Basın Masasında Gündem: Eğitim, Terörsüz Türkiye ve Kayseri Bütçesi
Öğretmenler Günü: Saygı, Minnet ve Derin Bir Eğitim Muhasebesi Kayseri Radar ve Hunat TV ortak yayını “Basın Masası”nda bu hafta, hem 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle eğitim sistemi masaya yatırıldı hem de Türkiye’nin terörsüz bir geleceğe dair tartışmalı adımları ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi konuşuldu. Programda Mustafa Bayram ve gazeteci Kürşat Açıkgöz, öğretmenlerin toplumdaki yeri üzerinden Türkiye’nin kronikleşmiş eğitim sorunlarına kapsamlı bir bakış sundu.
Program, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nün kutlanması ve ebediyete irtihal eden eğitimcilerin rahmetle anılmasıyla başladı. Hem Bayram hem de Açıkgöz, “hepimiz öğretmen çocuğuyuz, öğretmenlerin elinde büyüdük” vurgusuyla öğretmenlik mesleğinin bir anne-baba kadar hayata yön veren niteliğine dikkat çekti.
Kürşat Açıkgöz, ilkokul öğretmeni Ayşe Doğramacı’yı anarak, öğretmenin sadece ders anlatan kişi değil, “yolu gösteren, hayatı şekillendiren rehber” olduğunun altını çizdi. “Öğretmen, elinden tutup yürütmese bile insanın ömrü boyunca yürüyeceği yolu gösteren kişidir” diyerek öğretmenliğin kalıcı etkisine vurgu yaptı.
Atanamayan Öğretmenler, Karmaşık Sistem ve Kayıp Nesiller Endişesi
Eğitim başlığının ikinci perdesinde ise tablo karardı. Türkiye’de son 30 yıldır içinden çıkılamayan temel sorunun eğitim sistemi olduğunu belirten Mustafa Bayram, hem öğretmenlerin hem öğrencilerin hem de velilerin aynı anda mağdur olduğu bir yapıdan söz etti.
İlgili Haberler
Kürşat Açıkgöz, eğitim fakültelerinin her yıl binlerce öğretmen adayı mezun ettiğini, ancak mezuniyet sonrasında ortaya çıkan “atanamayan öğretmenler” gerçeğinin gençlerin psikolojisini bozduğunu ifade etti. Öğretmen adaylarının daha fakülteye adım attıkları ilk günden itibaren “acaba atanabilecek miyim?” kaygısıyla yaşadıklarını, bunun da mesleki motivasyonu zedelediğini söyledi.
Açıkgöz, teknik ve fiziki imkânların geçmişe göre çok daha iyi olmasına rağmen, “eski eğitim kalitesinin kalmadığını” vurguladı. Anadolu’nun köylerinde bir zamanlar bir sınıfta birden fazla seviyenin bir arada okutulduğunu, buna rağmen disiplinin ve niteliğin daha yüksek olduğuna dair toplumsal hafızayı hatırlattı. Bugün ise her köyde okul, her okulda birden çok öğretmen olmasına rağmen, sistemin nitelikli insan yetiştirme konusunda sınıfta kaldığına dikkat çekildi.
“Vizyon Revizyonu” Çağrısı: Bakanlık Değil, Mantık Değişmeli
Mustafa Bayram, sadece Milli Eğitim Bakanı’nın veya kabinedeki isimlerin değişmesiyle sorunun çözülemeyeceğini belirterek, “bakanlar kurulu revizyonundan önce, vizyon revizyonuna ihtiyacımız var” sözleriyle dikkat çekici bir çıkış yaptı.
Ziya Selçuk döneminde eğitim camiasında oluşan yüksek beklentinin sonuç vermediğini, bugün de benzer umutların yeni bakana bağlandığını hatırlatan Bayram, “40 tane bakan getirseniz vizyon değişmedikçe sonuç değişmiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Eğitim sisteminin çıktısına dair çarpıcı bir tablo çizen Bayram, şu çelişkiye işaret etti: Türkiye’de ilkokuldan üniversiteye kadar yaklaşık 25 milyon öğrencinin bulunduğunu, bunun bazı komşu ülkelerin nüfusunun iki katı olduğunu, buna rağmen mezunların önemli bir kısmının ne iş yapacağı belli olmayan gençler olarak hayata atıldığını söyledi. Bir yanda “nitelikli eleman bulamıyoruz” diyen sanayiciler, diğer yanda iş ve gelecek kaygısıyla boğuşan milyonlarca genç… Bayram, bu tabloyu “her geçen gün yüz binlerce öğrenciyi sistem içinde telef ediyoruz” sözleriyle özetledi.
