Yol Açık’ta Zor Sabah: Şehit Acısı, Ekonomi Baskısı ve Bahis Gölgesi
Sabahın İlk Cümlesi: “Bu Sefer Mustafa Bey Geç Kaldı” 91.8 Radyo Radar ve Kayseri Radar ortak yayınında sabahın erken saatlerinde mikrofon başına bu kez önce Halil İbrahim Öztürk geçti. Programın daimi sunucusu Mustafa Bayram birkaç dakika gecikince stüdyo açılışını Halil İbrahim Öztürk üstlendi, Ahmet Billor’a günaydın dileklerini iletti, ardından da esprili bir dille “Adımız çıkmış 9’a, inmez 8’e; bu sefer de Mustafa Bey geç kaldı” sözleriyle yayına başladı.
Kısa süre sonra stüdyoya giren Mustafa Bayram, nefes nefese, “Hepinize hayırlı sabahlar olsun, yüzün gönlünüz aydın olsun” diyerek dinleyicileri selamladı ve program, her zamanki gibi hem memleket gündemini hem de ülke ekonomisini ele alan dolu dolu bir akışla devam etti.
Piyasalarla Güne Başlangıç: Dolar 42, Euro 49 Lira Bandında
Programın ilk bölümünde Halil İbrahim Öztürk, dinleyicileri ekonomik tabloyla güne hazırladı.
Uzun süredir 42 lira bandında seyreden dolar kurunun 42,32 lira seviyesinde olduğuna dikkat çekilirken, euro tarafında ise kritik bir eşik geride bırakıldı. Euro, 49 lira bandını aşıp 49,35 liradan işlem görerek, kur baskısının devam ettiğini gösterdi.
İlgili Haberler
Borsa cephesi de ele alındı. BIST 100 endeksi, önceki günü hafif kayıpla kapatarak 10.628 puan civarında günü tamamladı. “Ufak bir düşüş ama genel baskıyı gösteriyor” değerlendirmesi yapılırken, altın ve Brent petrol cephesindeki gelişmeler de programın ilk gündem maddeleri arasında yer aldı.
Ons altının 4.198 dolar seviyesine doğru hareketini sürdürdüğü, altın tarafında sınırlı ama yukarı yönlü bir eğilimin devam ettiği vurgulandı. Enerji piyasalarında ise Brent petrol fiyatları yeniden yükselişe geçerek, kısa süre önce 63 doların altını görmüşken tekrar 63,94 dolar seviyesine çıktı. Stüdyoda bu tablo, “küresel belirsizliğin ve iç piyasadaki sıkışmanın devam ettiği” yönünde yorumlandı.
Yağış, Trafik ve Kış Lastiği Uyarısı: “Buzdan Beter Bir Zemin Var”
Sabahın bir diğer sıcak başlığı hava durumu ve trafik güvenliği oldu. Mustafa Bayram, son günlerdeki yağışların vatandaşta “kış geldi” duygusunu güçlendirdiğini, ancak meteoroloji uzmanlarının, Kasım ayı yağış ortalamalarının hâlâ geçmiş yılların bile altında kaldığını söylediğini hatırlattı.
Türkiye genelinde baraj doluluk oranlarının istenen seviyelerde olmadığına dikkat çekildi. İstanbul, Bursa, İzmir gibi şehirlerde üç gündür süren yağışlara, Kayseri’deki son iki günlük yağış eklense bile, “ancak 1,5 günlük su tüketimine karşılık geldiği” yorumları paylaşıldı.
Kayseri özelinde ise gün boyunca yoğun yağış beklendiği, yağışın ertesi gün miktar olarak azalsa da cuma ve cumartesi günleri de devam edeceği, hafta sonunda ise görece daha güneşli bir hava beklendiği dile getirildi.
Ancak asıl uyarı, yollar ve sürücüler için geldi. Mustafa Bayram, bizzat yaşadığı bir olayı anlatarak, ıslak zeminde yapılan yüksek hızlara tepki gösterdi. Eski çevre yolu, şimdiki Kocasinan Bulvarı üzerinde hızını yasal sınır olan 80’e sabitlediğini, çevresindeki araçların 70–75 km hızla seyrettiğini, buna rağmen arkasına tampon tampona yapışan sürücünün büyük risk oluşturduğunu aktararak şunları söyledi:
“Aramızda 1 metre yok, yer ıslak, yağmur yeni yağmış, zemin kaygan. Dün daha bir sürü kaza oldu. Niye bu kadar ısrarla riske giriliyor, anlamak mümkün değil.”
