İçeriğe geç
7 Ekim 2026, Çarşamba
Röportaj

Okullarda Şiddet Alarmı

91.8 Radyo Radar’da Mustafa Bayram’ın sunumuyla yayınlanan “Yol Açık” programında, son günlerde farklı şehirlerde okullarda yaşanan saldırılar, eğitimde güvenlik tartışmaları, medya sorumluluğu, sosyal medya kaynaklı panik paylaşımları, dijital oyunların etkisi, aile denetimi ve toplumsal şiddet kültürü geniş şekilde ele alındı.

· 6 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
Okullarda Şiddet Alarmı
Paylaş

Programda Mustafa Bayram, Halil İbrahim Öztürk ve Ahmet Bey’in değerlendirmeleriyle, yaşanan olayların yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değil, eğitimden aileye, medyadan dijital kültüre kadar birçok başlığı ilgilendiren derin bir toplumsal sorun olduğu vurgulandı.

Yol Açık’ta Gündem Okul Saldırıları Oldu

Reklam


Kayseri’nin en çok dinlenen sabah programlarından “Yol Açık”, güne piyasa değerlendirmeleriyle başlasa da programın ana gündemi kısa sürede Türkiye’yi sarsan okul saldırılarına döndü. Mustafa Bayram, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olayların ardından ülkenin gündeminin tamamen değiştiğini belirterek, hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine sabır diledi.

Programda, okulda yaşanan saldırıların yalnızca bir adli vaka olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bayram, bu tür olayların arkasında psikolojik, sosyolojik, ailevi, dijital ve kültürel birçok etken bulunduğunu belirtti. Yaşananların, yıllardır konuşulan ancak kalıcı çözüm üretilemeyen sorunların acı bir dışa vurumu olduğu dile getirildi.

İlgili Haberler

“Bu Sadece Bir Haber Değil, Toplumsal Travma”


Yayında yapılan değerlendirmelerde, okul saldırılarının bir haber başlığı olmanın ötesinde, toplumun tamamını ilgilendiren büyük bir travma olduğu vurgulandı. Mustafa Bayram, olayların ardından yalnızca saldırganın kimliğine ya da olayın adli yönüne odaklanmanın yeterli olmayacağını söyledi.

Reklam

Programda, öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin, medya kuruluşlarının, kamu kurumlarının ve toplumun tüm kesimlerinin bu tablo üzerinde düşünmesi gerektiği ifade edildi. Bayram, “Bir çocuğun eline silah alıp okula yönelmesi, yalnızca o çocuğun meselesi değildir” anlayışıyla, sorunun çok boyutlu şekilde ele alınması gerektiğini belirtti.

Medya Yayınları Eleştirildi


Programın en sert eleştirilerinden biri medyaya yönelik oldu. Mustafa Bayram, saldırı anına ilişkin görüntülerin yayınlanmasını ağır bir sorumsuzluk olarak değerlendirdi. Bu tür görüntülerin toplumda korku oluşturduğunu, ayrıca benzer eğilimdeki kişiler için tetikleyici bir etki doğurabileceğini söyledi.

Bayram, intihar ve şiddet haberlerinde görüntülerin gelişigüzel paylaşılmasının yeni vakaları teşvik edebileceğini belirterek, geçmişte benzer şekilde intihar haberlerinin ardından yeni girişimlerin yaşandığını hatırlattı. Programda, medya kuruluşlarının “ ilk veren olmak” ya da “daha çok tıklanmak” amacıyla hareket etmemesi gerektiği özellikle vurgulandı.

Saldırı görüntülerinin “elimize ulaştı” denilerek servis edilmesinin habercilik değil, toplum güvenliğini riske atan bir yaklaşım olduğu ifade edildi. Bayram, özellikle çocukların ve gençlerin karıştığı şiddet olaylarında medyanın daha sorumlu, daha dikkatli ve daha sınırlı bir dil kullanması gerektiğini söyledi.

Sosyal Medyada Panik Paylaşımları Tepki Çekti


Yayında sosyal medyada yayılan ses kayıtları ve doğrulanmamış iddialar da gündeme geldi. Özellikle “çocukları okula göndermeyin” şeklinde yayılan kayıtların toplumda korku ve panik oluşturduğu belirtildi.

