Geleceğe Yazılan Bir Mektup: Boşanma Süreci ve Çocukların Sessiz Dünyası
Kayseri Radar ve Radyo Radar ortak yayınında her salı günü saat 16.00’da dinleyiciyle buluşan “Geleceğe Mektuplar” programında bu hafta, toplumun en hassas meselelerinden biri masaya yatırıldı. Programın sunucusu Ahmet Avanlıer’in konuğu psikolog Ahmet Özen oldu. Yayında, artan boşanma oranları ve bu sürecin çocuklar üzerindeki psikolojik etkileri tüm yönleriyle ele alındı.
Aileden Geleceğe Uzanan Bir Sorumluluk
Program, “Bir mektup yazdım geleceğe” sözleriyle başladı. Ahmet Avanlıer, her hafta olduğu gibi bu hafta da geleceğe bırakılacak satırların sorumluluğuyla dinleyicilere seslendi. Ailenin toplumun temel yapı taşı olduğunu vurgulayan Avanlıer, Kayseri ölçeğinde artan boşanma oranlarının artık göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldiğini ifade etti. TÜİK verilerine dayandırılan değerlendirmelerde, Kayseri’de boşanmalardan doğrudan ya da dolaylı etkilenen kişi sayısının yüz binlerle ifade edildiği hatırlatıldı.
Boşanma: Yetişkin İçin Ayrılık, Çocuk İçin Terk Edilme
Psikolog Ahmet Özen, boşanmanın yetişkinler ve çocuklar açısından aynı anlama gelmediğine dikkat çekti. Yetişkinler için boşanmanın bir “ayrılık” kararı olduğunu ifade eden Özen, çocukların bu süreci çoğu zaman “terk edilme” olarak algıladığını vurguladı. Çocukların dünyayı mantıktan çok duygular üzerinden okuduğunu belirten Özen, bu nedenle boşanma sürecinin çocukta yoğun bir kaygı, suçluluk ve belirsizlik duygusu oluşturabildiğini söyledi.
İlgili Haberler
Çocuklar Kendilerini Suçluyor
Programda, çocukların boşanma sürecinde sıklıkla “Ben bir hata yaptım mı?”, “Benim yüzümden mi ayrıldılar?” sorularını kendilerine sordukları ifade edildi. Özellikle küçük yaş gruplarında bu suçluluk duygusunun daha yoğun yaşandığını belirten Ahmet Özen, bazı çocukların bu süreçte geçmiş davranışlarına geri döndüğünü; alt ıslatma, parmak emme, içe kapanma gibi belirtilerin görülebildiğini aktardı.
Yaşa Göre Değişen Tepkiler
Çocukların boşanmaya verdikleri tepkilerin yaş gruplarına göre değiştiği de programda altı çizilen başlıklardan biri oldu. Okul öncesi dönemde regresif davranışların ön plana çıktığını söyleyen Özen, ilkokul çağındaki çocuklarda ise taraf tutma eğiliminin görülebildiğini ifade etti. Bu durumun çoğu zaman bir ebeveyni sevip diğerini sevmemek anlamına gelmediğini, çocuğun belirsizlikten kurtulmak için bir “iyi”, bir “kötü” figür oluşturmaya çalıştığını belirtti.
En Büyük Hata: Çocuğu Arabulucu Yapmak
Programda ebeveynlerin sıkça yaptığı hatalara da dikkat çekildi. Psikolog Ahmet Özen, çocuğun anne ve baba arasındaki sorunlarda arabulucu konumuna itilmesinin en yıkıcı hatalardan biri olduğunu vurguladı. Çocuğun bu yükü taşıyabilecek bir psikolojik donanıma sahip olmadığını ifade eden Özen, bu durumun çocuğu ağır bir ruhsal baskı altına soktuğunu söyledi.
Ebeveyni Kötülemek Çocuğun Dünyasını Yıkıyor
Boşanma sürecinde diğer ebeveyni kötülemenin çocuk üzerinde derin yaralar açtığı da programda net bir şekilde dile getirildi. “Annen yüzünden bu haldeyiz” ya da “Baban yüzünden mutsuzuz” gibi ifadelerin çocuğun gönül dünyasında silinmesi zor izler bıraktığını belirten Özen, çocuğun anne ya da baba figürünü kaybetmiş gibi hissetmesine neden olduğunu söyledi.
