İçeriğe geç
17 Ekim 2026, Cumartesi
Röportaj

“Yol Açık”ta Yürek Yakan Şehit Acısı, Ahlak Tartışması ve Erciyes Zam İsyanı

Şehit haberleriyle güne başlayan yayın: “Memleketimizin başı sağ olsun” 91.8 Radyo Radar’da yayınlanan “Yol Açık” programı, bu kez güne neşeli bir sabah sohbetiyle değil, Gürcistan’da düşen Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait C130 uçağında şehit olan 20 askerimizin acısıyla başladı. Programın sunucusu Mustafa Bayram, stüdyodaki konukları Halil İbrahim Öztürk ve Ahmet Bilor ile birlikte yayına “memleketimizin başı sağ olsun” diyerek giriş yaptı.

· 7 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
“Yol Açık”ta Yürek Yakan Şehit Acısı, Ahlak Tartışması ve Erciyes Zam İsyanı
Paylaş

Düşen uçağın Kayseri 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı’na bağlı olması, acıyı Kayseri için daha da derinleştirdi. Programda tek tek isimleri okunarak anılan şehitler arasında Eskişehir’den, Tekirdağ’dan, Karabük’ten, Muğla’dan, Bursa’dan, Kırklareli’nden, Çorum’dan, Amasya’dan, Ankara’dan, Samsun’dan, Konya’dan, Balıkesir’den, Bilecik’ten ve Kayseri’den vatan evlatları olduğu vurgulandı.

Özellikle Kayserili hava pilot binbaşı Nihat İlgen’in ismi anılırken, hemşehrilik vurgusu ile birlikte Kayseri’nin acıyı bizzat yaşadığı ifade edildi. Birçok şehidin ailesinin görev nedeniyle Kayseri’de ikamet ettiğine dikkat çeken Bayram, “Maraşlı, Antepli, Balıkesirli, Çanakkaleli diyeceksin ama aileler burada; dün bu şehir gerçekten en ağır günlerinden birini yaşadı.” sözleriyle duygularını paylaştı.

Reklam


“Yas ilan edilse ne olur, edilmese ne olur? Bu yas bizim yüreğimizde”


Programda kamuoyunun merak ettiği bir soru da masaya yatırıldı: “Milli yas ilan edilir mi?” Henüz herhangi bir yas ilanı olmamasının altı çizilirken, bu durumun teknik tartışmasından çok, toplumun ortak duygusunun önemli olduğuna vurgu yapıldı.

İlgili Haberler

Stüdyoda, askeri uçak kazalarında dünyanın birçok ülkesinde genellikle milli yas ilan edilmediği hatırlatıldı; ancak 20 askerin aynı anda şehit düştüğü bir olay karşısında, toplumun içinden yükselen yas beklentisinin de doğal olduğu dile getirildi. “Yas ilan etseler ne olur, etmeseler ne olur? Bu yas bizim yasımız.” ifadesiyle, asıl meselenin resmi karardan ziyade milletin gönlündeki matem olduğu vurgulandı.

Gürcistan’da kaza kırım ekiplerinin incelemelerini sürdürdüğü, sabotajdan teknik arızaya kadar birçok ihtimalin konuşulduğu ama elde henüz net bir veri olmadığı, bu nedenle “füzeyle vuruldu, sabotajdır” gibi kesin ifadelerle konuşmanın doğru olmayacağı da programda özellikle belirtildi.

Reklam


Piyasalarda sert dalgalanma ve Kapalıçarşı operasyonu: “Ülke bağırsaklarını temizlemeye çalışıyor”


Şehitler anıldıktan ve duygusal bölüm tamamlandıktan sonra programda zor da olsa normale dönülerek ekonomiye geçildi. Mustafa Bayram, günün döviz ve emtia rakamlarını aktararak dolar kurunun 42 lira 23 kuruş, euronun 48 lira 92 kuruş seviyelerinde olduğunu, altın ons fiyatının 4107 dolar civarında seyrettiğini, Brent petrolün ise 64,96 dolar bandında olduğunu dinleyicilerle paylaştı. Borsa İstanbul’da önceki gün yaklaşık yüzde 1,7’lik bir düşüşle 10.576 puandan kapanıldığı hatırlatıldı.

Ekonomik tablo anlatılırken İstanbul Kapalıçarşı’da gerçekleştirilen geniş kapsamlı operasyon da gündeme taşındı. Yasa dışı bahis ve dolandırıcılık gelirlerinin döviz büroları üzerinden aklandığı iddiasıyla 76 kişinin gözaltına alındığı, yaklaşık 335 milyon liralık mal varlığına el konulduğu ifade edildi. Stüdyoda, bu rakamların aslında Kapalıçarşı ölçeğinde “buzdağının görünen yüzü” olabileceği, gerçek paranın bunun çok üzerinde olabileceği yorumu yapıldı.

Mustafa Bayram, “Türkiye sanki bağırsaklarını temizlemeye çalışıyor gibi bir hissiyat var. Trafikten borsaya, yasa dışı bahisten kara paraya kadar birçok alanda art arda operasyonlar geliyor.” diyerek hem olumlu bulduğu adımları hem de işin toplumsal arka planını değerlendirdi.