Mustafa Bayram, bu tür paylaşımların deprem döneminde yayılan asılsız “şu saatte deprem olacak” iddialarına benzediğini söyledi. Bilgi doğrulanmadan yapılan paylaşımların aileleri tedirgin ettiğini, öğrencileri korkuttuğunu ve güvenlik kurumlarının işini zorlaştırdığını ifade etti.

Programda, sosyal medya kullanıcılarının da medya kuruluşları kadar sorumluluk taşıdığı vurgulandı. Doğrulanmamış ses kayıtlarını, görüntüleri ve iddiaları paylaşmanın iyi niyetli görünse bile toplumsal panik oluşturabileceği belirtildi.

“Toplumun Her Kesimi Sorumluluk Almalı”


Programda okul saldırılarının ardından yalnızca devleti, yalnızca aileyi ya da yalnızca öğretmeni suçlamanın eksik bir yaklaşım olduğu dile getirildi. Mustafa Bayram, sorumluluğun çok geniş bir alana yayıldığını belirtti.

Ailelerin çocukların dijital dünyasını takip etmesi, öğretmenlerin öğrencilerdeki davranış değişikliklerini fark etmesi, okul yönetimlerinin riskli durumları değerlendirmesi, kamu kurumlarının sosyal ve psikolojik destek mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiği ifade edildi.

Bayram, “Toplumun hiç mi kabahati yok?” sorusunu yönelterek, şiddet kültürünün yaygınlaşmasının sadece bir kurumun değil, toplumun tamamının sorunu olduğunu söyledi.

Dijital Oyunlar ve Sosyal Medya Etkisi Konuşuldu


Yayında çocukların ve gençlerin dijital oyunlar, sosyal medya platformları ve kapalı gruplar üzerinden maruz kaldığı içerikler de tartışıldı. Şiddet içerikli oyunlar, görev sistemleri, sosyal medya akımları ve kapalı mesajlaşma gruplarının gençler üzerinde etkili olabileceği belirtildi.

Programda, bazı oyunların ve dijital platformların çocukları gerçek hayattan koparabildiği, şiddeti sıradanlaştırabildiği ve riskli davranışları normalleştirebildiği ifade edildi. Halil İbrahim Öztürk, dünya genelinde 15-16 yaş altı çocuklara yönelik internet ve sosyal medya kısıtlamalarının tartışıldığını hatırlatarak, Türkiye’de de artık konuşmanın ötesine geçilmesi gerektiğini söyledi.

Ancak yalnızca yasak getirmenin yeterli olmayacağı da vurgulandı. Çocuğun sosyal medya hesabı açması engellense bile farklı yaş bilgisiyle, aile bireylerinin hesaplarıyla ya da başka yöntemlerle sisteme girebileceği belirtildi. Bu nedenle aileyi ikna etmeden, toplumsal bilinç oluşturmadan ve dijital okuryazarlığı artırmadan kalıcı çözüm üretilemeyeceği ifade edildi.

Dizilerdeki Şiddet ve Mafya Kültürü Ele Alındı


Programın dikkat çeken başlıklarından biri de televizyon dizilerindeki şiddet ve mafya kültürü oldu. Mustafa Bayram, Türkiye’de yayınlanan birçok dizide silahın, suçun, intikamın ve mafyatik karakterlerin öne çıkarıldığını söyledi.

Bayram, dizilerde suç işleyen karakterlerin kimi zaman “kahraman” gibi gösterildiğini, bunun özellikle gençler açısından yanlış rol modeller oluşturabileceğini belirtti. Şiddetin sürekli ekranda görünür hale getirilmesinin toplumun algısını değiştirdiği ifade edildi.

Yayında RTÜK’e de çağrı yapılarak, yalnızca olaylardan sonra açıklama yapmanın yeterli olmadığı, televizyon içeriklerinde şiddeti ve suç kültürünü özendiren yapıların daha ciddi şekilde ele alınması gerektiği vurgulandı.

Ana Haber Bültenlerindeki Şiddet Dili Tartışıldı


Programda yalnızca diziler değil, haber bültenlerinin şiddet dili de eleştirildi. Mustafa Bayram, ana haber öncesi kuşaklarda “dehşet anları”, “kameralara yansıdı”, “dudak uçuklatan görüntüler” gibi ifadelerle şiddet görüntülerinin peş peşe verildiğini söyledi.

