İçeriğe geç
17 Ekim 2026, Cumartesi
Röportaj

“Geleceğe Mektuplar”da Aile, Gençlik ve Ekonomi Masaya Yatırıldı

Geleceğe Yazılan Mektup: Yayının Çerçevesi Radyo Radar ve Kayseri Radar ortak canlı yayınında her salı saat 16.00’da Ahmet Avanlıer’in sunduğu “Geleceğe Mektuplar” programında bu hafta aile, gençlik ve toplumsal dönüşüm ele alındı.

· 9 dk okuma
Kayserim.net'i Google'da tercih edilen kaynak yapın (yeni sekmede açılır)
“Geleceğe Mektuplar”da Aile, Gençlik ve Ekonomi Masaya Yatırıldı
Paylaş

Programın bu bölümünde, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili, mimar Özgür Özer konuk edildi. Yayının girişinde, “canım kızım, canım oğlum, biricik torunuma” diye başlayan geleceğe yazılan sembolik mektubun satırları üzerinden, gelecek nesillere nasıl bir miras bırakılacağı, aile kurumunun geleceği ve gençlerin hayat tercihleri tartışıldı.


Konuğun Profili: Kayseri’den Çıkan Bir Mimar ve Siyasetçi

Reklam


Programın başında Ahmet Avanlıer, konuğu Özgür Özer’i “hem üslubuyla hem nezaketiyle” uzun süredir takdirle takip ettiğini vurgulayarak söze başladı.

Özgür Özer, kendisini bir “Kayseri evladı” olarak tanımladı. 1977 Kayseri doğumlu olan Özer, Ahmet Paşa İlkokulu’nun ardından Kayseri TED Koleji’nde ortaokul ve lise öğrenimini tamamladı. Üniversite tercihini, “ya İzmir ya Kayseri” diyerek sınırlandırdığını, puanı İzmir için birkaç puan aşağıda kalınca Ercis Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü seçtiğini anlattı.

İlgili Haberler

Ercis Üniversitesi’nde mimarlık eğitimini tamamlayan Özer, yüksek lisansını İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde işletme alanında yaptı. Eşi Sibel Özer de mimar ve akademisyen; Yıldız Teknik Üniversitesi’nde doktorasını tamamlayarak yardımcı doçentlik yaptı. Ailenin iki oğlu bulunuyor.

Özer, hem anne hem baba tarafında inşaat ve mermercilik geleneği olduğuna dikkat çekerek, “anne tarafım Anıtkabir’in mermerlerini yapmış bir dedenin torunu, baba tarafım inşaatçı; mimarlık adeta kaçınılmaz son oldu” ifadelerini kullandı.

Reklam


Aile Ortamı ve Meslek Seçimi: Dayatma Değil Örnek Olma Etkisi


Programda, ailelerin çocuklarının meslek tercihlerindeki rolü de ele alındı. Özgür Özer, kendi kuşağındaki yaklaşımı “dayatma yoktu” sözleriyle özetledi.

Çocukluğunda Mersin ve Ayvalık’a aile inşaatları nedeniyle sık sık gidip geldiğini, geniş bir aile içinde büyüdüğünü anlatan Özer, hem iş çevresindeki mimarlar ve mühendisler hem de aile büyüklerinin yaşantısından olumlu etkilendiğini vurguladı.

Özer, mimarlığı isteyerek seçen az sayıdaki öğrenci arasında olduğunu anlatarak, “bizi okulun kurucusu Prof. Hüseyin Yurtsever tek tek çağırıp ‘mimarlığı bilerek mi seçtiniz, yoksa üstteki tutmadı da buraya mı geldiniz’ diye sormuştu. Sınıfta gerçekten isteyerek gelen sayısı çok azdı” dedi.

Bu tabloyu, ailelerin çocuklara sözle değil, yaşam tarzı ve örneklikle yön verdiği bir süreç olarak tanımlayan Özer, günümüzde bazı ailelerin çocuklarına meslek konusunda daha baskıcı yaklaşabildiğine dikkat çekerek, “bizim nesilde ‘şunu olacaksın’ dayatması pek yoktu, ama acaba biz bugün ebeveyn olarak çocuklarımıza baskı mı yapıyoruz” sorusunu gündeme taşıdı.


Meslek Liseleri, Teknik Eğitim ve Ara Eleman Açığı


Programda önemli başlıklardan biri de meslek liseleri ve teknik eğitim oldu. Özer, 1990’lı yıllarda üniversite sınavına giren bir gencin en fazla 10–12 meslek sayabildiğini, bugün ise 60–70 farklı mesleğin gençlerin gündeminde olabildiğini belirtti.

