“Geleceğe Mektup, Çocuğun Gözündeki Işığı Korumakla Başlar”
Kayseri Radar ve Radyo Radar ortak yayınında ekrana gelen “Geleceğe Mektuplar” programı, bu hafta klinik psikolog Nur Yağmur Çöl’ü ağırladı. Programın açılışında dinleyicilere ve izleyicilere seslenen sunucu, “geleceğe mektup yazma” fikrini bu bölümde çocuk, ergen ve aile ilişkileri odağında somut örneklerle derinleştirdi. İstanbul’da öğrenimini tamamlayan ve bir hastanede görev yapan Çöl, çocuk-ergen ve çift terapisi alanlarında çalıştığını belirterek yayına başladı.
Çocukluktan Ergenliğe: Kırılma Noktaları
Çöl’e göre ergenlik, “bedenle zihnin büyüme ritimlerinin çarpıştığı” dönem. Çocukluğun izleri bu evrede daha görünür oluyor; telafisi güç eksiklikler ve ertelenmiş duygular, kimlik arayışını zorlaştırıyor. Bu nedenle ailelerin ergenlikteki gelgitleri “doğal bir büyüme sancısı” olarak görmesi, eleştirel dilden çok kapsayıcı bir iletişimi tercih etmesi gerekiyor.
Teknoloji, Akış ve Maruziyet: Kontrolsüz Kaydırmanın Bedeli
Günümüz çocukları teknolojinin içine doğuyor. Bu, hızla genişleyen bir dünya ile eşzamanlı maruziyet anlamına geliyor. Çöl, dünyanın öbür ucundaki bir savaşın dahi bir çocuğu “pasif biçimde travmatize edebileceğine” dikkat çekti. Ailelere önerisi net: Telefon ve tablet kullanımını yasaklamak yerine kontrollü ve sınırları belirli bir pratik kurmak. “Telefonla uyunmamalı” vurgusuyla, evde ortak bir şarj noktası ve yatmadan önce cihazların toplanması gibi somut kurallar önerildi.
İlgili Haberler
Akran Zorbalığı: Erken Tespit, İşbirliği ve İletişim
Akran zorbalığı, okul çevresinde en sık rastlanan başlıklardan. Çöl, “önce fark edin” diyerek çocukta aniden beliren içe kapanma, isteksizlik, gündelik rutindeki değişimler gibi işaretlere dikkat çekti. Sürecin yönetiminde üç ayaklı bir model önerdi: Ailenin duyarlılığı, öğretmenin aktif rol alması ve çocukla güçlendirici iletişim. Öğretmenlerin, taraf aileleri önce ayrı ayrı dinleyerek gerilimi artırmadan ilerlemesi gerektiğinin altını çizdi.
Koruyuculuk ve Sınırlar: Düşmeyi Öğrenmeden Yürümek Yok
“Helikopter ebeveynlik” olarak bilinen aşırı korumacı tutumun, çocuğun başa çıkma becerilerini körelttiğini belirten Çöl, “düşmeyi öğrenmeden yürünmez” metaforuyla alan tanımanın önemini anlattı. Ebeveynin kontrol edici refleksini bütünüyle terk etmek değil; güvenli çerçeve içinde çocuğun kendi çabasıyla çözüm üretmesine fırsat vermek gerektiğini söyledi.
Empati ve Kabul: Biriciklik Duygusunun İnşası
Çöl’ün vurguladığı temel ihtiyaç: Şartsız kabul. Çocuğun “başarılıyken de başarısızken de sevildiğini” hissetmesi, benlik saygısının çekirdeğini oluşturuyor. Yalnızca talimatlardan oluşan gündelik konuşmaların, iletişimin yerini tutmadığına dikkat çekti; ebeveynlere, çocuğun zevklerine (müzik, içerik, oyun) merakla yaklaşarak ortak bir dil kurmalarını önerdi.
Başarı Kaygısı ve Benlik Değeri: Dengenin Tarifi
Ergenlikte benlik değeri yükseldikçe, başarı odaklı kaygı da dengeleniyor. Çöl, not ve sınav merkezli bir perspektif yerine “mutlu çocuğun başarısının kendiliğinden geldiği” yaklaşımını savundu. Aşırı kıyasın (kardeş, akraba, sınıf arkadaşı) örseleyici etkisine karşı, ev içi dilin güçlendirici ve adil olması gerektiğini belirtti.
Sosyal Medya, Kusursuzluk İllüzyonu ve Genç Yetişkinlik
Kusursuz hayatların dolaşıma girdiği sosyal medya evreni, beklenti çıtasını yükseltiyor. Çöl, yeni evliliklerin ilk yıllarında görülen çatışmalarda “bireysellikten aile olmaya geçişin sancısı”nın rolüne dikkat çekti. Gençlerde evliliğe mesafeyi artıran kaygıların önemli kısmının “geçinme kültürünün zayıflaması” ve mükemmeliyetçilikten beslendiğini ifade etti.
Duygusal Zeka: Geleceğe Dair En Büyük Umut
Çöl’ün en umut verici tespiti, günümüz çocuklarında duygusal zekanın belirgin ve yüksek oluşu. Erken yaşta sabırla kurulan temas, duyguları tanıma ve adlandırma becerilerini güçlendiriyor. Teknolojiyi etkin kullanma potansiyeli de doğru rehberlikle birleştiğinde, çocukların ufkunun daha geniş bir zemine yayılacağı öngörülüyor.
Ebeveynler İçin Uygulanabilir Öneriler
Çöl’ün ailelere derlediği çerçeve, ev içinde hızla hayata geçirilebilecek maddi alışkanlıklar yerine davranış biçimlerine dayanıyor. Yatmadan önce cihazların toplanması, “emir cümleleri”nin tekdüzeliğini kıran merak ve sohbet, hataya izin veren güvenli alan ve takdirin görünür kılınması bunların başında geliyor. Amaç, çocuğun “kıymetli ve biricik” olduğu hissini günlük hayatta somutlaştırmak.
“Geleceğe Mektup” Satırı: İç Sesi Dinlemek
Programın geleneksel kapanışında Çöl, asırlar sonrasının gençlerine yazacağı cümleyi paylaştı: “Duygularınızı bastırmayın, iç sesinizi hafife almayın.” İç sesin, insanı psikolojik sağlamlığa ve gerçek mutluluğa götüren pusula olduğunun altını çizdi.
Kapanış ve Yayın Bilgisi
Bölüm, ebeveyn-çocuk iletişiminde nezaket dilinin ve ev içi ilişkinin görünmez üçüncü ebeveyn etkisinin vurgulandığı bir çağrıyla sona erdi. “Geleceğe Mektuplar” her salı saat 16.00’da, Ahmet Avanlıer’in sunumuyla Kayseri Radar ve Radyo Radar ortak yayınında izleyici ve dinleyiciyle buluşmaya devam edecek.
Kayseri haberlerini Google Haberler'de takip edin