Ahlak, ceza ve denetim tartışması: “Paraya secde eden toplumda iyiyi nasıl çoğaltacağız?”


Programda sadece rakamlar değil, bu rakamların arkasındaki ahlaki zemin de masaya yatırıldı. Halil İbrahim Öztürk ve Ahmet Bilor, artan cezalar, yetersiz denetimler ve toplumun “para merkezli” hale gelen değerler sistemi üzerine uzun bir değerlendirme yaptı.

Trafik cezalarındaki yükseliş, şantiyelerde yaşanan iş kazaları, çöken iskeleler, istinat duvarları, sahte diplomalarla icra edilen meslekler ve “kolay yoldan para kazanma” arzusu üzerinden, Türkiye’nin kronikleşen ahlak sorununa dikkat çekildi. Bayram, “Paranın üzerine oturunca, her türlü ahlaksızlığı yapan insanın saygı gördüğü bir toplumda yaşıyoruz. Bu zeminde iyi nasıl çoğalacak?” sözleriyle tabloyu özetledi.

Cezaların bir yandan artırılmasının, diğer yandan hapishanelerin çoğu zaman ıslah değil “nam salma” yeri haline gelmesinin altı çizildi. “Cezaların caydırıcılığı” kadar, vicdan, din, değerler ve kul hakkı bilincinin de öne çıkması gerektiği vurgulandı.


Futbolda bahis ve şike gölgesi: “Gerekirse ligler tatil edilsin”


Programın önemli başlıklarından biri de futbolda bahis ve şike soruşturmaları oldu. Çok sayıda futbolcu, hakem ve kulüp yöneticisinin yasa dışı bahis soruşturmalarında adının geçmesi, hatta tutuklanması üzerine, stüdyo konukları sert bir değerlendirme yaptı.

Bahis organizasyonunun tek başına bir futbolcunun “hafif oynaması” ile açıklanamayacağı, bunun zincirleme bir yapı, adeta çete organizasyonu olduğu ifade edildi. Özellikle kalecilerin ve kritik pozisyonlardaki oyuncuların rolü, geçmişteki tartışmalı penaltılar ve bariz hatalar örnek gösterilerek, “Bugün ortaya çıkan tablo, yıllardır şüphe duyulan birçok olayın arka planını da yeniden düşündürüyor.” denildi.

İtalya’da bir dönem liglerin adeta durma noktasına geldiği “Temiz Eller” benzeri operasyonlar hatırlatılarak, “Gerekirse ligleri tatil edin ama bu pisliği kökten temizleyin. Futbolda Galatasaray’ı, Fener’i, Beşiktaş’ı, Kayseri’si yok; hukuk herkese eşit uygulanmalı.” çağrısı yapıldı. Taraftarın emek verdiği, duygusal yatırım yaptığı oyunun, bir simülasyona dönüştürülmesine sert tepki gösterildi.


İBB iddianamesi, CHP tartışması ve siyasette çifte standart eleştirisi


“Yol Açık” stüdyosunda gündem sadece ekonomi ve sporla sınırlı kalmadı; siyasetin en sıcak başlıklarından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik iddianame ve CHP’ye ilişkin tartışmalar da masaya yatırıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Ekrem İmamoğlu’nu “örgüt kurucusu ve lideri” olarak tanımlayan ve 3900 sayfalık kapsamlı bir iddianameyi mahkemeye sunmuş olması programda detaylarıyla okundu. İddianamede; rüşvet, suç gelirlerinin aklanması, kamu zararına dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, vergi ve çevre mevzuatı ihlalleri gibi çok sayıda suçlamanın yer aldığı, İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2352 yıla kadar hapis cezası talep edildiği bilgisi dinleyicilere aktarıldı.

Ayrıca, CHP’nin suçtan elde edilen gelirlerle partiye taşınmaz kazandırdığı iddialarına yönelik başsavcılık açıklaması da gündeme getirildi. Ancak açıklamanın sonunda “CHP’nin kapatılmasına yönelik bir talebin olmadığı” vurgusunun altı çizildi. Borsadaki sert düşüşün sebepleri arasında, kamuoyunda “CHP kapatılıyor mu?” endişesinin de etkili olduğu ifade edildi.

Mustafa Bayram ve konukları, belediyelerin finansman yapısı, seçim kampanyalarının maliyeti ve kamu kaynaklarının siyasette nasıl kullanıldığı üzerinden çifte standart eleştirisinde bulundu. “Bu tür işler bir yerde suç sayılıyorsa, başka yerde de aynı hukuk geçerli olmalı. Aynı ihale sisteminin, aynı firmalarla başka şehirlerde de uygulandığı bilinirken, sadece belli siyasi figürlere dosya hazırlanmasının adalet duygusunu zedelediği” vurgulandı.