Bu yayın anlayışının toplumu şiddete alıştırdığını belirten Bayram, izleyicinin zamanla şiddet görüntülerini olağan bir içerik gibi tüketmeye başladığını ifade etti. Programda, haberin verilmesi ile şiddetin gösteriye dönüştürülmesi arasındaki çizginin korunması gerektiği vurgulandı.

Eğitim Sendikalarına Eleştiri


Okul saldırılarının ardından eğitim sendikalarının yaptığı eylemler de programda değerlendirildi. Mustafa Bayram, eğitimde şiddete karşı tepki göstermenin önemli olduğunu ancak yalnızca iş bırakma ya da protesto ile kalıcı çözüm üretilemeyeceğini söyledi.

Bayram, sendikaların eğitim sistemindeki yapısal sorunlara, dijital bağımlılığa, medya etkisine, aile ilgisizliğine, akran zorbalığına ve öğrencilerdeki davranış bozulmalarına yönelik daha güçlü öneriler geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

Programda, öğretmenlerin yalnız bırakılmaması gerektiği de belirtildi. Ancak eğitim camiasının da kendi içinden gelen sorunları görmesi, öğrencilerdeki riskli davranışları daha erken fark edebilecek mekanizmalar oluşturması gerektiği vurgulandı.

Öğretmenlerin Yetki ve İtibarı Tartışıldı


Yayında öğretmenlerin son yıllarda otorite ve saygınlık bakımından zayıflatıldığı görüşü de dile getirildi. Halil İbrahim Öztürk, öğretmenin öğrenciyi uyarmakta bile zorlandığı, en küçük disiplin müdahalesinde soruşturma riskiyle karşılaştığı bir ortamda eğitim düzeninin zarar gördüğünü söyledi.

Programda, geçmişteki sert disiplin anlayışının aynen savunulmadığı ancak öğretmenin tamamen etkisiz hale getirilmesinin de doğru olmadığı belirtildi. Öğretmenin sınıfta düzen kurabilmesi, öğrencinin davranışlarını takip edebilmesi ve gerektiğinde aileyle birlikte müdahale edebilmesi için daha güçlü destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğu ifade edildi.

Zorunlu Eğitim Sistemi de Gündeme Geldi


Programda 12 yıllık zorunlu eğitim sistemi de tartışıldı. Halil İbrahim Öztürk, okuma isteği ya da akademik eğitime ilgisi olmayan çocukların zorla okulda tutulmasının başka sorunlara yol açabileceğini söyledi.

Bu noktada mesleki yönlendirme, erken yaşta beceri kazandırma ve çocukların ilgi alanlarına göre daha doğru eğitim modellerine yönlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Programda, okula aidiyet duymayan, sürekli sorun yaşayan ve eğitimden kopmuş öğrenciler için farklı sosyal ve mesleki çözümler geliştirilmesi gerektiği belirtildi.

Kısa Vadede Güvenlik, Uzun Vadede Toplumsal Dönüşüm


Programda okul güvenliği konusunda kısa vadeli ve uzun vadeli çözümler ayrı ayrı değerlendirildi. Kısa vadede okullarda giriş-çıkışların daha sıkı kontrol edilmesi, okul güvenliğinin güçlendirilmesi, gerekirse güvenlik personeli ve teknik tedbirlerin artırılması gerektiği ifade edildi.

Ancak uzun vadede asıl meselenin şiddet kültürünü azaltmak olduğu vurgulandı. Aile içi iletişim, dijital denetim, medya okuryazarlığı, psikolojik destek, rehberlik hizmetleri, öğretmen yetkisi, sosyal etkinlikler ve çocukların sağlıklı rol modellerle buluşması kalıcı çözüm başlıkları olarak öne çıktı.

Ailelere Çağrı: Çocukların Dijital Dünyası Takip Edilmeli


Programda ailelere de önemli uyarılar yapıldı. Çocukların yalnızca okul başarısının değil, izlediği içeriklerin, oynadığı oyunların, konuştuğu kişilerin, sosyal medya paylaşımlarının ve davranış değişikliklerinin takip edilmesi gerektiği belirtildi.

Mustafa Bayram, çocukların dış dünyadaki güvenliği kadar dijital dünyadaki güvenliğinin de önem taşıdığını söyledi. Ailelerin çocuklarına yalnızca yasak koymak yerine, onları anlaması, konuşması, takip etmesi ve gerektiğinde profesyonel destek alması gerektiği ifade edildi.

Haber:

Kaynak: Kayserim.net

Kayseri

Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.