Sessiz Alarmlar: Davranış Değişiklikleri
Çocukların yaşadıkları ruhsal sıkıntıları çoğu zaman sözle değil davranışla ifade ettiklerine dikkat çekildi. Akademik başarıda ani düşüşler, uyku ve iştah problemleri, saldırganlık ya da aşırı içe kapanma gibi belirtilerin birer alarm olduğunu ifade eden Özen, bu tür durumlarda mutlaka bir uzmandan destek alınması gerektiğini vurguladı.
“ Güçlü Olmalısın” Demek de Bir Yük
Programda, çocuğa “Güçlü olmalısın” mesajı vermenin de ciddi bir hata olabileceği belirtildi. Bu ifadenin çocuğun duygularını bastırmasına yol açtığını söyleyen Özen, çocuğun bu süreçte güçlü olmak zorunda olmadığını, asıl ihtiyacının anlaşılmak ve güvende hissetmek olduğunu ifade etti.
Süreci Sağlıklı Yönetmenin Yolları
Boşanma sürecinin çocuk açısından daha az yıkıcı olabilmesi için ebeveynlere önemli görevler düştüğü vurgulandı. Çocuğun yaşına uygun, sade ve net bir dille bilgilendirilmesi gerektiği belirtildi. Boşanmanın çocuğun suçu olmadığı mesajının sözle olduğu kadar davranışla da verilmesinin altı çizildi. Hukuki ve detaylı çatışmaların çocuğa yansıtılmaması gerektiği özellikle vurgulandı.
Anne ve Baba Aynı Mesajı Vermeli
Programda, anne ve babanın mümkün olduğunca ortak bir dil kullanmasının önemi üzerinde duruldu. Ayrı evlerde yaşansa bile benzer kuralların ve tutumların sürdürülmesinin çocuğun güven duygusunu koruduğu ifade edildi. Bir ebeveynin “iyi”, diğerinin “kötü” polis konumuna düşmemesi gerektiği belirtildi.
Rol Karmaşası ve Otorite Meselesi
Çocukların anneye ve babaya farklı açılardan ihtiyaç duyduğunu belirten Ahmet Özen, annenin güven duygusunu, babanın ise özgüven ve otorite algısını güçlendirdiğini söyledi. Bu rollerin zayıflamasının çocuğun kişilik gelişimini olumsuz etkilediği ifade edildi.
Davranışlar Sözlerden Daha Etkili
Programda, çocukların en çok anne ve babalarının davranışlarını model aldığı vurgulandı. Söylenen sözlerden çok sergilenen tutumların belirleyici olduğu ifade edildi. Aile içindeki saygı, merhamet ve sevginin çocuk tarafından doğrudan gözlemlenerek içselleştirildiği dile getirildi.
Ahlak ve Değerler Ailede Başlıyor
Toplumda artan şiddet ve suç olaylarına da değinilen programda, ahlaki değerlerin çocuklara ilk olarak ailede kazandırıldığı vurgulandı. Sağlam bir ahlaki temelin, bireyi birçok olumsuz davranıştan uzak tuttuğu ifade edildi.
Yardım Almaktan Çekinmeyin
Programın sonunda, psikolojik destek almanın bir zayıflık değil, bilinç göstergesi olduğu vurgulandı. Sorunların farkına varıp çözüm için adım atmanın cesaret gerektirdiğini ifade eden Ahmet Avanlıer ve Ahmet Özen, ailelere yalnız olmadıkları mesajını verdi.
Geleceğe Bırakılan Not
“Geleceğe Mektuplar” programı, bu hafta da aileye, evliliğe ve çocuklara dair önemli mesajlarla sona erdi. Boşanmanın bazen kaçınılmaz bir gerçek olabileceği, ancak bu sürecin nasıl yönetildiğinin çocukların geleceğini doğrudan etkilediği vurgulandı. Program, sağlıklı bireyler ve sağlam bir toplum için aile içi farkındalığın önemini bir kez daha hatırlattı.
Kayseri haberlerini Google Haberler'de takip edin