Stüdyodan sürücülere, “Yağmur yeni yağdığında zemin buzdan beter olur” vurgusuyla, hızdan kaçınmaları, takip mesafesine dikkat etmeleri ve bir an önce kış lastiğine geçmeleri yönünde çağrı yapıldı.
İncesu tarafında bir tırın devrilmesi sonucu bir kişinin hayatını kaybettiği kaza da hatırlatılarak, bu dönemde maddi hasarlı kazaların yanı sıra can kayıplarının da arttığına dikkat çekildi.
Hırvatistan’da Düşen Yangın Söndürme Uçağı ve Şehit Pilot Nihat İlgen
Programın belki de en hüzünlü başlığı, Hırvatistan’da bakım dönüşü sırasında düşen Orman Genel Müdürlüğü’ne ait yangın söndürme uçağı oldu.
Tarım ve Orman Bakanı’nın açıklamalarına atıf yapılarak, Zagreb’de bakım faaliyetleri tamamlanan ve Türkiye’ye dönüş yolunda olan amfibik özellikli yangın söndürme uçağının, S şehri yakınlarında düştüğü, uçakta görevli pilotun şehit olduğu bilgisi aktarıldı. Uçağın 3.000 litre su taşıma kapasitesine sahip, 2023 üretimi, tek pilotlu, amfibik yangın söndürme uçağı olduğu belirtildi.
Şehit hava pilot binbaşı Nihat İlgen’in cenaze programı da Kayseri kamuoyuyla paylaşıldı. Kalem Kırdı Camii’nde cuma namazına müteakip cenaze namazı kılınacağı ve ardından Kartal Şehitliği’ne defnedileceği duyuruldu. Stüdyo, “Allah gani gani rahmet eylesin, ailesine ve milletimize başsağlığı diliyoruz” ifadeleriyle şehidi anarken, Kayserililere cenazeye katılım çağrısı yaptı.
Gürcistan’da Düşen Askeri Uçak ve Karakutu Bekleyişi: “Senaryo Yazmayın”
Hırvatistan’daki kazanın hemen ardından, kamuoyunda hâlâ sıcaklığını koruyan, Gürcistan’da düşen askeri uçak kazası da masaya yatırıldı. Halil İbrahim Öztürk, dünyada benzer uçakların 60–70 yıla dayanan bir hizmet geçmişi olduğunu, onlarca ülkede binlerce örneğinin kullanıldığını, şimdiye dek 40’tan fazla düşüş vakası yaşansa da her kazanın sebebinin teknik incelemeyle netleştiğini hatırlattı.
Stüdyoda en çok üzerinde durulan nokta ise, daha karakutu dahi çözülmeden, kazanın bakım süreçlerine, uçak tipine veya komplo senaryolarına bağlanmasıydı.
Mustafa Bayram, Kayseri’deki hava ikmal ve 12. Hava Bakım Üssü’nün yıllardır NATO ve farklı ülkelerin uçaklarına bakım yapan, C130 ve A400M dahil pek çok platformda uzmanlaşmış bir merkez olduğuna dikkat çekti. Geçmişte Afganistan’dan Çekya’ya kadar birçok ülkenin uçaklarının burada bakımdan geçtiğini, milyon dolarlarla ifade edilen periyodik bakımların Türkiye’de çok daha düşük maliyetlerle ve yüksek nitelikte yapıldığını anlatarak, şöyle uyardı:
“Daha karakutu ortada yokken, uçağın bakımını yapan ekibi tartışmaya açmak, yılların emeğine gölge düşürmek olur. Hata varsa ortaya çıkar, konuşulur. Ama karakutu olmadan herkes karakutu gibi konuşmaya başlarsa bu işin adı asparagas olur.”
Programda, Milli Savunma Bakanlığı’nın C130 uçaklarının uçuşlarını tedbiren durdurma kararının da “doğal bir güvenlik adımı” olduğu ifade edildi; asıl sebebin karakutu incelemesiyle netleşeceği, bu süreçte toplumun soğukkanlı kalması gerektiği vurgulandı.
Şehit Cenazeleri ve Kalem Kırdı Tartışması: “Meydan Bu Gençleri Hak Ediyor”
Gündemin en duygusal tartışmalarından biri, şehit cenazelerinin Kayseri’de nereden kaldırıldığı meselesi oldu.
