İçeriğe geç
8 Ekim 2026, Perşembe
Diğer Köşe Yazısı

FON KRİZİ: KİMLER KAZANDI, KİMLER KAYBETTİ, KİMLER SEYRETTİ?

Türkiye, son yılların en dikkat çekici sermaye piyasası krizlerinden birini yaşıyor. Bizler de yukarı olarak tabir ettiğim siyasileri ve meclis görüşmelerini izliyoruz. Bir tarafta birikimlerini değerlendirmek isteyen bu ülkenin vatandaşlarından olan yüz binlerce yatırımcı, diğer tarafta kısa süre içerisinde olağanüstü rakamlara ve büyüklüklere ulaşan yatırım fonları, astronomik getiriler ve bu getirilerden kimlerin yararlandığına ilişkin giderek büyüyen sorular var.

· 7 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
Finansal Yönetim Danışmanı-Yatırım Uzmanı
FON KRİZİ: KİMLER KAZANDI, KİMLER KAYBETTİ, KİMLER SEYRETTİ?
Paylaş

Anlatacağım bu mesele artık yalnızca finans piyasalarının sınırları içerisinde kalmamıştır. Siyasetçilerin, eski kamu görevlilerinin ve kamuoyunda tanınan bazı isimlerin soruşturmalarda ve iddialarda geçmesi, yaşananları ekonomik olduğu kadar siyasi ve kurumsal güven tartışmasına dönüştürdü. Ülke ekonomisine olan güvensizliği de yeniden gündeme bomba gibi getirdi.

Bu anlatacaklarımda bazı soruların sorulması gerekiyor aslında. Hani 5N1K diye bir tabir vardır. NE? NEDEN? NASIL? NEREDE? NE ZAMAN? ve KİM? Bu soruların cevaplarını almak çok büyük önem arz etmektedir.

Reklam

ASIL SORU ŞU: Bu kadar büyük bir finansal yapı büyürken kimler kazandı, kimler denetledi ve bu riskler görünür hale geldiğinde neden yüz binlerce yatırımcı belirsizlikle karşı karşıya kaldı?

131 Fon, Yüz Binlerce Yatırımcı ve Milyarlarca Liralık Belirsizlik

İlgili Haberler

17 Eylül 2026 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verildi. SPK verilerine göre bu fonlarda 455.758 bireysel yatırımcı bulunuyordu. Krizin ilk günlerinde yaklaşık 891 milyar TL olarak bildirilen fon varlıklarının büyüklüğü, meselenin sıradan bir piyasa dalgalanmasından ibaret olmadığını ortaya koyuyordu. Elbette tasfiye kararı, bütün fon varlıklarının kaybolduğu veya yatırımcıların bu tutarın tamamı kadar zarar ettiği anlamına gelmiyordu. Ancak yüz binlerce insanın yatırımına erişiminin kısıtlanması, başlı başına çok ciddi bir finansal GÜVEN sorununu ortaya çıkarıyordu. Türkiye'de yatırımcıya sürekli tasarruflarını sermaye piyasalarında değerlendirmesi tavsiye edilirken, şimdi aynı yatırımcılar tasfiye sürecinin sonucunu beklemek zorunda.

Bu durumda sormak gerekiyor:

Reklam

Yatırımcıdan piyasaya, hükümete, iktidara ve bu güzel ülkeme güvenmesi istenirken, piyasayı yöneten ve denetleyen mekanizmalar bu güveni korumak için yeterince çalıştı mı?

Aslında cevap net HAYIR…

Yüzde 15.000 Getiri sağlayan bir serbest yatırım fonu 2 Ekim 2026 tarihli araştırmaya göre 2025 yılının Ocak-Temmuz döneminde yüzde 747 getiri sağlamış. 2026 Eylül ayına gelindiğinde ise toplam kümülatif getirisi yüzde 15.000 olmuş. Bu büyümenin ardından fonun yatırımcı sayısı 102.000 kişiyi geçti ve yönetilen varlık büyüklüğü yaklaşık 5 milyar dolara ulaşmış. Rakamın büyüklüğü bana gerçekten çok garip geliyor.

Bir yatırım fonunun yüksek getiri sağlaması tek başına suç değildir. Ancak bu derece olağanüstü performansın hangi işlemlerle, hangi varlıklarla ve hangi riskler alınarak elde edildiğinin açıklanması gerekir. Bu derecede yükselme SPK, Borsa İstanbul tarafından işlem yasağı verilerek incelenmeliydi. Ama yöneticileri bunu göremedi işte her nasılsa?