Türkiye’de bir dönem meslek liselerinin “ikinci sınıf” olarak görüldüğünü, meslek lisesinde okuyan gençlerin toplumda haksız bir şekilde horlandığını dile getiren Özer, bunun bedelinin bugün ağır şekilde ödendiğini söyledi.

Özellikle inşaat sektöründe nitelikli usta, tesisatçı, elektrikçi, kaynakçı ve ara eleman bulmanın zorlaştığını, bu yüzden hem işçilik fiyatlarının yükseldiğini hem de kaliteli iş gücüne erişimin zorlaştığını vurgulayan Özer, gençlere şu çağrıyı yaptı:

“Sanayide kaynakçı olmak, otosanayide elektrikçi ya da kaportacı olmak; en az mimar, mühendis, doktor olmak kadar haysiyetli ve verimli işler. Bu işlerde kazançlar da birçok beyaz yakalıdan geri kalmıyor.”
Meslek liselerinin önemine dikkat çeken Özer, doğru rehberlik ve erken yaşta yönlendirme yapılmadığı takdirde, 18–20 yaşına gelmiş bir gencin yeniden “çıraklıktan başlama” motivasyonunun doğal olarak azaldığını, bu nedenle rehberlik sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.


Her Yaşta Yeni Meslek Mümkün: Hayal ve Yeteneğin Peşinden Gitmek


Programda, “yaş ilerledi, artık çok geç” düşüncesinin de kırılması gerektiği vurgulandı. Özgür Özer, 40 yaşında ölen birine “ne kadar genç öldü, yapacak çok şeyi vardı” diyenlerin, 40 yaşındaki hayatta olan insanlar için de yeni başlangıçları düşünmesi gerektiğini söyledi.

Özer, inşaat sürveyanı olarak çalışan, sağlık sorunları nedeniyle şantiyede çalışmaya devam edemeyen bir teknik elemanın 45 yaşından sonra tesadüfen bulduğu ahşap kütüklerle heykel yapmaya başladığını, kısa sürede uluslararası bilinirliğe ulaşan bir sanatçı haline geldiğini anlatarak, “meslek değiştirmek, yeni bir yeteneği ortaya çıkarmak için geç diye bir yaş yok” mesajı verdi.

Bu örnek, Ahmet Avanlıer’in aile danışmanları ve akademisyenlerden aktardığı “çocuklara sadece diploma odaklı baskı yapmayalım; hayal gücünü, özgünlüğü ve biricik olma halini destekleyelim” tespitiyle birleşti. Ortak vurgu, hayal kurmanın ve hedef sahibi olmanın her yaşta değerini koruduğu yönünde oldu.


Evcilikten Yalnız Yaşamaya: Değişen Gençlik Algısı ve Aile Tasavvuru


Programın dikkat çeken başlıklarından biri de, gençlerin evlilik ve aile konusundaki değişen tutumuydu. Özer, kendi çocukluk dönemini hatırlatarak, “bizim oyunlarımızın başında ‘evcilik’ vardı, bu toplumun genetik kodlarına aile kurma fikrini işleyen bir oyundu” dedi.

Kendi kuşağında evlenmemenin ciddi bir seçenek olarak düşünülmediğini, lise ve üniversite arkadaşlarının neredeyse tamamının evlendiğini söyleyen Özer, bugünkü gençlerin büyük kısmının “evlilik düşünmeyen” bir profile kaydığını, bunun da kökeninde sadece bireysel tercih değil, toplumsal ve ekonomik etkenler olduğunu ifade etti.

Ahmet Avanlıer’in gençlik araştırmalarından aktardığı verilere göre, gençlerin yaklaşık yüzde 73’ü aileyi çok önemli görüyor, yüzde 68’i evlilik kurumuna olumlu bakıyor; ancak evlenmeyi düşünenlerin oranı bunun çok gerisinde kalıyor. Yani gençler hem ailenin önemini biliyor hem saygı duyuyor fakat evliliği ertelemeyi ya da hiç düşünmemeyi tercih ediyor.


Evlilikten Uzaklaşmanın Ana Nedenleri: Ekonomik Kaygılar ve Gelecek Endişesi


Özgür Özer, özellikle Kayseri özelinde gençlerin evliliği ertelemesinin başlıca sebebinin ekonomik kaygılar olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı ağır enflasyon ve geçim sıkıntısının, gençlerin “yarın eşime ve çocuğuma yetebilir miyim” sorusuna olumsuz yanıt vermesine neden olduğunu dile getiren Özer, yıllar önce çocuklarına yemek alamadığı için intihar eden bir annenin haberini hâlâ unutamadığını belirtti.

