İçeriğe geç
29 Eylül 2026, Salı
Röportaj

Karbon Dönemi Başlıyor

Mali Gündem’de Sürdürülebilirlik ve Emisyon Ticareti Masaya Yatırıldı Kayseri Radar ve Radyo Radar ortak canlı yayınında her hafta Çarşamba günü izleyici ve dinleyiciyle buluşan “Mali Gündem” programında bu hafta sürdürülebilirlik raporlaması ve emisyon ticaret sistemi ele alındı. Mali Müşavir Fatih Yılmaz’ın sunumuyla gerçekleşen programın konuğu Sorumlu Ortak Başdenetçi Güngör Demir oldu.

· 4 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
Karbon Dönemi Başlıyor
Paylaş

Programda, iklim krizi ekseninde değişen mali düzenlemeler, karbon vergisi uygulamaları, Avrupa Birliği ile ticari ilişkiler ve işletmeleri bekleyen yeni yükümlülükler detaylı biçimde değerlendirildi.


“Hiçbir Şey Yerinde Durmuyor”

Reklam


Programın açılışında konuşan Güngör Demir, vergi mevzuatından bağımsız denetime kadar pek çok alanda sürekli değişim yaşandığını belirterek sürdürülebilirliğin artık mali gündemin merkezinde yer aldığını vurguladı.

Türkiye’de sürdürülebilirlik denetimi ve raporlaması alanında yetkilendirilmiş kişi ve şirket sayısının sınırlı olduğunu ifade eden Demir, bu alandaki uzmanlaşmanın hızla artacağını söyledi. Sürdürülebilirlik denetimi yetkisine sahip yaklaşık 500 kişi bulunduğunu, kurumsal sürdürülebilirlik raporlama uzmanı sayısının ise 362 olduğunu belirtti. Ayrıca Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında yetkilendirilmiş denetim şirketi sayısının 34 olduğunu, bu sayının artmasının beklendiğini ifade etti.

İlgili Haberler


Sürdürülebilirlik Raporlaması Nedir?


Programın ana başlığı olan sürdürülebilirlik raporlaması, finansal tablolarla kıyaslanarak anlatıldı. Demir, finansal tabloların şirketlerin mali performansını ortaya koyduğunu, sürdürülebilirlik raporlarının ise şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını açıkladığını söyledi.

Reklam

Sürdürülebilirlik raporlamasının dört temel başlık altında incelendiğini belirtti:

Yönetişim
Risk yönetimi
Strateji
Metrik ve hedefler
Yönetişim başlığında şirket yönetim yapısının ele alındığını, risk yönetiminde iklim ve çevre kaynaklı risklerin değerlendirildiğini ifade etti. Strateji bölümünde bu risklere karşı geliştirilen planların yer aldığını, metrik ve hedefler kısmında ise karbon hesaplamaları ve uzun vadeli taahhütlerin açıklandığını belirtti.

Sürdürülebilirlik raporlarının artık bir tercih değil, belirli kriterleri aşan işletmeler için zorunluluk haline geldiğini vurguladı.


İklim Krizi ve Yeni Mali Gerçeklik


Programda iklim krizinin artık ekonomik kararların merkezinde yer aldığına dikkat çekildi. Yatırımcıların yalnızca finansal sonuçları değil, şirketlerin çevresel risklerini de görmek istediği ifade edildi.

Özellikle su krizine, ham maddeye bağımlılığa ve karbon yoğun üretim süreçlerine dikkat çeken Demir, yatırımcıların şirketlerin olası krizlere karşı B planlarını sorguladığını belirtti.

2025 yılında Türkiye’de yürürlüğe giren İklim Kanunu ve 2028 itibarıyla devreye girmesi planlanan karbon vergisi uygulaması, programın en dikkat çekici başlıkları arasında yer aldı.


Emisyon Ticaret Sistemi Nedir?


Programda detaylı şekilde ele alınan bir diğer konu ise Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) oldu. Demir, bu sistemi “karbon salımına fiyat koyan piyasa mekanizması” olarak tanımladı.