Bir fonun değeri yükselirken herkes zenginleşmiş gibi görünebilir. Fakat satış zamanı geldiğinde alıcı bulunamıyorsa, o zenginliğin ne kadarının gerçek olduğu tartışmalıdır. Ama birileri bu fonu çok güzel bir zamanlamada satarak çıktılar. Çıkan kişilerin isimlerini anmaya gerek görmüyorum çünkü hepimizin malumudur. İsim verirsem sanırım beni de şikayet ederler ve benden de tazminat kazanma hakkına sahip olabilirler.

ERKEN GİRENLER KAZANDI MI? SONRADAN GELENLER BEDEL Mİ ÖDEDİ?

Krizin en fazla araştırılması gereken boyutlarından biri, fonların geniş yatırımcı kitlesine açılmadan önceki dönemidir. Basına yansıyan haberlerde, bazı fonlarda başlangıçta çok az sayıda yatırımcının bulunduğu, olağanüstü değer artışlarının ardından fonların daha geniş kitlelere açıldığı belirtiliyor. Özellikle TLY fonunun ilk dönem yatırımcılarının kimlikleri ve hangi tarihlerde ne kadar kazanç elde ettikleri kamuoyunda tartışılıyor.

Burada cevaplanması gereken sorular oldukça açık:

İlk yatırımcılar kimlerdi? Fonlara hangi fiyatlardan girdiler? Hangi tarihlerde çıktılar? Elde ettikleri kazançların ne kadarı gerçekleşmiş nakit kazançtı? Bu alım satımları yaparken kamuya açık olmayan bilgilerden yararlanan oldu mu?

Bu soruların cevaplanması yalnızca finansal bir merak değildir.

Erken yatırım yapmış olmak veya yüksek getiri elde etmek tek başına manipülasyon ve dolandırıcılık kanıtı sayılamayacaktır. Belirleyici olan, işlemlerin hukuka uygunluğu ve varsa koordineli fiyat hareketleriyle bağlantısıdır.

Siyasetçiler Bu Tablonun Neresinde?

Fon krizinin belki de en hassas tarafı, siyaset dünyasından isimlerin ve eski üst düzey kamu görevlilerinin soruşturmalarda gündeme gelmesi oldu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, kendisinin ve eşinin Özata Denizcilik hisselerinde önemli kazançlar elde ettiğine ilişkin bir muhalefet siyasetçisinin iddiasının ardından parti görevlerinden ayrılmak için sayın Cumhurbaşkanından affını istedi ve iddialar incelenirken siyasi sorumluluk üstlenmeyi gerekli gördüğünü açıkladı. Ancak kamuoyuna yansıyan bu iddialar, kendisinin veya eşinin hukuka aykırı kazanç elde ettiğinin kesinleştiği anlamına gelmiyordu.

Aynı süreçte eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı ve daha sonra krize neden olan fonlardan birisi olan Tera yöneticisi olan Erkan Kilimci'nin de soruşturma kapsamında tutuklandığı haberleri geldi. Kilimci ise daha önce yaptığı açıklamada, kısa süre yöneticilik görevi nedeniyle adının iddialara karışmasını talihsizlik olarak değerlendirmişti…

Sonradan da ortaya çıkan isimlerin sayısı da arttı ve kimler kimler çıktı ortaya.

Sevgili Okurlarım; Bu gelişmelerin siyasi ve kurumsal (TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ )açısından önemi inanın çok ama çok büyük. Kamu görevi üstlenmiş veya siyasi nüfuz sahibi kişilerin finansal işlemleri söz konusu olduğunda, sıradan bir yatırımcı için geçerli olan şeffaflık beklentisi daha da önem kazanır. Siyasi görev, kişiye yatırım yapma yasağı getirmez. Ancak siyasi nüfuzun, ayrıcalıklı bilgiye erişimin veya kamu gücünün finansal kazanca dönüştürülüp dönüştürülmediğinin araştırılması kamu yararının gereğidir. Bu nedenle siyasilerin ve yakınlarının fon ve hisse işlemlerinden elde ettikleri gerçekleşmiş kazançların, işlemlerin tarihleriyle birlikte hukuka uygun denetim mekanizmalarınca incelenmesi gerekir. İddiaların doğru olup olmadığının ortaya çıkarılması ve bizlere açıkça duyurulması gerekmektedir.

Çünkü hukuk devleti, yalnızca suçluları cezalandırmakla değil, hakkında iddia bulunan kişilerin haklarını korumakla da yükümlüdür.