Akademik Bilgi–Hayat Becerisi Çatışması ve Yanlış Yönlendirme
Programda, müfredatın hayattan kopuk yapısı da sert eleştiriler aldı. Kürşat Açıkgöz, kendi eğitim hayatından örnekler vererek, yıllarca fotosentez, ışığın kırılması, fizik–kimya formülleri gibi bilgilerin ezberletildiğini ancak bugün gazetecilik mesleğinde bu bilgilerin hiçbir karşılığı olmadığını anlattı.
Oysa o yıllarda, dünya basınından örneklerle, uluslararası gazetecilerin biyografileriyle, mesleki model ve ilham verecek içeriklerle yetiştirilebilseydi, “kendi milletinin mücadelesini daha donanımlı verebilecek bir gazeteci” olabileceğini söyledi. Bu örnek üzerinden, “kişisel beceri ve kapasiteye göre yönlendirme yapan bir eğitim modeli”ne duyulan ihtiyacı dile getirdi.
Sabah 8, akşam 5 mantığıyla okula ve hayata alıştırılan çocukların, mezuniyet sonrasında da tek seçeneği maaşlı bir işte çalışmak gibi görmelerine dikkat çeken Açıkgöz, ticari dehaya sahip olabilecek pek çok gencin bu kalıp yüzünden masa başında ömür tükettiğini belirtti. Meslek liselerinin doğru kurgulanması hâlinde uçak, araç, robot üretebilecek beyinlerin, bugün yanlış eğitim metoduyla heba edildiğini vurguladı.
Öğretmenlikte Ekonomik Baskı, Özel Ders Gerçeği ve Ahlaki Aşınma
Eğitimin sadece müfredat ve fiziki imkânlardan ibaret olmadığı, toplumsal ve ahlaki boyutunun da bulunduğu vurgulandı. Mustafa Bayram, öğretmenlerin büyük bölümünün fedakârca çalıştığını teslim etmekle birlikte, sistemin ürettiği bazı ahlaki sorunları da işaret etti.
Bayram, devlette dersini “yarım anlatıp”, aynı öğrencisine dışarıda özel dersle “tam” anlatmayı tercih eden zihniyetin, eğitimin içinden çözülmesi gereken ciddi bir problem olduğunu söyledi. İmkanları sınırlı velilerin kitap parası, kayıt ücreti, okul kıyafeti gibi kalemler için bile zorlandığını, bir çocuğu ilkokuldan üniversiteye kadar okutmanın maliyetinin her aile için ağır bir yük oluşturduğunu belirtti.
Lojmanlar, öğretmen evleri, kamu personeline yönelik destekleyici sosyal imkânlar gibi uygulamaların amacının, öğretmenin geçim ve barınma kaygısı olmadan işine odaklanmasını sağlamak olduğunu hatırlatan Açıkgöz, bugün ekonomik kıskacın bu amaca zarar verdiğini söyledi.
Terörsüz Türkiye Arayışı: İmralı Tartışması ve Kafa Karışıklığı
Programın bir diğer ana başlığı “Terörsüz Türkiye” gündemiydi. Özellikle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “İmralı’ya gideyim mi?” çıkışı, grup toplantısında bu konuda aldığı destek ve ardından AK Parti, MHP ve DEM Parti’den oluşan üçlü heyetin İmralı’ya gidiş iddiaları üzerinden yürüyen tartışma masaya yatırıldı.
Mustafa Bayram, bir yandan terörsüz bir Türkiye özleminde toplumsal mutabakat olduğuna, kimsenin “anneler ağlasın” istemediğine dikkat çekerken, diğer yandan dün “bebek katili” dediğimiz terör örgütü liderine bugün “kurucu lider” gibi sıfatlarla yaklaşılmasının toplumda ciddi rahatsızlık oluşturduğunu ifade etti.