Bu tür travmatik haberlerin gençlerin zihninde derin izler bıraktığını, “ya ben de yetemezsem” korkusunun evlilikten uzaklaştırdığını söyledi. Geçinememe, işsizlik, atanamayan öğretmenler, kredi kartı borçları, icra dosyalarındaki artış gibi unsurların gençler üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu vurguladı.

Orta halli bir düğünün bile, altın ve mehir gibi kalemler hariç, mobilya ve temel masraflarla birlikte milyonlarca lirayı bulduğunu, bunun üzerine ev, araba, çocuk eğitimi, kreş ve okul giderleri eklendiğinde yükün genç bir çift için güçleştiğini belirten Özer, “bu tabloya bakan genç, ‘bu topa hiç girmeyeyim’ deme noktasına geliyor” dedi.


Doğurganlık Oranlarındaki Düşüş ve Türkiye’nin Gelecek Riski


Programda, doğurganlık oranlarındaki düşüşün Türkiye açısından taşıdığı stratejik risk de gündeme geldi. Ahmet Avanlıer, sosyolojik olarak 2,1 doğurganlık oranının bir eşik olduğunu, bu seviyenin altına düşen toplumlarda savaş olmadan bile sosyolojik erimenin başladığını hatırlattı.

Bugün Türkiye’de bu oranın 1,51’e kadar gerilediği, gelişmiş 50 ülke arasında İsrail hariç tamamında 2,1’in altında doğurganlık oranı bulunduğu ifade edildi.

Özgür Özer, Yunanistan, İtalya, İspanya ve Japonya gibi ülkelerden örnekler verdi. Nüfusu artmayan, hatta gerileyen bu ülkelerde özellikle dağ kasabalarının boşaldığını, İtalya’da Rönesans köylerinde nüfus kalmadığı için 1 euroya, birkaç bin euroya ev satıldığını, Japonya’da ise nüfusun hızla yaşlandığını ve önümüzdeki 30–40 yılda ciddi bir gerilemenin beklendiğini belirtti.

Özer, Türkiye’nin bu ülkelerden farklı, daha dinamik bir toplum yapısına sahip olduğunu; aile kavramının hâlâ önemli bir toplumsal değer olduğunu, ancak ekonomik ve sosyal koşulların bu avantajı yavaş yavaş aşındırdığını vurguladı.


Kayseri’de Boşanmalar ve Aile Platformu’nun Uyarıları


Kayseri özelinde de veriler dikkat çekici. Ahmet Avanlıer, hukukçularla yapılan görüşmelere atıfla Kayseri’de evliliklerin ilk yıllarında yaşanan boşanma oranlarının giderek yükseldiğini aktardı.

Son yıllarda, boşanma süreçlerinden olumsuz etkilenen kişi sayısının – çocuklar ve birinci derece akrabalar da dahil – 450 bine ulaştığı, bunun da şehir nüfusunun yaklaşık üçte birine tekabül ettiği vurgulandı.

Kayseri Aile Platformu olarak meseleye “gençlik elden gidiyor, aile elden gidiyor” sloganları üzerinden değil, sahadaki gerçek veriler ve somut gözlemlerle yaklaştıklarını söyleyen Avanlıer, derdinin hamasi söylemler değil, çözüm üreten politikaların geliştirilmesine katkı sunmak olduğunu ifade etti.

Özer, Aile Platformu’nun bu çabalarını saygıyla karşıladığını, devletin asli sorumluluğu olan alanlarda gönüllü bir sivil inisiyatifin hiçbir karşılık beklemeden çaba göstermesinin kıymetli olduğunu belirtti.


Devletin Rolü: Somut Destek Politikaları Mümkün mü?


Programda, sadece tespit yapmakla yetinilmeyip, çözüm önerilerine de yer verildi. Özgür Özer, devletin evlilik ve aile kurma konusunda daha somut, elle tutulur destek mekanizmaları geliştirmesi gerektiğini savundu.

Öneriler arasında:

Yeni evlenecek çiftlere, makul ölçekte düğün desteği verilmesi,
2+1 standart bir dairenin temel eşyalarının (mobilya, halı, perde, beyaz eşya vb.) kamu destekli olarak karşılanması,
Yerli üretimin güçlü olduğu şehirlerde (özellikle Kayseri’nin mobilya ve ev tekstili alanındaki gücü) üretici ile sosyal politika arasında köprü kurulması,
Devlet okullarının temel ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanması (tuvaletlerde sabun, tuvalet kâğıdı, kağıt havlu gibi en temel hijyen malzemeleri)
gibi başlıklar öne çıktı.

Özer, “bir insan hem mesleğini almış hem evlenmek istiyor ama geçim kaygısı yüzünden geri duruyorsa, devletin bu noktada el uzatması gerekir. 200 liralarla, küçük sembolik desteklerle değil, gerçekten rahatlatan politikalarla” ifadelerini kullandı.