Mustafa Bayram, Kalem Kırdı Camii’nden kılınan şehit cenazelerinin manevi atmosferine sözünün olmadığını ancak mekânsal olarak bu alanın, katılımın yoğun olduğu şehit cenazeleri için yetersiz kaldığını söyledi.
Geçmişte şehit cenazelerinin Hunat veya Cami Kebir gibi meydan camilerinden, şehrin orta yerinde, çok daha geniş katılımla kaldırıldığını hatırlatarak, bugün de şehitler için daha görkemli, kalabalık ve “toplumsal hafızaya kazınan” cenaze törenleri yapılması gerektiğini vurguladı:
“Şehit dediğin, topluma, çocuklarımıza şehadet kavramını anlatmamız gereken insandır. Ölümün coşkusu olmaz ama bir gösterişi, bir vakar ve heybeti olur. Bu gençler, bu askerler, meydanlarda uğurlanmayı fazlasıyla hak ediyor.”
Cenaze sahipleri için kalabalığın bir anlamda “buruk gurur” olduğunu anlatan Mustafa Bayram, babasının sözünü hatırlattı: “İnsan düğününde mutlu olduğu gibi cenazesinde de mutlu olur; ne kadar çok kalabalık olursa, geride kalan o kadar gurur duyar.”
Programda, şehit cenazeleri için şehir meydanının kısa süreliğine trafiğe kapatılmasının “büyük bir fedakârlık sayılmaması gerektiği” dile getirildi; siyasi mitingler için günlerce kapanan meydanların, şehitler söz konusu olduğunda da aynı hassasiyetle kullanılmasının zamanı geldiği ifade edildi.
Mahmut Arıkan’ın Kayseri Mesajları: Enflasyon, Bütçe ve Siyasi İttifaklar
Programın ilerleyen dakikalarında gündem, siyaset ve ekonomi başlığıyla birleşti. Kayseri’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Saadet Partisi Genel Başkanı ve Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan’ın açıklamaları detaylarıyla aktarıldı.
Arıkan’ın, 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin bütçe tahminlerine, enflasyon hedeflerine ve vergi artışlarına yönelik sert eleştirileri masaya yatırıldı. Açıklamalarında, hükümetin açıkladığı enflasyon hedeflerinin son yıllarda tutmadığını, 2024 ve 2025 tahminlerinin defalarca revize edildiğini, buna rağmen 2026 için %16 gibi iyimser oranlar telaffuz edildiğini söyleyen Arıkan’ın şu eleştirisi öne çıkarıldı:
“Daha 2024’ü tutturamadınız, 2025’i tutturamadınız; 2026 için yüzde 16 hedefinden bahsediyorsunuz. Dünyada enflasyonda Sudan, Venezuela, Zimbabwe gibi ülkelerle aynı ligdeyiz.”
Programda, Türkiye’nin enflasyonda dünyada ilk sıralarda olması, bütçe açığı, faiz ödemeleri ve vergi yükündeki artışlar geniş biçimde tartışıldı.
Siyasi başlıkta ise parti kapatma tartışmaları, muhalefet içindeki ittifak arayışları ve Saadet–Yeniden Refah hattında olası seçim iş birlikleri ele alındı. Mahmut Arıkan’ın, “parti birleşmesi değil ama seçim ittifakı üzerinde uzun boylu çalışıyoruz” sözleri hatırlatılarak, muhalefetteki hareketliliğin sinyalleri programda yorumlandı.
Asgari Ücret, Enflasyon Farkı ve “Kemer Sıkma” Yorgunluğu
Ekonomi başlığında en çok konuşulan noktalardan biri, asgari ücret ve memur–emekli maaşlarındaki erime oldu.
Stüdyo, son yıllarda açıklanan hedef enflasyon oranları ile gerçekleşen enflasyon arasındaki farkı hatırlattı. Hedefe göre verilen zamların, gerçekleşen enflasyonun çok gerisinde kalmasının, ücretlilerin alım gücünü her yıl biraz daha erittiği vurgulandı.
Asgari ücretin “enflasyon hedefinin üzerinde zam yapıldı” söylemiyle sunulmasına rağmen, sene sonunda gerçekleşen enflasyonun bu hedefi iki katına kadar aşabildiği, bu nedenle “ezdirmedik” söyleminin gerçekçi olmadığı ifade edildi.