Bayram, “Düne kadar asla kabul edilmeyecek cümleler bugün rahatlıkla kuruluyorsa, burada vatandaşın aklı karışır” diyerek, MHP ve iktidar kanadındaki söylem değişikliğinin sahadaki algısına işaret etti. Sürecin nasıl yürütüldüğüne dair şeffaflık eksikliğinin altını çizen Bayram, İmralı’ya gidecek heyetin ne konuşacağını, neyin pazarlığını yapacağını, ortaya çıkacak raporların hangi hukuki sonuçlara yol açacağını bilmeyen kamuoyunun, bilinmezlikten duyduğu endişeyi dile getirdi.
Bahçeli’ye Güvenenler, Endişe Edenler: Devlet Politikası ve Toplumsal Terazi
Kürşat Açıkgöz ise meseleye daha çok “devlet politikası” penceresinden baktığını söyledi. Devlet Bahçeli’nin bugüne kadar attığı adımların, tabanında “Bizi yanıltmaz” duygusuyla karşılandığını, bu nedenle Bahçeli’nin İmralı çıkışına da önemli bir kesimin güvenle yaklaştığını anlattı.
Açıkgöz, geçmişte DSP–MHP–ANAP koalisyonunu örnek vererek, 1980 öncesinde birbirine kurşun sıkan kesimlerin 20 yıl sonra aynı hükümette buluşabildiğini hatırlattı. O dönemde DSP ile MHP’nin kurduğu ortaklığın, toplumda “solcu–sağcı” ayrışmasını yumuşattığını, bugün de benzer bir “tabu yıkma” süreci yaşandığını söyledi.
Yahyalı’daki köyünde katıldığı bir programda, vatandaşların hem “Bahçeli’ye güveniyoruz, bugüne kadar bizi yanıltmadı” dediğini hem de “Sınırda toplanan YPG ne olacak?” diye sorduğunu aktaran Açıkgöz, toplumun hem sürece destek verdiğini hem de bölgesel gelişmeleri yakından takip ederek endişelerini dile getirdiğini vurguladı.
Mustafa Bayram ise bu noktada muhalefetin sert itirazlarının tamamen görmezden gelinmemesi gerektiğini savundu. Toplumsal hassasiyetin bir kısmının da muhalefet kanadının sesinde vücut bulduğunu, “kamuoyunun terazisi”nin yarın ortaya çıkabilecek olası taviz veya yanlışlara karşı bir fren mekanizması olabileceğini söyledi.
Teröre Siyasi Çözüm Arayışı ve Gelecek Kuşaklar İçin Kaygılar
Açıkgöz, her masanın, her diplomasinin bir risk barındırdığını kabul ederken, sahada kazanılan başarının masada da taçlandırılması gerektiğini, aksi takdirde geçmişte Musul–Kerkük ve Kafkasya’da yaşanan kayıpların tekrarlanabileceğini anlattı.
Türkiye’nin çevresindeki coğrafyanın hâlâ “yangın yeri” olduğunu; Azerbaycan’dan Irak ve Suriye’ye, Akdeniz’den Karadeniz’e kadar savaş ihtimalinin hiçbir zaman sıfırlanmadığını hatırlatan Açıkgöz, güvenliğin ekonomik kaygıdan önce gelmesi gerektiğini söyledi.
Bayram ise “Bugün Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan var, peki 20 yıl sonra kim olacak?” sorusunu sorarak, atılan adımların sadece bugünün aktörlerine değil, geleceğin siyasetçilerine ve kuşaklarına da sınır çizdiğini vurguladı. Verilecek kararların, daha sonra gelebilecek zayıf bir iktidarın elinde devlet aleyhine kullanılmayacak şekilde tarif edilmesi gerektiğini söyledi.
Kayseri Büyükşehir’in 24 Milyarlık Bütçesi: Rakamlar, Zamlar ve Tartışmalar
Programın son bölümünde yerel gündeme dönüldü. Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 24 milyar liralık bütçesi ve ilçe belediyelerinin bütçe dağılımları detaylı biçimde ele alındı.
Mustafa Bayram, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin 24 milyarlık bütçeyle “ben buradayım” dediğini, aynı zamanda Melikgazi’nin 8 milyar, Kocasinan’ın 4,5 milyar, Talas’ın 2,1 milyar lira bütçeye ulaştığını aktardı. Develi, Yahyalı, Bünyan, Pınarbaşı, İncesu, Tomarza, Yeşilhisar ve diğer ilçelerin de yüz milyonlarla ifade edilen bütçeleri tek tek dile getirildi. Akkışla, Felahiye ve Özvatan gibi ilçelerin daha düşük bütçelerle yetinmek zorunda oldukları belirtildi.