Sanal Kumar, Madde Bağımlılığı ve Enflasyonun Ahlaki Yansımaları


Programda üzerinde özellikle durulan bir diğer başlık da sanal kumar ve bahis sitelerinin gençler üzerindeki yıkıcı etkisiydi.

Ahmet Avanlıer ve Özgür Özer, Yeşilay’dan alınan bilgiler ışığında, sanal bahis ve kumarın artık alkol ve uyuşturucunun önüne geçen bir “bir numaralı bela” haline geldiğini vurguladılar.

Özer, Kayseri’de yaşanan somut bir olayı anlatarak, 18–20 yaşındaki bir gencin, ihtiyaç duyduğu 10.000 TL için banka hesabı ve cep telefonu üzerinden yasa dışı bahis çetelerine “paravan” haline getirildiğini, daha sonra ise ağır bir hukuki sürecin içinde kaldığını aktardı. Gencin işini kaybettiğini, siciline işleyen suçun hayatının geri kalanını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

Bu tablo karşısında, “devlet nerede?” sorusunu yüksek sesle soran Özer, bir bireyin ulaşamadığı, görmediği, fark edemediği devasa sanal ağların devletin üst kademeleri tarafından denetlenmesi gerektiğini, yerel çabaların tek başına yetmeyeceğini ifade etti.

Enflasyonun toplumsal ahlak üzerindeki etkisine de değinen Özer, merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, “Enflasyon her türlü ahlaksızlığı, yolsuzluğu, fuhuşu ve fenalığı artırır, azaltmaz” sözlerini hatırlatarak, artan hayat pahalılığının insanları yanlış yollara sürükleyebildiğini, kaliteli gıdaya erişimden sahte ürünlerin yaygınlaşmasına kadar birçok alanda bozulmayı tetiklediğini söyledi.


Siyasetin Üstünde Bir Değer Olarak Aile ve Ortak Akıl İhtiyacı


Programın son bölümünde, aile ve nesil meselesinin “siyasetin üstünde” bir başlık olduğu vurgulandı. Ahmet Avanlıer, bir vatandaş olarak, iktidar ya da muhalefet fark etmeksizin doğruya “doğru”, yanlışa “yanlış” diyebilen siyasetçilere ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Özgür Özer ise, namus, şeref, haysiyet, din, inanç ve aile kavramlarının, tüm siyasi tartışmaların üzerinde olması gerektiğini vurgulayarak, “aile kurumunu koruyamazsak, toplumda çözülmeler yaşanır; siyasetçiler, akademisyenler, sivil toplum ve devlet bu başlıkta ortak akıl üretmek zorunda” dedi.

Türkiye’nin, aile bağları ve çocuklara verilen değer açısından hâlâ güçlü bir zemin üzerinde durduğunu, hatta Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerden Türkiye’ye gelenlerin ülkeyi “huzurlu aile kurulacak bir yer” olarak gördüklerini aktaran Özer, bu değerin korunması için kamusal politikaların güçlendirilmesi gerektiğini yeniledi.


Geleceğe Mektup: “Daima Atatürk’le Kalın”


Program formatı gereği, her bölüm geleceğe yazılan sembolik bir mektupla son buluyor. Bu kez, gelecek kuşaklara, torunlara, gençlere bırakılacak tek cümlelik mesaj Özgür Özer’den geldi.

Özer, merhum sanatçı Levent Kırca’nın son röportajlarından birine atıfla, şu cümleyi geleceğe not düştü:

“Hep Atatürk’le kalın, daima Atatürk’le kalın.”
Ahmet Avanlıer, programın kapanışında, bu cümlenin hem bugüne hem geleceğe bir pusula niteliği taşıdığını belirterek, “nesli, aileyi, gençliği konuşurken aslında geleceğe nasıl bir ülke bırakacağımızı konuşuyoruz” dedi.

“Geleceğe Mektuplar” programı, aile, gençlik, ekonomi, bağımlılıklar ve devlet politikaları gibi birbiriyle bağlantılı pek çok başlığı aynı çerçevede ele alarak sona erdi. Yayın, hem not tutan dinleyiciler hem de karar vericiler için “geleceğe yazılmış uzun bir mektup” niteliğinde kayıtlara geçti.

Haber:

Kaynak: Kayserim.net

Kayseri

Paylaş

Kayseri'den bir haberiniz mi var? Haber ihbar hattına iletin.

Kayseri haberlerini Google Haberler'de takip edin

Reklam
Paylaş

Kayseri hakkında merak edilenler

Bilgi Bankası

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Kayseri haberleri →

Yorumlar

Yorumlar topluluk kurallarına göre incelendikten sonra yayımlanır.