Mustafa Bayram ve Halil İbrahim Öztürk, “kemer sıkma” söylemine de tepki göstererek, şu eleştiriyi dile getirdi:
“Vatandaşa ‘kemer sık’ denirken, kamuda israfın tam olarak önlenmediği, harcamaların kısmadığı bir tabloda, sürekli yükün çalışanların ve emeklilerin üzerine bindirildiği” vurgulandı.
Faiz ödemeleri için yeniden borçlanma yapılmasının, bütçenin en büyük kalemlerinden birinin faiz giderleri haline gelmesini eleştiren sunucular, IMF defterinin kapandığı yıllardan bugüne kadar gelinen noktada, “faiz–borç sarmalının” derinleştiğine dikkat çekti. Üretimi destekleyen teşviklerin yetersiz kaldığı, enflasyonla mücadelenin sadece talebi baskılayarak yürütülmesinin, “kanı dindirmeden sadece yaraya soğuk su tutmak” olduğu benzetmesiyle anlatıldı.
Futbolda Bahis Skandalı ve PFDK Kararları: “Adalet Duygusu Zedeleniyor”
Programın bir diğer sıcak başlığı, Türk futbolunda patlak veren büyük bahis skandalı ve Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun verdiği cezalar oldu.
Binden fazla futbolcunun isminin geçtiği, kimi oyunculara 45 gün, kimine 3 ay, kimine 12 ay hak mahrumiyeti verildiği hatırlatılarak, bu cezaların özellikle alt liglerde takımları sahaya çıkamaz hale getirebileceği vurgulandı.
Galatasaray’dan bazı oyuncuların aldığı cezalar, Eyüpspor’daki dosyalar ve özellikle bir hakemin yönettiği maçlarda ortaya çıkan “olağanüstü sonuçlar” üzerinden futbol kamuoyundaki şaibe algısı masaya yatırıldı.
Mustafa Bayram, geçmiş yıllardaki şike davalarına da atıf yaparak, “bitmiş, tescil edilmiş, kupası kazanılmış sezonları geriye dönük olarak silmenin” taraftar ve kulüpler açısından yeni tartışmalar açacağını, asıl odaklanılması gerekenin “bundan sonrası için tertemiz bir lig yapısı kurmak” olduğunu söyledi.
Futbol endüstrisinin kendi içinde çok büyük paralar döndürdüğünü, ama asıl meselenin milyonlarca taraftarın adalet duygusu olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
“Bu kadar taraftarı olan bir alanda, hakem ve futbolcu üzerinden oluşan şaibe, sadece sahayı kirletmiyor; toplumun adalet duygusunu da zedeliyor. ‘Herkes hile yapıyor’ algısı, ülkeye güveni de törpülüyor.”
Belediyeler, Kulüpler ve Şehrin Kaynakları: “Para Nereden Gidiyor?”
Futbol tartışması, kısa sürede yerel kulüplerin mali yapısına ve belediyelerin spor kulüplerine desteğine uzandı.
Özellikle Kayserispor’un son yıllarda ayakta kalmasında, başta Kayseri Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, kamu kaynaklarının ve yerel iş insanlarının büyük rol oynadığı hatırlatıldı. Belediyelerin alacaklarını veya hak edişlerini, çeşitli projeler üzerinden kulüplere yönlendirdiği, bu destekler olmasa kulüplerin maaş bile ödeyemeyeceği belirtildi.
Stüdyoda, Sayıştay raporlarında “profesyonel spor kulüplerine yapılan yardımlar” başlığının sıkça gündeme geldiğine değinilerek, nihayetinde bu kaynağın “şehrin ve vatandaşın parası” olduğu vurgulandı.
Bir yandan ulaşıma, ekmeğe, suya zam yapılırken, diğer yandan kulüplerin milyonlarca liralık borçlarının kamu eliyle kapatılmasının, “şehir ekonomisi ve öncelikler” açısından tartışmaya açık bir başlık olduğuna dikkat çekildi.
Sunucular, kulüpleri doğrudan hedef almadan, şeffaflık ve hesap verilebilirlik çağrısı yaparken, “bu kadar büyük paraların aktığı bir zeminde hem futbolun hem mali düzenin kirlenmeye çok açık olduğuna” değindiler.
Kayseri haberlerini Google Haberler'de takip edin