Denetim Kurumları Ne Zaman Harekete Geçti?

Bence krizin en kritik sorusu bu sorudur.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kasım 2025'te bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığına ilişkin kamuoyuna açıklamalarda bulunmuştu. Yani risklerin varlığı, Eylül 2026'daki tasfiye kararlarından aylar önce kamuoyunun gündemine girmişti. SPK, 28 Ağustos 2026 tarihinde fonlara ilişkin kuralları sıkılaştırdı. Ardından yaşanan likidite sorunları, 17 Eylül'de tasfiye kararlarıyla sonuçlandı.

İşte size güzel bir soru.

Riskler önceden biliniyorsa neden bu kadar büyüdü?

Haksız Kazançların İadesi: Peki Gerçek Zarar Kimden Tahsil Edilecek?

Adalet Bakanı Akın Gürlek 6 Ekim de soruşturma kapsamında 85 şüpheli tutuklandı, 207 kişi hakkında işlem yapıldı ve beş kişi haksız kazançlarını iade etti. Dedi.

Bu açıklama, birazcık üzerine gidiliyor gibi gösterdi.

Ancak iade edilen kazançların toplam tutarı, hangi işlemlerden kaynaklandığı ve nihai olarak yatırımcı zararlarına nasıl yansıyacağı konusunda ayrıntılı bir açıklama gelmedi ama sanırım bir gün gelecektir.

SPK'nın 1 Ekim tarihli düzenlemesiyle belirli fonlarda yatırımcı başına, fon bazında en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılması kararlaştırıldı. Bu ödeme, tasfiye sonunda hak kazanılacak tutardan mahsup edilecek. Denildi.

Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Ara ödeme, yatırımcının bütün zararının devlet tarafından ödeneceği anlamına gelmiyor.

O halde şu sorular cevap bekliyor:

Haksız kazanç elde ettiği kesinleşen kişilerden tahsil edilen tutarlar nasıl değerlendirilecek? Fon yöneticilerinin ve diğer sorumluların hukuki yükümlülükleri nasıl belirlenecek? Yatırımcıların gerçek zararları hangi yöntemle hesaplanacak?

Sermaye piyasalarında adalet, yalnızca suç işlendiği tespit edilen kişilerin cezalandırılması değildir. Zararın tespiti ve hukuken sorumlu olanlardan tahsil edilmesi de aynı derecede önemlidir.

Sorun Bütün Fon Piyasasında mı?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın dün yani 7 Ekim'de TBMM'de yaptığı açıklamaya göre tasfiye edilen 131 fon, toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını ve toplam fon portföy değerinin de yüzde 7,7'sini oluşturuyor. Dedi. Özel kalem müdürünün de arkadaşlarıyla 7 Milyon TL topladığını, fon aldığını ve zarar edenler arasında olduğunu da söyledi. 😊

Bu açıklamalar krizin tüm yatırım fonlarını kapsamadığını gösteriyor. Dolayısıyla bütün yatırım fonlarını riskli veya bütün fon yöneticilerini sorumlu ilan etmek yanlış olacaktır.

SONUÇ: Para Geri Gelir de Güven Nasıl Geri Gelecek?

Türkiye'nin özellikle son 7 yılında sağlıklı bir ekonomisi kalmamıştı. Bunu sürekli söyledik. Pandemi döneminde yapısal reformlar yapılsın, vatandaşın harcamalarına yönelik olarak tedbirler alınmalı, enflasyonun faizle ilgisini gerçekten anlayalım dedik. Üretimi, yatırımı, istihdamı ve ekonomik büyümeyi destekleyen bir finansal sistem kurulmalı ve bunun içinde güçlü yatırım fonlarını kurmalıyız dedik. Dinleyen Oldu Mu? HAYIR

2026 yılı Kasım ayına dikkat edilmelidir. Her an Her Şey Olabilir…

Nihayetinde sermaye piyasalarında adalet, kimin ne kadar kazandığına göre değil, kazancın nasıl elde edildiğine göre değerlendirilmelidir.

Ve Unutulmamalıdır ki:

Bir ülkede yatırımcı parasını kaybedebilir. Bu, yatırımın doğasında vardır. Fakat yatırımcı, parasından önce ülkeye, adalete ve kanunlara olan güvenini kaybederse, ortaya çıkan zararı hiçbir bilançoya yazamayız.

Hoşçakalın.

Serbülent Altıparmak

08.10.2026

Kayseri

Finansal Yönetim Danışmanı-Yatırım Uzmanı
Serbülent ALTIPARMAK tüm yazıları
Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.