Kurtuluş Savaşı’nın Adını Değiştirmek, Tarihle Oynamaktır
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, yeni müfredatta “Kurtuluş Savaşı” ifadesi yerine “Millî Mücadele” kavramının kullanılacağını açıklaması sıradan b...
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, yeni müfredatta “Kurtuluş Savaşı” ifadesi yerine “Millî Mücadele” kavramının kullanılacağını açıklaması sıradan bir terminoloji tartışması değildir. Bu mesele, kelime tercihi gibi gösterilse de aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hafızasına, milletin ortak vicdanına ve tarih anlatısının omurgasına dokunan çok ciddi bir meseledir.
Çünkü “Kurtuluş Savaşı” yalnızca bir ders kitabı başlığı değildir. Bu ifade; işgale uğramış bir vatanın ayağa kalkışını, dağıtılmış bir ordunun yeniden dirilişini, teslim alınmak istenen bir milletin bağımsızlık iradesini ve Anadolu’nun küllerinden doğan bir cumhuriyetin hikâyesini anlatır. Bu yüzden “Kurtuluş Savaşı” demek, sadece bir dönemi adlandırmak değil; o dönemin ruhunu, anlamını ve sonucunu tarif etmektir.
Şimdi soralım: Neden bu ifadeden rahatsız olunuyor? Neden yıllardır bu milletin hafızasında yer etmiş, Atatürk’ün önderliğinde verilen bağımsızlık savaşını anlatan bu güçlü kavram ders kitaplarından çekilmek isteniyor?
Bakan Tekin’in gerekçesi şu: “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.” İşte tam da itiraz edilmesi gereken nokta burasıdır. Çünkü Kurtuluş Savaşı denildiğinde “Osmanlı’dan kurtulmak” anlaşılmaz; işgalden, parçalanmadan, Sevr dayatmasından, mandacı zihniyetten, emperyalist kuşatmadan kurtuluş anlaşılır. Bu savaşın adı, Osmanlı’ya karşı verilmiş bir savaş değil; Anadolu’nun işgaline karşı verilmiş bağımsızlık savaşıdır. Kurtuluş, devlet geleneğinden değil, esaretten kurtuluştur.
İlgili Haberler
Tarih bazen sadece olaylarla değil, kavramlarla da korunur. Siz kavramı değiştirirseniz, hafızayı da dönüştürmeye başlarsınız. “Millî Mücadele” elbette tarih literatüründe kullanılan meşru bir ifadedir; o dönemi anlatırken kullanılabilir de. Ancak “Kurtuluş Savaşı” ifadesini tamamen geri plana itmek, hatta müfredattan fiilen tasfiye etmek başka bir şeydir. Bu, bir kavram zenginliği değil; bir kavram daraltmasıdır. Çünkü “Millî Mücadele” daha geniş bir süreci anlatırken, “Kurtuluş Savaşı” bu milletin bağımsızlığını silahla, iradeyle ve bedel ödeyerek kazandığı tarihsel kırılmanın adıdır.
Dünyada işgale uğrayıp topyekûn direnişle bağımsızlığını yeniden kuran milletler vardır. Ama Türk milletinin 1919-1922 arasında verdiği mücadele, yalnızca bir savunma hattı değil; bir devletin küllerinden yeniden doğuşudur. Bu yüzden Kurtuluş Savaşı, bizim için sadece bir savaş adı değil, aynı zamanda bir kuruluş manifestosudur. Cumhuriyet’in önsözüdür.
Mesele burada bitmiyor. Bugün eğitim sisteminde çocuklara neyi nasıl anlattığınız, yarının vatandaşlık bilincini de belirler. Eğer siz Kurtuluş Savaşı’nın adını müfredattan silikleştirirseniz, yarın çocukların zihninde şu soru da silikleşir: Bu ülke hangi bedellerle kuruldu? Kimlere karşı savaşıldı? Hangi işgale, hangi dayatmaya, hangi parçalanma planına karşı direnildi? Ve en önemlisi, bağımsızlık nasıl kazanıldı?
Bir milletin hafızası, sadece zaferleriyle değil, o zaferleri hangi adla andığıyla da yaşar. “Çanakkale” nasıl bir direnişin simgesiyse, “Kurtuluş Savaşı” da bu milletin yeniden ayağa kalkışının adıdır. Siz bu adı zayıflatırsanız, aslında çocukların hafızasındaki bağımsızlık fikrini de zayıflatmış olursunuz.
Kimse tarih öğretimini ideolojik bir kavga alanına çevirmesin. Ama kimse de Cumhuriyet’in kuruluş hafızasını kelime oyunlarıyla aşındırmaya kalkmasın. Bu millet, işgale karşı verdiği savaşa “Kurtuluş Savaşı” dedi. Çünkü gerçekten kurtuldu: işgalden kurtuldu, parçalanmaktan kurtuldu, manda fikrinden kurtuldu, teslimiyetten kurtuldu.
Dolayısıyla bugün yapılması gereken, “Kurtuluş Savaşı” kavramını tartışmaya açmak değil; onu çocuklara daha doğru, daha güçlü ve daha sahici biçimde anlatmaktır. Çünkü o savaşın adı değişirse, yarın hafızası da değişir. Hafızası değişen milletin ise istikameti bulanıklaşır.
Kurtuluş Savaşı’nın adıyla oynamak, tarihle oynamaktır.
Tarihle oynamak ise yalnızca geçmişe değil, geleceğe de zarar verir.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...
Kaynak: Kayserim.net
Kayseri
Kayseri haberlerini Google Haberler'de takip edin