Sistemin temel prensibinin “kirleten öder” anlayışı olduğunu belirtti. Devletin işletmelere belirli bir karbon salım hakkı tanıyacağını, bu hakkı aşan işletmelerin karbon satın almak ya da vergi ödemek zorunda kalacağını ifade etti.

Örnekle açıklanan sistemde, karbon salım hakkını aşmayan işletmelerin fazla haklarını diğer işletmelere satabileceği belirtildi. Bu durumun yeni bir karbon piyasası oluşturacağını ve rekabet avantajı sağlayacağını vurguladı.

Karbon satın alarak “net sıfır emisyon” hedefi açıklayan şirket örneklerine değinilerek, bu uygulamanın uluslararası alanda halihazırda yürürlükte olduğu ifade edildi.


Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması


Programda Avrupa Birliği’nin uygulamaya koyduğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması da gündeme geldi. Avrupa Birliği dışındaki ülkelerden yapılan ithalatta karbon vergisi uygulanacağı, Türkiye’de karbon vergisi ödenmemişse bu verginin sınırda tahsil edileceği belirtildi.

Bu uygulamanın Avrupa Birliği iç pazarını koruma amacı taşıdığı ifade edilirken, Türk işletmelerinin rekabet gücünü koruyabilmesi için sürdürülebilirlik altyapısını hızla oluşturması gerektiği vurgulandı.


Denetim Neden Zorunlu?


Sürdürülebilirlik raporlarının denetlenmesinin önemine de değinildi. Denetimin temel amacının “yeşil aklama” olarak adlandırılan, gerçeğe aykırı çevreci görünüm oluşturma girişimlerinin önüne geçmek olduğu ifade edildi.

Denetim sürecinde karbon hesaplamalarının doğruluğu, açıklanan hedeflerin gerçekçiliği ve standartlara uygunluk incelenecek. Denetimin yüzde yüz kesinlik değil, “makul güvence” sağladığı vurgulandı.

Denetimin yatırımcıya, finans kuruluşlarına, çalışanlara ve kamu otoritelerine güven verdiği belirtildi.


Türkiye’yi Bekleyen Süreç


Programda Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yoğun ticaret ilişkisi nedeniyle sürece uyum sağlamasının zorunlu olduğu ifade edildi. Aksi halde rekabet kaybı, ihracat daralması ve ek maliyet artışları yaşanabileceği belirtildi.

İşletmelerin bugünden itibaren:

Sürdürülebilirlik birimleri oluşturması
Uzman danışmanlarla çalışması
Yönetim kurullarında sürdürülebilirlik gündemi oluşturması
Karbon ölçüm altyapısını kurması
gerektiği ifade edildi.

2026-2030 arası dönemin kritik olacağı, 2030 sonrası yeni uluslararası iklim anlaşmalarının devreye gireceği belirtildi.


Meslek Mensuplarını Bekleyen Yeni Yükümlülükler


Programda mali müşavirler açısından da değerlendirme yapıldı. Sürdürülebilirlik raporlaması ve karbon beyanlarının ilerleyen dönemde yeni bildirim ve beyan yükümlülükleri doğurabileceği ifade edildi.

Bu alanın meslek mensupları için yeni bir uzmanlık ve gelir alanı oluşturabileceği ancak aynı zamanda iş yükünü artırabileceği vurgulandı.


“İklim Krizi Bizi Görmezden Gelmiyor”


Programın sonunda Güngör Demir, işletmelerin iklim krizini görmezden gelme lüksünün olmadığını söyledi.

Ham madde bağımlılığı, su kullanımı, karbon yoğun üretim ve tedarik zinciri risklerinin artık mali tablolar kadar önemli olduğunu ifade etti. Sürdürülebilirlik raporlamasının ve emisyon ticaret sisteminin önümüzdeki yıllarda mali sistemin ayrılmaz bir parçası olacağını belirtti.

“Mali Gündem” programında yapılan değerlendirmeler, karbon ekonomisinin Türkiye’de de hızla gündemin merkezine yerleşeceğini ortaya koydu. 2028 itibarıyla uygulanması planlanan karbon vergisi ve emisyon ticaret sistemiyle birlikte işletmeler için yeni bir dönemin başlayacağı vurgulandı.

Haber:

Kaynak: Kayserim.net

Kayseri

Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.