“Harcadığımı geri almayacaksam niye aday olayım?”: Siyasetin finansmanı çıplak itirafla tartışıldı


Programda en çarpıcı anlardan biri, Halil İbrahim Öztürk’ün geçmişte bir büyükşehir belediye başkan adayıyla yaşadığı diyaloğu anlatmasıydı. Söz konusu adayın, 2019 yerel seçimleri öncesinde seçim kampanyası için şahsi servetinden 20 milyon lira ayırdığını söylemesi üzerine, Halil Öztürk’ün “Bu parayı maaşla geri alamazsın, niye bu kadar harcıyorsun?” sorusuna, adayın “Harcadığımı geri almayacaksam neden belediye başkanı olayım ki?” cevabı verdiği aktarıldı.

Bu söz, stüdyoda siyasetin finansmanının nasıl işlediğine dair sembolik bir cümle olarak değerlendirildi. Muhtarlık seviyesinden büyükşehir belediyelerine kadar seçim harcamalarının, sonrasında farklı kanallardan “telafi edilmeye” çalışıldığı, bunun da yolsuzluk tartışmalarının temelini oluşturduğu ifade edildi.

Kayseri’nin bozkırında ağaç mücadelesi: “Diktiğimizi yaşatmak en büyük iş”


Programın ağır siyasi ve ekonomik gündemi, Kayseri’deki ağaçlandırma çalışmalarıyla biraz nefes aldı. 11 Kasım’da Bayramhacı ve farklı bölgelerde yapılan fidan dikim etkinlikleri hatırlatılarak, bozkır coğrafyasında orman yetiştirmenin zorluğuna dikkat çekildi.

Kuşçu ve Marina bölgesinde geçmiş yıllarda dikilen fidanların bugün yavaş yavaş yeşermeye başladığı, bazılarının cılız kalsa da tuttuğu, bazılarının ise toprak ve iklim yapısı nedeniyle gelişmekte zorlandığı aktarıldı. Ali Dağı’nda geçmişte yapılan ağaçlandırma çalışmalarının piknikçiler tarafından sabotaja uğraması da örnek verilerek, sadece dikmenin değil, korumanın ve bakım yapmanın da en az fidan dikmek kadar önemli olduğu vurgulandı.

Kayseri, Kırşehir, Yozgat, Nevşehir hattının büyük oranda bozkır karakteri taşıdığı, bu nedenle her ağacın her toprakta tutmadığı, bölgeye uygun türlerin seçilmesi ve sulama-bakım çalışmalarının süreklilik arz etmesi gerektiği anlatıldı. “Biz görmeyebiliriz ama çocuklarımız, torunlarımız ‘burada ne güzel orman varmış’ desin diye bugünden ısrarla devam etmek zorundayız.” mesajı öne çıkarıldı.


Kış kapıda: “Son güne bırakmayın, lastiklerinizi değiştirin”


Programın sonunda yeniden hava durumuna ve trafik güvenliğine dönen ekip, meteorolojinin verilerini dinleyicilerle paylaştı. Buna göre; hafta içi yağışlı havanın süreceği, perşembe günü yağışların artacağı, cumartesi günü ise karla karışık yağmur beklendiği, gece sıcaklıklarının 0 dereceye, sabah sıcaklıklarının ise 7 dereceye kadar düşeceği bilgisi verildi.

Bu tabloya paralel olarak, kış lastiği uyarısı da güçlü bir dille yinelendi. Özellikle ticari araçlar için 1 Aralık–15 Nisan arası zorunluluk hatırlatılırken, bireysel araç sahiplerinin “karı havada görmeden lastik değiştirmeme” alışkanlığının ciddi risk taşıdığı vurgulandı.

Mustafa Bayram, “Bugün yağmurda bile önümdeki araç kayıyordu. Son gün kuyrukta bekleyeceğinize, hem kendi canınız, hem başkasının canı, hem de malınız için şimdiden lastik değiştirin.” diyerek dinleyicilere seslendi.


Kayak Merkezi’ne zam ve “Laf Sokakta”: “Erciyes olsa ne olur, olmasa ne olur?”


Programın kapanış bölümünde ise Kayseri gündeminin sıcak başlıklarından biri olan Kayak Merkezi fiyat artışları ele alındı. Son meclis toplantısında teleferik ve diğer hizmetlere yapılması planlanan zamların komisyonda görüşüldüğü, ücretlerin kısa süre içinde netleşmesinin beklendiği hatırlatıldı.

Bu tartışmanın nabzını tutmak için Kayseri Radar mikrofonları “Laf Sokakta” köşesiyle halkın arasına indi. Sokak röportajlarında dile getirilen görüşler, Kayserilinin ’e bakışını çarpıcı biçimde ortaya koydu.

Birçok vatandaş, artan enflasyon ve satın alma gücündeki düşüş nedeniyle ’e gitmenin artık lüks hale geldiğini söylerken, “22.100 lira asgari ücretle bir ailenin kayak yapması mümkün mü?” sorusunu gündeme taşıdı. 6 kişilik bir ailenin sadece giriş ve temel harcamalar için 600 lirayı gözden çıkarması gerektiği, ulaşım ve diğer masrafların bunun dışında olduğu dile getirildi.

Haber:

Kaynak: Kayserim.net

Kayseri

İlgili Etiketler

Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Kayseri haberlerini Google Haberler'de takip edin

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Kayseri haberleri →

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.