GençOğuzlar Birliği’nin Kurulması Aralık 1946
İkinci Dünya savaşı sonrasında birçok millet te olduğu gibi Türkiye’de de Millîyetçilik akımları son derecede güçlenmiş ve Millîyetçilerinençok tehl...
İkinci Dünya savaşı sonrasında birçok millet te olduğu gibi Türkiye’de de Millîyetçilik akımları son derecede güçlenmiş ve Millîyetçilerinençok tehlike olarak gördükleri komünizmle savaş adeta bir millî hedef haline gelmişti veözellikle liseler odaklı olarak Türkçülük akımı şeklinde genişlemekteydi. Zira komünist ideolojiyi araç olarak kullanan Rusya’nın Doğu Avrupa’ya hâkim olması sonucunda komünizm hızla yaygınlaşıyordu. Ülkede birçok yerde komünizm aleyhtarı legal veya illegal dernekler kurulmaya başladı. İşte bu akımın tipik örneklerinden birisi de Kayseri’de kurulmuş olan “Genç Oğuzlar Birliği” isimli gizli dernektir. Bu derneğe üye olan Sayın Tarık Celâl Güven derneğin amacı ve yapısını şu sözlerle anlatmaktadır:
“1946 Aralık ayı. Ben lise birinci, babamın hatıratını kitap haline getiren ağabeyim Ahmet Güven lise son sınıfındayız. Soğuk bir akşam üzeri, okul dönüşü Ahmet ağabeyim beni evimizde bir odaya kapattı ve biraz da sert bir tavırla “Bu akşam beraber bir toplantıya gideceğiz. Kimseye bir şey söylemeyeceksin. Akşam yemeğinden sonra da babamıza birlikte sinemaya gideceğimizi söyleyeceğiz, anladın mı?” dedi. Bende korku içinde “Peki” dedim. Yemekten sonra ağabeyim babamıza, birlikte sinemaya gideceğimizi söyleyerek izin aldı. Böylece beraberce evden çıktık. Hava çok soğuk, paltolarımızın yakasını kaldırdık ve o zaman karanlık içinde olan çamurlu, çakır-çukur sokaklardan yürümeye başladık. Bir süre sonra bir köşe başında ağabeyim “Dur, gözünü bağlayacağım, bana hiçbir şey sorma” dedi ve gözümü bağlayıp elimden tutarak yürümeğe başladık. Yüreğim güp-güp atmaya başladı ve içimi bir korku ve endişe sardı. Nereye gidiyorduk?
Merdivenlerden çıktık, kapılar açıldı-kapandı, nihayet bir yerde durduk. Ağabeyim “Şimdi gözünü açıyorum” dedi ve açtı. Kayseri’de sofa dediğimiz büyükçe bir salon, iki yanında 40-50 cm. yüksekliğinde oturulacak sedirler. Sedirde ortada, liseden, benim de hocam olan edebiyat öğretmeni Hüseyin Ertürk, sağında ve solunda yirmi civarında, çoğu lise son sınıf, bir-ikisi lise ikinci sınıf öğrencileri oturmakta. Sofanın ortasında, Türk Bayrağı örtülmüş büyükçe bir masa, masanın üzerinde Kuran-ı Kerim ve bir tabanca. Ben büyük bir heyecan ve şaşkınlık içerisindeyim. Hüseyin Ertürk hocam “Tarık, aramıza hoş geldin, bir elini Kuran-ı Kerim’in diğer elini tabancanın üzerine koy ve benim söylediklerimi aynen tekrar et” dedi ve başladı: “Bu andan itibaren Genç Oğuzlar Birliği teşkilâtına katılmış bulunuyorum. Örgütümü, hayatım pahasına da olsa asla ifşa etmeyeceğime, memleketim için ölümü bile göze alacağıma, komünistleri yaşatmayacağıma namusum, şerefim ve dinim üzerine yemin ederim”
Bu andım ile ben, o zamana kadar adını hiç duymadığım bu örgüte katılmış oldum. Örgütün amacı özetle, komünizmle savaşmak ve Türkiye’nin gelişip güçlenmesi için çalışmak, bu uğurda her türlü gayret ve tehlikeyi göze almak. Bizim Türk Millîyetçiliği görüş ve anlayışımız kafatasçı değil Türkiye’nin gelişmesi ve güçlenmesi için çalışmak ilkesine dayanıyordu. Bu amaçla, 50 milyon nüfuslu, kalkınmış güçlü bir Türkiye’yi gerçekleştirdikten sonra da kökenimiz Orta Asya’daki ırkdaşlarımıza el uzatmak olacaktı.”[1]
İlgili Haberler
[1]Güven, Tarık Celâl, Kayserili Bir Ticaret Ataşesinin Anıları, Türk Ticaret Vakfı Yayını Ank. 2018, s. 58-59
Bu bilgiler, Halit Erkiletlioğlu tarafından yazılan Geniş Kayseri Tarihi kitabından, yazarın izni ile alınmıştır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. (www.kayserim.net)..
Geniş Kayseri Tarihi Kaynakça