Meclis görüşmelerinde muhalefetin özellikle “özel kalem” bütçesi ve temsil–ağırlama giderleri başta olmak üzere bazı kalemlere itiraz ettiği aktarıldı. Yahya içlerine 1 milyon liranın üzerinde ayrılan bütçe, özel kalem için 30 milyon liranın üzerinde öngörülen harcama kalemi gibi başlıklar tartışma konusu oldu.
Zam Dalgası: Mezarlık Ücretleri, Erciyes Kayak Merkezi ve Şehir Ekonomisi
Belediye meclisinde kabul edilen zamların da geniş yankı bulduğunu ifade eden Bayram, mezarlık fiyatlarından müze girişlerine, Erciyes Kayak Merkezi’nden baca temizliğine kadar birçok alanda yüzde 30, 40, 50 ve 70’e varan oranlarda artışlar yapıldığını anlattı. Bazı kalemlerde ise hiç zam yapılmadığı notunu düştü.
En çok tartışılan başlıklardan biri, mezarlık ücretleri oldu. “4 kişilik aile mezarlığı 800 bin lira” örneği üzerinden konuyu aktaran Bayram, Büyükşehir Belediyesi’nin “satış yok, sadece mevcut mezarlığın devir bedeli bu” savunmasını hatırlattı ancak mevcut mezarlığın devrinde bile rakamların vatandaş açısından oldukça yüksek olduğunu vurguladı.
Erciyes Kayak Merkezi’ndeki fiyat artışları da programda yer buldu. Büyükşehir’in, zam kararlarının ardından diğer illerdeki kayak merkezlerinin fiyatlarını paylaşarak “Türkiye ortalamasındayız” mesajı verdiğini aktaran Bayram, Erciyes’in yıllardır “kayak zengin sporudur” tartışmasının odağında olduğuna dikkat çekti. Turistle yerli vatandaşın aynı tarife üzerinden ücretlendirilmesinin, yerel halkta tepkiye yol açtığını, buna karşılık belediyenin de “buradan hiç gelir elde edilmeyecekse işletmenin anlamı yok” yaklaşımını benimsediğini söyledi.
Şehitler İçin Anıt Teklifi: Hafıza, Vefa ve Ortak Duruş
Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki bir diğer önemli başlık ise, Gürcistan’da düşen C–130 tipi askeri uçakta şehit olan Türk askerleri için anıt yapılması teklifi oldu. MHP Grubu adına Orhan Say’ın verdiği önergenin oy birliğiyle kabul edildiğini hatırlatan Mustafa Bayram ve Kürşat Açıkgöz, bu adımı “şehitlere vefa ve toplumsal hafızayı canlı tutma” çabası olarak değerlendirdi.
Bayram, daha önce 17 Aralık şehitleri için yapılan otobüs durağı örneğini hatırlatarak, şehir içinde her gün önünden geçilen böyle sembolik yapıların “değerini bilenler için çok şey ifade ettiğini” söyledi. Açıkgöz de 11 Kasım Hava Şehitleri Anıtı’nın Kayseri’ye kazandırılmasının, sadece bir mimari eser değil, “millet olma bilincini tazeleyen bir hafıza mekânı” olarak önem taşıdığını vurguladı.
Son Söz: Eğitimden Teröre, Bütçeden Anıta Bir Ülke Muhasebesi
“Basın Masası”nın bu bölümünde, 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle başlayan sohbet, Türkiye’nin eğitim çıkmazından terörsüz Türkiye arayışına, büyük siyasal adımların doğurabileceği sonuçlardan Kayseri’nin bütçe ve yerel yönetim tercihlerine kadar geniş bir yelpazede ilerledi.
Hem Mustafa Bayram hem de Kürşat Açıkgöz, ortak bir noktada buluştu: Eğitim sistemi, terörle mücadele ve ekonomi başta olmak üzere ülkenin temel meselelerinde kalıcı ve sağlıklı çözümlerin anahtarı, “vizyonu yenilemek, kararları şeffaflaştırmak ve toplumun hassasiyetlerini gözetmek”. Öğretmenlerden siyasetçilere, yerel yöneticilerden vatandaşlara kadar herkesin, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiği vurgulanarak program, gelecek yayınlarda da bu başlıkların takipçisi olunacağı mesajıyla son buldu.
Kayseri haberlerini Google Haberler'de takip edin





