ifade edilirken, zengin–fakir arasındaki uçurumun genişlemesi, gösteriş tüketimi ve halkın temel ihtiyaçlara erişimde zorlanması sert biçimde eleştirildi. “Kuşlara yuva yapan milletin evlatları çöplerde yiyecek arar hale geldi” sözleri, ekonomik adaletsizliğin boyutunu ortaya koydu.
Altın ve Gümüş Yükseliyor: Yeni Bir Güvenli Liman Dalgası
Programda 2026 ve sonrasına ilişkin beklentiler de paylaşıldı. Altın ve gümüş fiyatlarının 2028’e kadar yükseliş trendini sürdüreceği, bu artışın spekülatif değil, yapısal krizlerin sonucu olduğu vurgulandı. Özellikle Çin’in ihracat kısıtlamaları ve jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte değerli metallerin yatırım aracı olarak ön plana çıkmaya devam edeceği belirtildi.
2026 İçin Zor Ama Umutlu Beklenti: Türkiye Batmaz, Ancak Akıllı Olmalı
Programın sonunda 2026 yılına dair ekonomik öngörüler paylaşıldı. Türkiye’nin özellikle borçlu kesim için daha zor bir yıl geçireceği, icra-iflas süreçlerinde artış yaşanacağı, ancak üretime ve akılcı yatırıma odaklanan kesimler için hala fırsatların bulunduğu vurgulandı. Ömer Uzunoğlu, “Türkiye batmaz, Türkiye batarsa okyanus taşar. Ama tedbirli ve üretken olmalıyız” diyerek sözlerini tamamladı.
Yılın Son Sözü: Gelecek Sene Görüşmek Üzere
Halil İbrahim Öztürk ve Ömer Uzunoğlu, 2025’in son programında klasikleşmiş bir ifadeyle “Gelecek yıl görüşmek üzere” diyerek yayını sonlandırdı. Programın genelinde ekonomi, toplum, savunma ve etik değerlere dair yapılan samimi ve çarpıcı analizler, dinleyicilerin ilgisini çekti. 2026 yılına dair temenniler ise umutla karışık temkinli bir atmosfer yarattı.





